AfD lideri aşırı sağcı Alice Weidel, Avrupa Birliği'ne "aceleci veya koşulsuz" bir kabulün şu anda ne Sırbistan'ın ne de Almanya veya Avrupa'nın çıkarına olmayacağını, bunun Sırbistan'ın "zor kazanılmış bağımsızlığının büyük bir kısmından vazgeçmesi" anlamına geleceğini belirtti. Weidel, "Politika" gazetesine verdiği röportajda, Sırbistan'ın son yıllarda "etkileyici bir istikrar ve ekonomik dinamizm" sergilediğini, bunun saygı ve takdiri hak ettiğini kaydetti. Kendi ve AfD'nin görüşüne göre, aceleci veya koşulsuz üyeliğin Sırbistan için zor kazanılmış bağımsızlığının büyük bir kısmından vazgeçmesi anlamına geleceğini, ancak ekonomik ve siyasi avantajların riskleri aşmadığını vurguladı. Almanya'nın bölgedeki rolünün farklı olması gerektiğini belirten Weidel, Brüksel'den sahte umutlar beslemek veya baskı yapmak yerine, Almanya'nın adil ticaret ilişkileri, yatırımlar, teknoloji transferi ve siyasi vesayet olmaksızın kültürel alışveriş yoluyla Sırbistan'ın kendi gücünü artırmasına destek olması gerektiğini aktardı. Sırbistan'ın AB ile veya AB'siz "kendi yolunda ilerleme hakkına" sahip olduğunu, Almanya'nın bu hakkı saygı duyması ve desteklemesi gerektiğini açıkladı. Özellikle Balkanlar'daki tarihi ve çağdaş zorlukların, Kosova sorunu da dahil olmak üzere, AB'nin ideolojik talepleriyle daha da kötüleştirilmemesinin önemini vurguladı. İstikrarlı ve barışçıl bir bölge için Brüksel'den gelen tek tip çözümler yerine, realizm, karşılıklı saygı ve tüm ilgili tarafların çıkarlarını gözeten çözümlere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.