Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, müttefikleri ABD ve Çin'in egemenliğine karşı güçlerini birleştirmeye çağırarak, Avrupa'nın 'iki hegemonik gücün vasalı' olmak istemediğini açıkça belirtti. Macron'un bu açıklaması, Fransız gemilerini Hürmüz Boğazı'na göndermeyi defalarca reddetmesinin ardından geldiğini bildirdi ve Washington ile ilişkilerin daha da gerginleştiğini kaydetti. Ancak Fransız Cumhurbaşkanı Macron'un bu tutumda yalnız olmadığı kaydedildi. Çok sayıda Avrupalı liderin ABD Başkanı Donald Trump ile işbirliğini reddettiği belirtildi. Bu durum, ABD Başkanı Trump'ı, Amerika Birleşik Devletleri'nin NATO'dan ayrılabileceği yönünde çarpıcı bir duyuru yapmaya sevk ettiğini bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump, son günlerde sözlerini seçmediğini ve müttefiklerini 'kağıttan kaplan' olarak nitelendirdiğini belirtti. Bu durumun temel nedeninin İran ile yaşanan çatışmada destek eksikliği olduğunu vurguladı. Birden fazla Avrupa ülkesinin Basra Körfezi'ndeki operasyonlara katılmayı reddettiğini ve bunun 'kendi savaşları olmadığını' ifade ettiklerini aktardı. Bu nedenle Trump'ın 'ABD'nin NATO'dan ayrılmayı ciddi şekilde düşündüğünü' bildirdiği belirtildi. Bu açıklamanın ittifak içindeki ayrılığı daha da derinleştirdiğini ve NATO'nun geleceği sorusunu gündeme getirdiğini kaydetti. Jeopolitik analist Ivan Miletić, bu tür açıklamaların gerçeklikte sınırlı bir dayanağı olduğunu belirtti. Miletić, NATO'nun bu kadar ileri gitmek üzere tasarlanmadığını, bunun öncelikli olarak Avrupa'yı Rusya'dan korumaya odaklanmış bir savunma ittifakı olduğunu açıkladı. Özellikle Ukrayna'da savaş sürerken kapasitelerini tüm küresel çatışmalara genişletemeyeceğini vurguladı. Miletić ayrıca, ABD'nin küresel operasyonlar için, özellikle Orta Doğu'daki çatışmalar gibi durumlarda, NATO dışında yeni bir askeri çerçeve arayabileceğini kaydetti. ABD'nin NATO'dan ayrılması dramatik görünse de, bunun basit bir adım olmadığı belirtildi. 2024 tarihli ABD yasasına göre, başkanın Senato'da üçte iki çoğunluk veya Kongre onayı olmadan böyle bir kararı tek başına alamayacağı aktarıldı. Dış politika analisti Branimir Đokić, NATO'nun bu durumda resmi bir rolü olmadığını vurguladı. Đokić, NATO'nun bir savunma ittifakı olduğunu, burada Amerika'ya yapılan bir saldırıdan değil, ABD'nin başka bir devlete karşı eyleminden bahsedildiğini belirtti. Bu nedenle müttefiklerin katılmak zorunda olmadığını aktardı. Đokić'in sözlerine göre, Trump'ın retoriğinin, ittifaktan gerçek bir ayrılma niyetinden çok Avrupa üzerindeki bir baskıya benzediği kaydedildi. Ancak, bu tür açıklamaların sonuçlarının şimdiden hissedildiği belirtildi. ABD olmadan NATO'nun askeri gücünün, teknolojisinin ve finansmanının büyük bir kısmını kaybedeceği, Avrupalı ülkelerin ise bu boşluğu kapatmak için yıllara ihtiyaç duyacağı vurgulandı. Bu arada, Rusya gibi rakiplerin böyle bir güvenlik boşluğunu istismar edebileceği kaydedildi. Diğer yandan, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin öncülüğünde Avrupa'nın askeri olarak bağımsızlaşması giderek daha yüksek sesle dile getirildiği bildirildi. Analist Miletić, Amerika'nın çekilmesi durumunda Avrupa'nın kapasitelerini birleştirerek pratik olarak yeni, Avrupa askeri ittifakı oluşturabileceğini belirtti. Đokić ise bunun aynı zamanda bir siyasi taktik olduğunu değerlendirdi. Đokić, Trump'ın Avrupa'nın kendisine gelmesini ve ona ihtiyaç duyduğunu söylemesini istediğini, ancak Avrupa'nın kendi güvenliğini tek başına sağlayabileceğini giderek daha fazla gösterdiğini vurguladı. Sonuç olarak, analistlerin NATO'nun zayıf olup olmadığı değil, bir sonraki versiyonunun nasıl görüneceği konusunda hemfikir olduğu aktarıldı. ABD'nin tamamen ayrılmasının pek olası olmamasına rağmen, Amerikan rolünün azaltılmasının bile küresel güvenlik mimarisini kalıcı olarak değiştirebileceği vurgulandı.