Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, 6 Eylül tarihinde düzenlenen Saksonya-Anhaltu seçimlerine katılan Alternative für Deutschland (AfD) partisinin %43,8 oy oranıyla aldığı zaferin ardından Alis Vajdel'in geçmişiyle ilgili yeni bir tartışma başlattı.

Hans Vajdel adlı dede hakkında yapılan araştırma, AfD'nin liderlerinden biri olan Alis Vajdel'in ailesinin Nazi döneminde oynadığı rolü ortaya koyuyor. Alman gazete "Welt am Sonntag" 2024 yılında yayınladığı geniş bir araştırmada, Hans Vajdel'in sadece sıradan bir vatandaş değil, aynı zamanda Nazi rejiminin aktif destekçisi ve üçüncü Reich'in yargı sisteminin parçası olduğunu belirtti.

AfD'nin kurucularından biri olan Aleksander Gauland, 2018 yılında Hitler ve Nazizmi "son 1000 yıldır Alman tarihinin sadece bir lekesi" olarak tanımlayarak büyük tepki çekmişti. AfD'nin radikal kanadının lideri ve Thüringen eyaletindeki parti başkanı Bjern Heke ise Berlin'deki Yahudi soykırım anıtını "utsaklık anıtı" olarak nitelendirerek Almanya'da tarihsel bakış açısının 180 derece döndürülmesi gerektiğini söylemişti. Heke ayrıca, Nazi SA'nın yasaklanmış selamlaşma sloganı olan "Alles für Deutschland" (Almanya için her şey) ifadesini kullanarak iki kez cezai işlem görmüştü.

Vajdel de politik konuşmalarında modern Almanya'daki ulusal suçluluk ve geçmişle ilgili tartışmalara karşı çıktı. Aynı zamanda, ailesinin İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Lezya'dan kaçmak zorunda kaldığını da belirtti. Ancak Vajdel'in babasının Nazi döneminde oynadığı rol uzun süre gizlendi.

Hans Vajdel 1903 yılında günümüzdeki Polonya Prudnik olarak bilinen Nojstadt'ta doğdu ve Münih ve Breslau (şimdiki Wrocław) üniversitelerinde hukuk okudu. 1932 yılının sonunda Nazi Partisi'ne (NSDAP) katıldı, yani Adolf Hitler Almanya Başbakanı olmadan önce. Ocak 1933'te SS'ye de katıldı. Arşiv belgeleri, Vajdel'in Nazi destekçisi olduğunu gösteriyor ve 1930 Eylül seçimlerinde ulusal sosyalistlere oy verdiğini ve kampanyalarında aktif rol oynadığını belirtiyor.

Vajdel'in SS üyesi olduğu doğrudan kanıtlanmış olsa da, 1933'ten itibaren Waffen-SS'nin hukuki danışmanı olarak görev yaptığı iddiası kesin olarak doğrulanmamıştır. Daha sonraki kariyeri, Nazi rejimi sırasında Varşova'da bir askeri mahkemede yargıç olarak çalışmasıyla şekillendi.

Nazi rejiminin askeri mahkemeleri, askerler, deserterler ve rejimin düşmanlarına karşı drakonik cezalar verdi. Alman tarihçi Claudia Bade'ye göre, bu mahkemeler yaklaşık 50.000 ölüm cezası vermiş ve bunların 20.000'inden fazlası uygulanmıştır. Bu sayı, Nazi siyasi yargısının bilançosundan daha yüksektir.

Ancak mevcut belgeler Hans Vajdel'in hangi davalarda yer aldığını veya kaç ölüm cezası verdiği konusunda net bir bilgi sunmuyor. Ancak üst düzey yöneticiler tarafından olumlu değerlendirildiği ve Nazi askeri mahkeme sisteminde yükseldiği belirtiliyor. 1944 yılında, Hans Vajdel Oberstabsrichter (Yüksek Askerî Hakim) rütbesine terfi etti. Terfi belgesi Hitler'in imzasıyla onaylanmıştı.

Savaşın ardından Vajdel ailesiyle birlikte Batı Almanya'nın Doğu Vestfalya bölgesine yerleşti. Nazi dönemindeki rolü nedeniyle üç kez soruşturma konusu oldu. 1948 yılında Bilefeld'de açılan dava, suçlama yetersizliğinden dolayı düşürüldü. Vajdel daha sonra avukatlık kariyerine devam etti, Alman vatandaşlarının mülklerini geri alma çabalarına katıldı ve Doğu Almanya'dan gelen göçmenlerle ilgili organizasyonlara dahil oldu.

1970'lerin sonunda tekrar soruşturmalar başlatıldı, ancak bu da suçlamalara yol açmadı. Hans Vajdel 1985 yılında öldü, torunu Alis Vajdel ise altı yaşındaydı. Eşi Lucija Vajdel de iki yıl sonra vefat etti.

2024 yılında gazeteci araştırmanın sonuçları ortaya çıktığında, Alis Vajdel, dedesinin Nazi geçmişi hakkında hiçbir şey bilmediğini ve ailesiyle arasında bir çatışma olduğunu söyledi. AfD'nin Saksonya-Anhalt seçimlerine %43,8 oy oranıyla katıldığı ve 39 sandalye kazandığı zaferle Alis Vajdel, Alman siyasetinde önemli bir figür olarak konumlandı.