Sırbistan’da hükümet, tüm kontrolü elinde tuttuğunu savunsa da, yaklaşan yeni yıla birçok sorunu taşımaya hazırlandığı belirginleşiyor. Son bir yıldır süren ciddi siyasi ve toplumsal krizler, zamanla daha da zor bir hale geleceğe benziyor. Sırbistan’ın Naftna Industrija Srbija (NIS) etrafında dönen problemler, seçimler, Avrupa entegrasyonlarında herhangi bir ilerlemenin olmaması ve dış politikanın ciddi şekilde zarar görmesi, 2026 yılına taşınan en acil krize dönüşmüş durumda. Nova’ya konuşan uzmanlar, mevcut krizin çözülmesi için olası bir iyileşme ihtimalinin oldukça düşük olduğunu ifade ediyor.

Sırbistan’ın karşılaştığı tüm zorlukların gelecek yıl da devam edeceği, çünkü hükümetin pek çok alanda çözüm bulamadığı vurgulanıyor. 2026 yılında bir çöküş veya bir çıkış yaşanıp yaşanmayacağı sorusu gündeme geliyor.

Diplomat Srećko Đukić, Nova ile gerçekleştirdiği söyleşide, gelecek yıla taşınacak kriz konu başlıklarının hiçbirinin çözülme umudunu barındırmadığını belirtmektedir. Aksine, Đukić'e göre bu sorunlar daha da derinleşecek ve Sırbistan vatandaşlarını finansal, siyasi, ve yaptırımlarla daha fazla zorlayacak.

Sırbistan, enerji güvenliği konusunda ciddi bir krizle karşı karşıya. NIS’ın Amerikalı yaptırımları altında olması, Başkan Aleksandar Vučić’in Rusya çıkarlarını Sırp çıkarlarının önünde tutmasıyla daha da karmaşık bir duruma geldi. Başkan Vučić, durumu çözmek için 15 Ocak tarihini belirledi. Ancak NIS için bir çözümün mevcut olup olmadığı net bir şekilde bilinmiyor.

Vučić, zamanı hızla tükettiklerini ifade etmekte ve Sırbistan’ın Rusya’ya karşı tutumunu yeniden gözden geçirerek NIS sorununu çözme yönünde ilerlemeye çalıştığını aktarmaktadır. Ayrıca, potansiyel bir alıcının Macar MOL olabileceği duyumları yayıldı.

Đukić, 2026 yılı için açılan enerji güvenliği tartışmasında, NIS konusunun nerede bakılırsa bakılsın Sırbistan’a maliyetinin yüksek olduğunu ifade ediyor. Bu maliyetin, vatandaşların akaryakıt fiyatlarına yansıyacağı ve bazı hesaplara göre NIS’ın bir yıl içinde dört milyar euroya mal olabileceği belirtiliyor.

NIS’ın potansiyel bir alıcısı olması durumunda, yeni alıcının yatırım yapmayıp kendi kapasitesini zorlaması bekleniyor. Bu, özellikle MOL için geçerli. Đukić, MOL’un Hırvatistan’da satın aldığı Ina’yı mahvederek ulusal çıkarlarını nasıl tehlikeye attığını hatırlatıyor.

Başkan Vučić, 2026 yılının Sırbistan’ın siyasi hayatında bir dönüm noktası olacağına dair umut verici açıklamalarda bulunmakta. “Tarihsel” seçimler düzenlemeyi planladığını bildirdi.

Ancak şu ana kadar atılan adımlar göz önüne alındığında, mevcut hükümetin zaman kazanma çabaları ve henüz düzenlenmemiş olan seçimler, toplumun ve öğrencilerin baskılarına rağmen devam etmekte. Öğrenciler, “Zaferi Duyur” adı altında bir kampanya başlatarak Sırbistan genelinde seçimlerin düzenlenmesi için halktan imza toplamaya başlamış durumda. Bu kampanyanın amacı, olağanüstü parlamento seçimlerine hazırlık yapmak.

Đukić, önümüzdeki yıl seçimlerin gerçekte yapılmasına özlem duyup duyulmadığı konusunda pek de iyimser değil. Hükümetin seçimlerin 2027 yılına ertelenmesi için çeşitli stratejiler geliştireceğine inanıyor. EXPO etkinliğinin yaklaşmasıyla seçimlerin bu tarihte yapılabileceğini savunuyor.

Sırbistan’ın Avrupa Birliği ile olan müzakerelerinde ilerleme kaydedilmediği gibi, 2026 yılına da açılan herhangi bir fasla girmeden giriyor. Dört yıldır bir klaster açılmamış durumda. Vučić, Sırbistan’ın Avrupa yolunda olduğunu iddia etse de Avrupa Birliği, reformların yavaşladığını ve hukuk devleti ile yolsuzlukla mücadelede ciddi bir ilerlemenin olmadığını vurguluyor.

Đukić, her yolun bir başlangıcı ve sonu olduğunu belirterek, Sırbistan’ın AB üyeliği için sadece bir aday ülke statüsünde kalmaya devam ettiğini kaydediyor. Ayrıca, komşu ülkelerin Sırbistan’ı geçerek Avrupa Bulvarı’na girmek üzere olduğunu da hatırlatıyor.

Sırbistan’ın dış politikası, 2025 yılında büyük bir çöküş yaşadı. Rusya’ya yakın durmaya çalışan ülkenin, NIS etrafındaki belirsizlikler nedeniyle zor durumda kaldığını belirtmektedirler. Bu durum, Sırbistan’ın uluslararası alanda karşılaştığı tepkileri artırırken, Avrupalı delegelerinin de eleştirilerinin ardından hiçbir tedbir alınmamış durumda.

Đukić, dış politikanın iç politikayla sıkı bir ilişkiye sahip olduğunu vurgulayarak, bu alanda bir değişikliğin olmadığını ifade ediyor. Hükümetin izlediği Avrupa karşıtı kampanyaların devam edeceği ve bu kavramların 2026 yılında da sürdürülerek sosyal kabul görmeye devam edeceğini tahmin ediyor.