Avrupa Birliği'nin (AB) bu yaz yürürlüğe giren yapay zekâ düzenlemesine (AI Act) rağmen, Eurobarometer anketine göre AB vatandaşlarının yüzde 80'i yapay zekânın yaratabileceği tehlikelerden endişe duyuyor ve güvenlik gerekçesiyle güçlü koruma önlemleri talep ediyor.
AB Komisyonu'nun teknolojik egemenlik, güvenlik ve demokrasiden sorumlu üyesi Hena Varkunen, AI Act'in AB vatandaşlarına dijital sektörün demokratik, eşit ve güvenli biçimde gelişmesinin teminatı olabileceğini savundu. Virkkunen, AB'nin özellikle G7 ülkeleri ve diğer devletlerle bu alanda yakın işbirliği kurması gerektiğini de belirtti.
Ancak Almanya merkezli Eurointelligence portalı başta olmak üzere bazı Avrupa medyası, AB'nin yapay zekâ geliştirmede ve bu teknolojinin tehdide dönüşmesini önleme kapasitesinde ABD ve Çin'in gerisinde kaldığı görüşünü dile getiriyor.
ABD'de ise yapay zekâ gündemi farklı bir boyutta seyrediyor. OpenAI şirketi, hackerlarının "gözetimi atlatarak" ABD hükümeti sitelerine izinsiz erişim sağladığını açıkladı; Pentagon da bu bilgiyi doğruladı. Pentagon ayrıca, yapay zekâ şirketi Anthropic'in ordunun kitle gözetimi ve otonom silah sistemlerinde kullanılmasına izin vermeyi reddetmesi üzerine açtığı davayı kazandı.
ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekâya yönelik daha sert düzenlemelere karşı çıkarak ülkesinin bu teknolojinin kötüye kullanılmasını önlemede güvenilir bir sisteme sahip olduğunu ileri sürdü. Trump, yapay zekânın tehlikelerine ilişkin iddiaların abartılı ve art niyetli olduğunu savunarak "Yapay zekâ yarışını kazanan her şeyi kazanır" dedi ve "Şu anda Çin'in önündeyiz ve öyle kalmalıyız" ifadesini kullandı.
Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yapay zekânın geliştirilmesinde ortak gözetim ve bilgi paylaşımı ile kötüye kullanımın önlenmesine yönelik bir anlaşma imzaladı. Foreign Affairs dergisi, bu anlaşmanın fiilen nasıl uygulanacağının henüz belirsiz olduğunu yazdı. ABD Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Başkanı Michael Froman ise Xi'nin Washington ziyaretinin ve Trump'la yapılan görüşmelerin, küresel gerilimlerin tırmandığı bir dönemde pratikte somut bir sonuç üretmediği değerlendirmesinde bulundu.
Virkkunen, birçok ülkenin AB benzeri düzenlemelere sahip olmaması nedeniyle yapay zekâ tehlikelerinin küresel bir boyut taşıdığını ve mevcut durumun kaygı verici olduğunu söyledi.