Alternative für Deutschland (AfD) lideri Alice Weidel, partisinin iktidara gelmesi durumunda Almanya politikasında radikal değişiklikler yapacaklarını açıkladı. Bunlar arasında Eurozonundan çıkış, Schengen alanından ayrılma, sınırların kapatılması ve deportasyonların artırılması yer alıyor.

Weidel, ZDF'ye verdiği yaz ayları röportajında, Almanya'nın Avrupa para birimi olan Euro'nun tanıtılmasından önce ekonomik olarak daha iyi durumda olduğunu belirtti.

"Almanya, Euro'nun getirilmesinden önce çok daha iyiydi," dedi Weidel, Euro'nun Alman ekonomisini zayıflattığını ve vatandaşların zenginliğini azalttığını iddia etti.

Göç politikası hakkında daha spesifik oldu. Almanya sınırlarının kapatılması ve Schengen alanından ayrılma çağrısında bulundu.

"Sınırları kapatacağız ve Schengen'den çıkacağız," diye belirtti.

Weidel, ayrıca daha fazla deportasyon ve Alman vatandaşlığı için daha sıkı koşullar savundu. Bu kapsamda Suriyeliler için koruma statüsünün kaldırılması da yer alıyor.

Aynı zamanda CDU Başbakanı Friedrich Merz ve SPD Finans Bakanı Lars Klingbeil'i eleştirdi ve demokratik partilerin AfD ile herhangi bir işbirliği yapmaması nedeniyle onları suçladı.

Weidel, diğer Alman partilerinin AfD'yi politik olarak izole etmeye çalıştığı "koruyucu duvar"ın başarısız olacağını savundu.

"Bazı eyaletlerde yönetiyoruz ve federal düzeyde de yönetebiliriz," dedi.

AfD, kamuoyu anketlerinde oldukça yüksek bir destek oranına sahip. 6 Eylül'deki Saksonya-Anhalt seçimlerinde AfD'nin %40'tan fazla oy aldığı tahmin ediliyor.

AfD ulusal düzeyde de güçlü durumda. Forschungsgruppe Wahlen anketi AfD'ye %27, CDU'ya ise %22 destek veriyor. ZDF'nin Politbarometer anketi de Eylül ayında düzenlenecek Alman eyalet seçimlerinde AfD'nin güçlü bir konuma sahip olduğunu gösteriyor.

Weidel, yeni benzinli araç satışının yasaklanması ve iklim değişikliğiyle mücadele için alınan bazı önlemler planını da reddetti.

AfD, 2013 yılında kurulmuş, Eurozonunda borçlu ülkelerin kurtarılmasına karşı çıkan bir evroskeptik parti olarak ortaya çıktı. 2015'teki göç krizi sonrası AfD sağa kaydı ve göçmenlere karşı olan tavrı, İslam'a karşı eleştirel tutumu ve Avrupa Birliği'ne karşı sert tavrı politikasının temelini oluşturdu.

2025 Şubat ayındaki erken federal seçimlerde AfD %20,8 oy alarak dört yıl önceki iki katından fazla oy aldı ve CDU'dan sonra ikinci sırada yer aldı. 152 milletvekiliyle Bundestag'daki en büyük muhalefet partisi oldu.

Alman Federal Anayasa Mahkemesi (BfV) Mayıs 2025'te AfD'yi kesin olarak sağ ekstremist bir parti olarak ilan etti. Ancak Köln Verfassungsgerichtshof, Şubat 2026'da BfV'nin bu etiketine devam etmesini geçici olarak yasakladı ve AfD'nin içindeki potansiyel karşıtlıkların daha fazla araştırılması gerektiğini belirtti.

Weidel, ekonomist ve AfD'nin iki genel başkanıdan biridir (Tin Krupp ile birlikte). 2025 seçimlerinde AfD tarihinde ilk kez bir kadın aday olarak Almanya Başbakanlığı için yarıştı.