Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında varılan barış anlaşması, Washington'ın Tahran'a yönelik başlangıçtaki taleplerinden ne ölçüde sapmak zorunda kaldığını gösterdi. Britanya gazetesi The Guardian'ın analizinde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin 2025 yılında belirlediği bir dizi önemli koşuldan vazgeçtiği aktarıldı. Bu koşullar arasında, İran'ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurması ve mevcut tüm stokları ülke dışına çıkarması talepleri yer almaktaydı. Guardian, Trump'ın G7 zirvesinde İran'ın uranyum zenginleştirmeye devam etme hakkını tanıdığını bildirdi. ABD'li yetkililerin ise mevcut stokların Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetiminde İran içinde seyreltilmesi olasılığını artık kabul ettiği belirtildi. Gazete, anlaşmanın ABD'nin hedeflerine savaşla ulaşamadığının bir kabulü olduğunu kaydetti. Olası finansal ve petrol yaptırımlarının hafifletilmesinin, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana ABD-İran ilişkilerindeki en büyük değişime yol açabileceği vurgulandı. Guardian'a göre, Trump'ın anlaşmaya küresel bir durgunluk ve petrol piyasalarındaki aksaklık korkusu nedeniyle öncelikle kabul ettiği belirtildi. Devam eden çatışmanın ciddi bir ekonomik krize yol açabileceği konusunda uyardığı aktarıldı. Analistler ise memorandumun nihai bir nükleer anlaşma olmadığını, sadece yeni müzakereler için bir çerçeve sunduğunu ve sonucun hala belirsiz olduğunu vurguladı.