ABD merkezli Palantir şirketinin kamuoyunu şoke eden manifestosu tartışma yarattı. Avrupa yasa koyucuları, Batılı hükümetlerin hassas verilerini yöneten şirketin bu belgesini "süper kötü adamın saçmalıkları" ve "teknofaşizm" olarak nitelendirirken, şirket teknoloji devlerinin "sert güç" ve Batı'nın savunmasında yer almasının ahlaki bir görev olduğunu vurguladı. Bu gelişmeler dnevnik.hr tarafından aktarıldı. ABD merkezli teknoloji şirketi Palantir Technologies, adını J.R.R. Tolkien'in 'Yüzüklerin Efendisi' kitap serisindeki sihirli, her şeyi gören küre Palantir'den almaktadır. Şirketin, veri işleme ve analiz araçlarıyla ile ABD ve İsrail istihbarat servisleriyle yaptığı işbirlikleri göz önüne alındığında, kitaptaki nesnenin adı ve uğursuz doğası uygun görülmektedir. Şirket, 2003 yılında Alex Karp ve Peter Thiel tarafından, CIA'in risk sermayesi kolu olan In-Q-Tel'in desteğiyle kuruldu. 11 Eylül sonrası istihbarat çalışmaları üzerine kurulan başlangıç operasyonlarını takiben, Avrupa, Orta Doğu ve ötesindeki anlaşmalarla uluslararası alana yayıldığı kaydedildi. Palantir, CEO Alex Karp ve Kurumsal İlişkiler Başkanı Nicolas Zamiska'nın 'Teknolojik Cumhuriyet' adlı kitabına dayanan 22 maddelik manifestosunun özetini sosyal medyada yayımladıktan sonra eleştiri dalgasıyla karşılaştığı belirtildi. Belgenin, teknoloji sektörünün alışılagelmiş çerçevelerini aşan görüşler ifade ettiği ve radikal toplumsal ve askeri değişiklikler çağrısında bulunduğu aktarıldı. Manifest, Batılı güçlerin ve teknoloji şirketlerinin küresel düzende daha agresif bir rol oynamasını savunduğu belirtildi. Al Jazeera'nin bildirdiğine göre, Palantir ulusal hizmetin (askeri hizmet) getirilmesi çağrısı yapıyor ve teknoloji şirketlerinin savunmaya katılma konusunda "ahlaki" bir görevi olduğunu vurguladı. Metin, demokratik toplumların bekası için "sert gücün" gerekliliğini vurgularken, kamusal yaşamda dinin kabul edilmesine de açıkça çağrıda bulunuyor. Manifestin özellikle tartışmalı bir bölümünün kültürel hiyerarşilerle ilgili olduğu belirtildi. Guardian, belgenin belirli kültürlerin "işlevsiz ve gerileyici" olduğunu, diğerlerinin ise hayati ilerlemeler kaydettiğini öne sürdüğünü aktardı. Bu retoriğin, kültürel hiyerarşileri teşvik etmesi ve yazarların "boş" olarak adlandırdığı çoğulculuğa saldırması nedeniyle kınamalara yol açtığı bildirildi. Kitap ve manifesto ayrıca otonom silahların kaçınılmazlığını da ele aldığı belirtildi. Palantir, yapay zeka destekli silahların üretilip üretilmeyeceğinin değil, kimin üreteceğinin önemli olduğunu savunarak, Batılı rakiplerin etik üzerine "tiyatral tartışmaları" beklemeyeceğini ifade etti. Yazarlar, Elon Musk gibi milyarderleri de savunarak, başarılarının genellikle meşru ilgi yerine alaycılıkla karşılandığını aktardı. Palantir manifestosu, şirketin küresel çatışmalardaki rolü nedeniyle ciddi suçlamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde geldiği belirtildi. Şirketin, Donald Trump'ın tartışmalı göçmenlik politikalarına verdiği destek ile İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki askeri operasyonlarına derin katılımı nedeniyle inceleme altında olduğu açıklandı. Kritik çevreler, şirketin istihbarat verilerini ve dijital kaynakları "öldürme listeleri" olarak adlandırdıkları hedef veri tabanları oluşturmak için kullandığını kaydetti. Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşları, Palantir'in "uluslararası hukuka bariz bir saygısızlık" gösterdiğini, ABD'deki göçmen hakları ihlallerine ve yapay zeka ürünleri tedariki yoluyla Gazze'de olası bir soykırıma katkıda bulunduğunu bildirdi. En sert siyasi tepki, Palantir'in Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) ile olanlar da dahil olmak üzere 500 milyon sterlinden fazla değere sahip sözleşmelerinin bulunduğu Birleşik Krallık'tan geldiği belirtildi. İngiliz parlamento üyeleri manifestoyu şiddetle kınadı; milletvekili Martin Wrigley, belgeyi "RoboCop filminin bir parodisi" ve "rahatsız edici narsisist bir tirat" olarak nitelendirdiğini aktardı.