Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran ile savaş ve Orta Doğu'da artan gerilimler arasında, ABD'nin NATO ittifakından ayrılması konusunu daha önceki dönemlere göre çok daha ciddi bir tonla yeniden aktardı. İngiliz "Telegraph" gazetesine verdiği röportajda, NATO'yu "kağıttan bir kaplan" olarak nitelendirerek ittifakın artık gerektiği gibi işlemediğini ve böyle bir adımı ciddi olarak değerlendirdiğini belirtti. Başkan Trump, "NATO artık eskiden olduğu hiçbir şeye benzemiyor. NATO'ya asla özellikle inanmadım. Her zaman onun kağıttan bir kaplan olduğunu biliyordum ve Rusya Devlet Başkanı Putin de bunu biliyor, bu arada," açıkladı. Bu açıklamaların, ABD'nin İran ile savaşından çıkış yolu aradığı ve kilit deniz yolları, özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliğindeki rolü nedeniyle müttefikler üzerindeki baskının arttığı bir dönemde geldiği kaydedildi. Trump daha önce de NATO'dan ayrılmayı düşündüğünü belirtmişti. O zamanki bağlamın farklı olduğunu aktardı. Yılın başında, Kraliyet Danimarkası'na ait olan ancak Trump'ın Amerikan güvenliği için kilit önemde gördüğü Grönland üzerindeki bir anlaşmazlık sırasında bu olasılığı dışlamadığını aktarmıştı. O dönemde, "Size ne yapmaya hazır olduğumu söylemem ama Grönland ulusal güvenlik için son derece önemli," şeklinde açıklamıştı. Bu çatışmanın ABD ile Avrupalı müttefikler arasında derin bölünmeler yarattığı, ancak mevcut durumun riski daha da artırdığı vurgulandı. İran ile savaş, petrol piyasasındaki aksaklıklar ve küresel ticaretteki belirsizlik, NATO'yu son yılların en büyük baskısı altına soktuğunu kaydetti. Başkan Trump, son haftalarda müttefiklerinin krizi çözmek için yeterince çaba göstermediğini vurguladı. NATO'nun 1949 yılında batılı ülkelerin kolektif savunma ittifakı olarak kurulduğunu ve bugün 32 üyeyi bir araya getirdiğini aktardı. Temel ilkesinin, bir üyeye yapılan saldırının herkese yapılmış sayılmasını öngören 5. Maddesi'nde yer aldığını vurguladı. Amerika Birleşik Devletleri'nin en başından beri ittifak içinde hem askeri hem de siyasi olarak kilit bir güç olduğunu belirtti. Uzmanlar, ABD'nin ittifaka olan bağlılığını sorgulamanın bile ciddi sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Birmingham Üniversitesi Amerikan Hukuku Profesörü Ilaria di Gioia, yakın zamanda "ABD'nin ayrılma fikrinin kendisi, kolektif savunmanın güvenini, uyumunu ve kredibilitesini zayıflatıyor," açıkladı. Trump olası bir ayrılıktan bahsetse de böyle bir adımın basit olmadığını kaydetti. 2024 Ulusal Savunma Yasası'nın, başkanın ABD'yi Senato'da üçte iki çoğunluk veya Kongre onayı olmadan NATO'dan tek taraflı olarak çekemeyeceği yönünde sınırlamalar getirdiğini aktardı. Hukuk uzmanları, Trump'ın dış politika yetkilerine atıfta bulunarak bu sınırlamaları aşmaya çalışabileceğini ancak bunun neredeyse kesinlikle Beyaz Saray ile Kongre arasında kurumsal bir çatışmaya yol açacağını belirtti. Böyle bir senaryoda, son kararı muhtemelen mahkemelerin vereceğini vurguladı. Tarihi bir emsal olarak, Başkan Jimmy Carter'ın 1978'de ABD'yi Tayvan ile savunma anlaşmasından çektiğini, ancak o dönemde böyle bir yasal engelin bulunmadığını kaydetti. Bazı analistlerin, Trump'ın ayrılma tehdidini, özellikle Avrupa ülkelerinin savunmaya yeterince harcama yapmadığı yönündeki uzun süreli şikayetler bağlamında bir müzakere aracı olarak kullandığını belirtti. Ancak diğerleri, durumun artık farklı olduğunu belirtti. Önceki anlaşmazlıklardan farklı olarak, mevcut bağlamda İran ile savaş, petrol piyasası aksaklıkları, tedarik zinciri kesintileri ve küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş gibi faktörlerin bulunduğu vurgulandı. Bu tür koşullar altında, Trump'ın açıklamalarının artık sadece siyasi bir baskı olarak değil, küresel güvenlik mimarisini değiştirebilecek gerçek bir olasılık olarak algılandığı belirtildi. Bu nedenle sorunun, Trump'ın bunu yapıp yapamayacağı değil, böyle bir adımın Avrupa, NATO ve tüm uluslararası düzen için ne anlama geleceği olduğu kaydedildi.