Amerika Birleşik Devletleri, Hâg'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nın (IRMCT) faaliyetlerine son vererek bu uluslararası kurumdan çekildi. Bu mekanizma, eski Yugoslavya için kurulan Hâk Mahkemesi ve Ruanda mahkemesinin mirasını üstleniyor.

Bu karar, Washington yönetiminin 66 uluslararası kuruluş ve mekanizmaya katılımını sona erdireceği yönünde aldığı bir kararla bağlantılı olarak değerlendiriliyor. Başkanlık genelgesiyle, ABD'nin çıkarlarıyla uyumsuz olduğu düşünülen organların finansmanının ve katılımının sona ermesi istemi doğrultusunda bu karar alınmıştır.

IRMCT’nin de yer aldığı bu kuruluşlar listesi, pek çok Birleşmiş Milletler organı ve uzman ajansı içermektedir. Genelgede her bir kurum için bireysel gerekçelerin bulunmaması, savaş suçlarını işlerken bu mekanizmanın siyasi ve gelişim forumlarıyla aynı kategoride değerlendirilmesinin, ABD’nin uluslararası ceza adaletine yaklaşımında bir değişikliği işaret ettiği düşünülmektedir.

Bosna-Hersek için bu karar büyük bir öneme sahiptir. IRMCT, 1990’lı yıllardaki savaşlar sırasında işlenen soykırım ve savaş suçlarına ilişkin yargı kararlarının hukuki sürekliliğini sağlamakta, itiraz süreçlerini yürütmekte ve suçların inkarıyla mücadelede kritik öneme sahip arşivleri yönetmektedir.

Bu mekanizma, Ratko Mladić ve Radovan Karadžić aleyhine kesinleşmiş hapis cezaları vermiştir. Her iki sanık da Srebrenica’daki soykırım ve insanlığa karşı diğer suçlar nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır. Ayrıca, Sırbistan'ın Devlet Güvenlik Servisi eski yöneticileri Jovica Stanišić ve Franko Simatović hakkında da kesinleşmiş cezalar verilmiş, bu durum Belgrad’ın Bosna-Hersek’teki savaş sırasındaki rolü konusunda yeniden tartışmalara yol açmıştır.

ABD'nin, Hâk Mahkemesi’nin kuruluşu ve işleyişinde önemli bir rol oynamış bir ülke olarak bu kararı, bu kararların siyasi tartışmalara ve geçersiz kılmalara karşı koruyan uluslararası çerçeveyi daha da zayıflatmaktadır.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Birleşmiş Milletler’in gözetiminde faaliyetlerine devam etse de, Amerika Birleşik Devletleri’nin tam siyasi ve finansal desteğinin eksikliği, mekanizmanın otoritesini ve operasyonel kapasitesini ciddi şekilde zayıflatmaktadır.