ABD Başkanı Donald Trump, bir sonraki büyük dış politika hedefinin Küba olacağını açıkça belirtti. Trump, bu hedefe İran ile savaşı sona erdirdikten sonra ulaşacağını açıklayarak, ABD'nin Küba üzerindeki baskısını daha da artırdı. Trump, başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Çok yakında ya bir anlaşmaya varacağız ya da ne gerekiyorsa onu yapacağız. Küba ile konuşuyoruz ama önce İran'ı halledeceğiz" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Washington'ın Havana üzerindeki baskısını giderek artırdığı bir döneme denk geldi. ABD, ada ülkesine yapılan yakıt sevkiyatlarını neredeyse tamamen engellemiş, bu durum ülkedeki enerji krizini derinleştirerek saatler süren elektrik kesintilerine yol açmıştır. Durum, bazı şehirlerde protestoların patlak vermesine kadar tırmanmış; göstericiler Komünist Parti binalarına saldırmış, yetkililer ise isyanlara katılanları tutuklamıştır. Aynı zamanda Trump, radikal hamle olasılıklarından giderek daha açık bir şekilde söz etmektedir. Küba'nın "çok zayıflamış bir devlet" olduğunu savunan Trump, son konuşmalarından birinde ABD'nin adayı "ele geçirebileceğini" ima etti. Politico'nun aktardığına göre Trump, "Küba'nın sonunu gördüğümü düşünüyorum" diyerek, bu ülkeyle "istediği her şeyi yapabileceğini" belirtmiştir. Bloomberg'in bildirdiğine göre, bu tür bir retorik, yılın başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yakalandığı ABD operasyonunun ardından geldi. Bu hamle, Küba için kilit yakıt kaynağını fiilen keserek adayı Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana en ağır ekonomik krize itti. Ancak baskıyla birlikte müzakereler de yürütülüyor. Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel, ABD'li yetkililerle "ikili sorunlara olası çözümler" hakkında görüşmelerin devam ettiğini doğruladı ancak müzakerelerin eşit taraflar arasında yapılması konusunda ısrar etti. Vaşington'da ise, Florida'dan sadece 150 kilometre uzaklıktaki adada mevcut krizin rejim değişikliğinin bir başlangıcı olabileceği yönündeki spekülasyonlar giderek yükseliyor. Trump'ın yakın müttefikleri şimdiden "tarihi bir fırsattan" söz ederken, Küba-Amerikan toplumunun bir kısmı ise Havana'daki yönetimin çökmesi için ek baskı çağrısında bulunuyor. Şimdilik Trump, önceliklerini net bir şekilde ortaya koyuyor: Önce İran, sonra Küba. Ancak ekonomik boğma, siyasi baskı ve giderek artan agresif retoriğin birleşimi, Karayipler'deki krizin yeni büyük bir jeopolitik çatışma noktasına dönüşebileceğini kaydetti.