Küresel kripto piyasalarında Bitcoin, son dört aydır devam eden şok edici bir düşüş yaşayarak "dijital altın" olduğu yönündeki miti sarstı. Aşırı dalgalanmalarıyla bilinen kripto piyasalarında bu fiyat düşüşü tek başına şaşırtıcı olmasa da, jeopolitik gerilimlerin ve piyasa belirsizliğinin arttığı bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle yatırımcılar arasında şaşkınlık yarattı ve Bitcoin'in güvenli liman algısını sorgulattı.

Yıllardır Bitcoin, kriz zamanlarında sermayenin aktığı güvenli bir liman olan "dijital altın" olarak tanıtılmıştı. Bu mantığa göre, mevcut jeopolitik gerilimlerin tırmandığı dönemde Bitcoin'in yükselmesi bekleniyordu. Ancak gerçekler tam tersini gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a saldırı tehdidinde bulunarak, Grönland nedeniyle Avrupalı müttefikleri ve Kanada ile ilişkileri gerginleştirerek, ayrıca Güney Kore'ye yeni gümrük vergileri açıklayarak jeopolitik gerilimleri artırmıştı. Aynı zamanda, yapay zekadaki ani ilerleme, Anthropic şirketinin Claude gibi araçlarının hukuk bürolarında işleri yapmaya başlamasıyla piyasaları ek olarak tedirgin etmiş ve yazılım firmalarının hisselerini sarsmıştı.

Bu ortamda yatırımcılar kitlesel olarak altına yöneldi ve ons başına fiyatı 5.500 doları aştı. Altın, somut, nadir ve uzun vadede değerini koruyan geleneksel bir kriz sığınağı olarak öne çıkarken, Bitcoin bu trendi takip etmedi. Yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 20 düşüş kaydeden Bitcoin için, yatırımcı Michael Burry, altın ve gümüş piyasasındaki oynaklığın bir kısmının, bazı yatırımcıların kriptodaki kayıplarını telafi etmek için değerli metalleri satmasından kaynaklandığını aktardı. Bitcoin'deki düşüş, Trump'ın Kasım 2024 seçim zaferi sonrası kripto piyasasını güçlü şekilde yükselten "Trump etkisi"ni de ortadan kaldırdı. Bu yükseliş, Trump'ın daha önce sertçe eleştirdiği sektörü düzenlememe vaatleriyle tetiklenmişti.

Yeni düşüş dalgasının temelinde, Bitcoin'in gerçekten "dijital altın" olup olmadığına dair artan şüphe yattığı belirtildi. Kripto piyasası, korkan yatırımcıların riskli varlıkları satıp daha güvenli yatırım biçimlerine yöneldiği genel bir "riskten kaçış" eğilimiyle sarsıldı. Ekim ayından bu yana yaklaşık yüzde 24 yükselen altın ile aynı dönemde yaklaşık yüzde 50 değer kaybeden Bitcoin arasındaki giderek artan fark, bu algıyı daha da pekiştirdi.

Washington'dan gelen mesajlar da durumu düzeltmedi. ABD Hazine Bakanı Scott Besent, Kongre önünde yaptığı açıklamada, Hazine Bakanlığı'nın kripto piyasalarını stabilize etme yetkisinin olmadığını vurguladı. Bitcoin ETF'leri de büyük beklentileri karşılamazken, kurumsal yatırımlar ve işlem hacmi düşmeye devam etti. Bu durumun küçük yatırımcılar arasındaki paniği daha da körüklediği kaydedildi.

Yine de kripto savunucuları, bunun Bitcoin'in ilk çöküşü olmadığını hatırlattı. Piyasanın, 2014'te Mt. Gox saldırısının ardından, 2018'de ICO balonunun patlamasıyla (yüzde 74 düşüşle), 2021 ve 2022'de ise düzenleyici baskılar ve FTX gibi skandallar nedeniyle güçlü düşüşler yaşadığı aktarıldı. Tüm bu durumlarda Bitcoin'in sonunda toparlandığı ve genellikle yaklaşık bir buçuk yıl içinde eski seviyesine döndüğü belirtildi. Ancak bu kez aynı senaryonun tekrarlanıp tekrarlanmayacağı veya piyasanın daha öncekinden daha derin bir değişimle mi karşı karşıya olduğu sorusu gündemde kaldı.