Alternativa için Almanya (AfD), Ulrih Zigmund önderliğinde dün akşam Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletindeki yerel seçimlerde %43,8 oy oranıyla kesin bir zafer elde etti. CDU ise eski başbakan Sven Schulze ile birlikte %17,2 oy oranıyla ikinci sırada kaldı. AfD'nin başarısı, Almanya politikasında ciddi değişikliklere yol açabilir.

AfD, büyük bir kesim tarafından aşırı sağcı olarak görülen ve geçmişte Nazi geçmişine dair yaptığı açıklamalar nedeniyle sık sık tartışmalara konu olan bir partidir. Saksonya-Anhalt bölgesindeki AfD şubesi, Alman Anayasayı Koruma Servisi (BfV) tarafından resmi olarak "sağ ekstremist" bir organizasyon olarak sınıflandırılmıştır.

Federal AfD Başkanı Alice Weidel ise Avrupa Birliği'nden ve Schengen Bölgesi'nden çıkış, daha katı göç politikaları gibi konularda savunucudur. Bu söylemler, bazıları için siyasi bir mesaj olarak yorumlanabilirken, bazı öneriler hayata geçirilebilir olmayabilir. Ancak bu tür fikirlerin gündeme getirilmesi, Almanya'nın nasıl değişebileceğine dair bir gösterge niteliğindedir.

AfD'nin Saksonya-Anhalt için hazırladığı 100 günlük program, "ilk dakikadan itibaren" deportasyonları talep ediyor, deportasyon merkezlerinin genişletilmesini ve göçmen çocukları için özel bölümler oluşturulmasını öneriyor. Program ayrıca okularda turuncu renk bayrakların kaldırılması, Alman milli sembollerinin teşvik edilmesi ve COVID-19 politikalarını inceleyen parlamenter komisyonun kurulması gibi önerileri de içeriyor.

Ulrih Zigmund, 25 Ekim 1990'da Saksonya-Anhalt'taki Havelberg'de doğdu. Ticaret ve uluslararası ticarette eğitim aldıktan sonra, Berlin'deki bir göz kliniğinde satış pozisyonlarında çalıştı. 2014 yılından beri kendi pazarlama şirketinde çalışıyor.

Siyasete 2008 yılında CDU üyesi olarak girdi ancak 2014 yılında AfD'ye geçti. Saksonya-Anhalt bölgesel parlamentoda 2016 ve 2021 yıllarında seçildi. 2022 yılından beri AfD parlamento grubunun lideri. Zigmund, Otto von Bismarck'ı idol olarak görüyor ve ofisinde "demir kanselye" portresini asıyor.

AfD toplantılarında "Sieg!" diye bağırarak, katılımcılardan da "Mund!" cevabını bekliyor. Bu kelime oyunu, Zigmund'ın soyadından türetilen ve "Sieg Heil" (Nazi selamı) ile benzerlik gösteren bir ifade. Zigmund, Nazi sloganlarının kullanımına karşı Alman kısıtlamalarını eleştirip "dil polisi" istemediğini savunuyor.

Zigmund, Holokost hakkında yaptığı açıklamalarla da dikkat çekti. Holokost'u tarihin en kötü suçları olarak nitelendirme fikrine karşı çıktı ve bu konuda "gerçeklikten tamamen ayrı" olduğunu söyledi.

Kasım 2023'te Potsdam'da AfD politikacılarının ve aşırı sağcıların katıldığı bir toplantıya katıldı. Bu toplantıda, yerli nüfusun göçmenlerle değiştirilmesi fikrini savunan "re-migration" kavramı tartışıldı.

Zigmund, Saksonya-Anhalt için somut planlar da paylaştı. Sokak görünümünün kısa sürede değişmesini, yabancı restoranların baskılanmasını ve göçmenlerin bölgede yaşamayı daha zor hale getirmeyi hedeflediğini söyledi. Zigmund, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve "yasadışı deportasyon" yapmayacağını belirtti.

Bu toplantıya katılımından dolayı 2024'te bir parlamento komitesinden görevlendirildi ancak bu durum onun siyasi kariyerini durdurmadı.

"Spiegel" dergisine göre, Zigmund ile birlikte çalışan bazı kişiler geçmişte aşırı uç gruplarda yer almış. Bu kişilerin arasında, Almanya'da 2009 yılında ideolojik bağları nedeniyle yasaklanan neonazi gençlik örgütü Heimattreue Deutsche Jugend (HDJ)'nin eski üyeleri bulunuyor.

Ulrih Zigmund, "Bild" gazetesindeki bir araştırmaya göre %47 oranında Alman vatandaşlarının demokratik değerlere karşı bir tehdit olarak görüldü. Ancak sosyal medya platformlarında büyük bir takipçi kitlesi olan Zigmund'a, bazı seçmenler tarafından demokrasinin sesini duyurmadığı için tercih ediliyor.

Zigmund, TikTok gibi platformlarda kısa ve doğrudan videolar paylaşarak göç, güvenlik ve vatandaşların günlük sorunları gibi konulara odaklanıyor. Almanya'daki problemlerin sorumluluğunu genellikle kurumsal partilere ve göç politikalarına atfediyor.

"Spiegel" dergisinin Zigmund'ı "Almanya'nın en tehlikeli insanı" olarak tanımlaması üzerine, Zigmund TikTok kanalında derginin örneklerini paylaşarak tepki gösterdi.

Uzmanlar, AfD'nin Saksonya-Anhalt eyaletinde iktidara gelmesiyle birlikte polis ve güvenlik güçlerine de kontrol sağlamasının Almanya için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Bu durum, Berlin ve diğer eyaletlerle hassas verilerin paylaşımını risk altına atabilir. Özellikle AfD'nin BfV tarafından "sağ ekstremist" olarak sınıflandırılması nedeniyle, güvenlik hizmetleri bu kontrolü endişe ile karşılamaktadır.

Brandenburg'daki eski Anayasayı Koruma Servisi Başkanı Jerg Miler, "Tagespiegel" gazetesine göre, bu durum Almanya güvenlik hizmetleri için "en kötü senaryo" olurdu. AfD liderinin, gizli dosyalara ve casuslara dair bilgiye erişim sağlayabileceği belirtiliyor.