On iki binden fazla ABD hükümet belgesi, Amerikan askeri operasyonlarının Pasifik bölgesini on yıllardır radyoaktif atık, sinir gazları ve kimyasal silahlarla kirlettiğini açıkladı. Britanyalı gazeteci John Mitchell'in "Poisoning the Pacific" adlı kitabında detayları yayımlanan bu belgeler, Amerikan ordusunun Pasifik Okyanusu'nu ve bölgedeki yerli topraklarını zehirleyerek yaşamları ve ekosistemi tehdit ettiğini kaydetti. Mitchell, belgelere ABD Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası aracılığıyla ulaştığını ve yerel sakinler, gaziler ve araştırmacılarla görüşmeler yaparak bilgileri topladığını belirtti. ABD'nin on yıllar boyunca Pasifik bölgesine karşı ihmalkar davrandığını, ordusunun yerli halkın haklarını ihlal etmesine, topraklarına el koymasına ve hassas ekosistemleri bozmasına izin verdiğini aktardı. The Guardian gazetesi, ABD Hava Kuvvetleri Çavuşu Leroy Foster'ın 1968'de Pasifik'teki bir ABD bölgesi olan Guam'daki Anderson Üssü'ne geldiği örneğini aktardı. Foster'a ertesi gün, "orman filizlerini öldürmek için" dizeli "ajan turuncu" adlı herbisitle karıştırması ve üssün tüm kamyonlarına püskürtmesi emredildiği bildirildi. Foster kısa süre sonra cilt sorunları yaşadı ve sonunda Parkinson ile kalp hastalığına yakalandı. Kızının genç yaşta kansere yakalandığı, torununun ise 12 parmaklı ve kalp üfürümüyle doğduğu belirtildi. Yıllar süren ihtilafın ardından Foster, adadaki toksinlere maruz kalması nedeniyle tazminat kazandı. 2018'de vefat eden Foster'ın ölümüne kadar Amerikan ordusu Pasifik'i kirletmeye devam etti. Mitchell, birkaç yıl önce The Guardian'a yaptığı açıklamada, "Amerikan yetkililerin kirliliği yalanlarla, dezenformasyonla ve gazetecilere saldırılarla defalarca örtbas etmeye çalıştıklarını, bunu bizzat deneyimlediğini" bildirdi. Kitabında yetkililerin çalışmalarını engelleme girişimlerinin detaylarını aktardı. Mitchell, "Meslektaşlarım beni araştırmaya devam etmemem konusunda uyardı. Ama beni en çok motive eden şey, araştırmamın Okinawa'da ajan turuncuya maruz kalan gaziler üzerindeki etkisi olacaktı. Raporlarım, hasta olanların Amerikan hükümetinden tazminat almasına yardımcı oldu," diye kaydetti. Kitabında, Marshall Adaları takımadalarının bir parçası olan Runit Adası'ndaki "kubbeden" de bahsedildi. Bu kubbenin aslında, ABD'nin savaş sonrası atom testlerinden kalan plütonyum-239 da dahil olmak üzere 70 binden fazla metreküp radyoaktif atığı yerleştirdiği devasa, beton bir "mezar" olduğu belirtildi. Nevada'dan gelen radyasyonlu toprağın da bu adaya taşınarak burada bırakıldığı açıklandı. O dönemde kubbeden denize radyoaktif materyal sızdığı, Amerikan Enerji Bakanlığı'nın da bu miktarın tehlikeli olmadığını ekleyerek durumu açıkladı. Amerikan yönetimleri ise, "kubbeden" Marshall Adaları'nın sorumlu olduğunu art arda belirtti ve ABD'nin etkilenen topluluklara yer değiştirme, rehabilitasyon ve radyasyonla ilgili tedavi amacıyla 600 milyon dolardan fazla ödeme yaptığını aktardı. Mitchell'in kitabında ayrıca, 29 milyon kilogram hardal gazı ve sinir gazı ile 454 ton radyoaktif atığın Pasifik Okyanusu'na atıldığı ve belgelerde Hawaii yakınlarındaki Johnston Atolü'nde imha edilmeleri planlanırken çevreye sızdığı belirtilen Sarin de dahil olmak üzere sinir gazlarının kullanıldığı detaylı bir şekilde yer aldı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Guam'a yaklaşık 5 bin varil "ajan moru" (ajan turuncunun öncüsü) taşındığı ve orada bırakıldığı bildirildi. Amerikan Savunma Bakanlığı, herbisitin adada hiç kullanılmadığını belirtse de, o zamanlar adada bulunan askeri personel, Guam'ın kayalıklarından askeri atıklar ve herbisit içeren variller attıklarını bildirdi. Araştırmacılar 2015'te, herbisitle ilaçlandığı düşünülen köylerde doğuştan gelen kusurlar nedeniyle yenidoğan ölümlerinin arttığını bildirdi. İki yıl sonra Amerikan hükümeti testlerde toprakta herbisit bulunmadığını belirtirken, çevre koruma ajansı bunun aksini bildirdi. Guam'daki sonuçların, Mitchell'in araştırmasına başladığı, on yıllardır bir ABD üssü olan Okinawa'daki yerel sakinleri ve Amerikan askerlerini etkileyenlerle benzerlik gösterdiği belirtildi. The Guardian, ABD'nin binlerce deniz piyadesini Okinawa'dan Guam'a taşımak için Japonya ile anlaştığını ve Japon adası sakinlerinin sağlık ve çevre üzerindeki zarara atıfta bulunarak askeri varlıklarına sürekli karşı çıktıklarını kaydetti. Mart 2019'da, Guam, Amerikan Samoası ve Johnston Atolü olmak üzere üç Amerikan Pasifik bölgesinde herbisitlere maruz kalan 53 bin gaziye tazminat onaylandığı aktarıldı. Ancak Mitchell, 2020'de bile yerli halkın seslerinin duyulmadığını vurguladı. Temmuz ayında Guam'da askeri kazılarda onlarca insan kalıntısı ve kültürel eser ortaya çıkarıldığında, Çamoro halkı da dahil olmak üzere yerel halk şok oldu. Pasifik'i askerden arındırma konusundaki endişelere ve hareketlere rağmen, bu ayın başlarında adada yaklaşık 70 yıl sonra ilk yeni Amerikan deniz üssü resmi olarak açıldığı açıklandı.