ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin lideri Xi Jinping ile İran, ticaret ve Tayvan başta olmak üzere kritik konuları görüşmek üzere Çin'in başkenti Pekin'e önemli bir ziyaret gerçekleştirdiği bildirildi. Bu zirvenin, iki ülke arasındaki gelecekteki ilişkilerin seyrini belirleyecek anahtar gündem maddelerini içerdiği kaydedildi. Bu ziyaret, neredeyse on yıl sonra bir ABD başkanının Pekin'e yaptığı ilk ziyaret olarak kaydedildi. ABD Başkanı Donald Trump'ın en son 2017 yılında Çin'e resmi bir ziyarette bulunduğu, ancak geçen ekim ayında Güney Kore'de Çin lideri Xi Jinping ile bir araya geldiği aktarıldı. Ziyaretin, İran'daki savaş nedeniyle mart ayının sonunda planlandığı ancak ertelendiği belirtildi. ABD yönetimi, zirvenin gündemi hakkında somut detaylar açıklamazken, Beyaz Saray geçtiğimiz hafta ticaret, fentanil, İran ve Amerikan halkı için önemli diğer konuların ele alınacağını bildirdi. ABD Başkanı Trump'a bu ziyarette Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'in yanı sıra teknoloji, finans, havacılık, biyoteknoloji ve üretim sektörlerinden, dünyanın en zengin insanı ve Tesla ile SpaceX'in başkanı Elon Musk, Apple'dan Tim Cook ve Boeing'den Kelly Ortberg gibi 17 üst düzey yöneticinin eşlik ettiği vurgulandı. Bu haftaki ziyaretin Washington ile Pekin arasındaki gelecekteki ilişkilerin tonunu belirlemesi beklendiği belirtildi. Zirvenin ana gündem maddelerinden biri olarak İran'daki savaşın ele alındığı kaydedildi. BBC'nin aktardığına göre, ABD Başkanı Trump'ın çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya varmak için Çin'den Tahran üzerinde baskı kurmasını isteyeceği, Pekin'in ise enerji piyasalarını istikrara kavuşturmayı ve küresel ticareti korumayı hedeflediği belirtildi. Dışişleri Bakanı Rubio, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Çin'in İran'ı Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi azaltmaya ikna etmesini umduğunu kaydetti. Rubio, "Umarım Çinliler söylenmesi gerekeni söylerler, o da boğazda yaptığınızın küresel izolasyonunuza yol açtığıdır" şeklinde açıklama yaptı. Amerikan-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu'na göre, Çin ve İran arasında yakın ekonomik, stratejik, diplomatik ve güvenlik ilişkileri bulunduğu aktarıldı. Çin'in İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda olduğu ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından kendi rezervlerine sahip olan ABD'den çok daha fazla etkileneceği belirtildi. Bu nedenle Pekin'in İran'ı bu deniz geçidini yeniden açmaya ikna etmesinin kendi çıkarına olduğu kaydedildi. "The Hill" gazetesine göre, Trump her ne kadar İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu ABD'ye devredeceği anlaşmadan vazgeçtiğini belirtse de, Çin'in İran'ı böyle bir çözümü kabul etmeye ikna etmesinin görüşülebileceği aktarıldı. Zirvenin önemli gündem maddelerinden bir diğerini ise gümrük vergileri oluşturduğu belirtildi. ABD ve Çin'in geçtiğimiz yıl Trump'ın neredeyse tüm dünya ülkelerine geniş kapsamlı tarifeler uygulamasıyla bir ticaret savaşına girdiği kaydedildi. Xi ve Trump'ın, geçen ekim ayında Güney Kore'de gerçekleştirdikleri görüşme sonrası bir yıllık ticaret ateşkesi sağladığı, bu anlaşmada gümrük vergilerinin azaltılması, Çin'in ABD'den soya fasulyesi alımı ve Çin'in nadir toprak mineralleri ihracat kısıtlamalarının askıya alınması kararlarının alındığı aktarıldı. "The Hill"in belirttiğine göre, bu ateşkesin uzatılmasının toplantıdan çıkacak ana açıklamalardan biri olabileceği ifade edildi. Ayrıca Tayvan meselesinin de zirvenin gündeminde olması beklendiği vurgulandı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin, geçtiğimiz ay Dışişleri Bakanı Rubio'ya Tayvan'ın "Çin-Amerikan ilişkilerindeki en büyük risk faktörü" olduğunu vurguladığı kaydedildi. ABD Başkanı Trump'ın, hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından, ABD'nin Tayvan adasına verdiği desteğin müzakere konusu olmadığını Xi'ye açıkça belirtmesi yönünde baskı altında bulunduğu aktarıldı. "The Hill", Xi'nin ticaret müzakerelerini ABD'nin Tayvan'a yönelik tutumunu değiştirmek için bir baskı aracı olarak kullanmaya çalışacağının yaygın olarak beklendiğini kaydetti. "Politico"ya göre, diplomatların temel endişelerinden birinin, Trump'ın ticaret anlaşmaları veya İran konusunda yardım karşılığında Tayvan'a yönelik uzun süredir devam eden politikayı "takas edebileceği" yönünde olduğu belirtildi. Washington'daki Asyalı bir diplomatın gazeteye, "Pekin'in Hürmüz Boğazı'nı yeniden açacak bir İran anlaşmasına aracılık etmeyi, ABD'nin Tayvan konusundaki tavizleri karşılığında önerebileceğinden endişeliyiz" açıklamasında bulunduğu ifade edildi. ABD Başkanı Trump'ın, eski Hong Kong medya patronu Jimmy Lai ve Hristiyan rahip Ezra Jin dahil olmak üzere Çin makamları tarafından tutuklu bulunan birçok kişinin serbest bırakılması çağrısında bulunan insan hakları örgütlerinin de baskısı altında bulunduğu aktarıldı. Trump'ın daha önce "The Hill"e, Jin'in tutukluluğu konusunu Xi ile gündeme getireceğini belirttiği, Pazartesi günü ise her iki vakadan da bahsettiği kaydedildi. Yapay zeka (AI) alanındaki yarışın da zirvenin önemli konularından biri olarak öne çıktığı belirtildi. Trump'ın, ABD'nin şu anda yapay zeka alanında Çin'in önünde olduğunu iddia etse de, ileri yarı iletken çiplerin geleceği hakkında soruların devam ettiği vurgulandı. ABD'nin, Çin'in aşmaya çalıştığı bu çiplerin ihracatına kısıtlamalar getirdiği aktarıldı. "Politico"ya göre, Tayvan'ın aynı zamanda ABD'nin yüksek teknoloji sektörü için güvenli bir tedarik zinciri oluşturma çabalarının kilit bir bileşeni olarak görüldüğü belirtildi. ABD yönetimi, Ocak ayında Tayvan ile yaklaşık 500 milyar dolarlık doğrudan Tayvan yatırımı ve kredi garantisini Amerikan yarı iletken ve yapay zeka sektörüne yönlendirecek bir ticaret anlaşmasını kesinleştirdiğini açıkladı.