Almanya'da gıda fiyatları 2020 yılından bu yana yüzde 37 oranında artış gösterdi. Bu artış, genel enflasyon oranının oldukça üzerinde seyretti. Uzmanlar, bu durumun nedenlerini, sonuçlarını ve krizi hafifletmek için alınabilecek olası önlemleri açıkladı.
Almanya'da gıda fiyatlarındaki artış son yıllarda endişe verici boyutlara ulaştı. 2020'den bu yana gıda fiyatları yüzde 37 oranında artarken, bu oran genel enflasyonun yüzde 23'ünü geride bıraktı. Federal hükümetin sorunu şimdiye kadar genellikle göz ardı ettiği, ancak fiyat artışlarını hafifletebilecek somut tedbirlerin bulunduğu belirtildi.
Thüringenli bekar anne Vanesa için temel gıda maddeleri almak giderek zorlaşıyor. Yirmi dokuz yaşındaki Vanesa, Fokus online'a yaptığı açıklamada, "Her gün hayatın ne kadar pahalılaştığını hissediyorum. Artık tasasız bir yaşamın yeri yok," ifadelerini aktardı.
İstatistik kurumlarının verileri Vanesa'nın izlenimlerini destekledi. Gıda fiyatlarının genel yaşam maliyetlerinden önemli ölçüde daha hızlı arttığı ve bunun özellikle düşük gelirli haneleri etkilediği kaydedildi.
Öte yandan, ürünlerin yalnızca yaklaşık yüzde 15'inin enflasyondan daha az oranda zamlandığı belirtildi. Patates, tuz, deniz ürünleri, şarap, likör ve çay bu ürünler arasında yer aldı.
Daha pahalı gıda ürünleri, bütçelerinin büyük bir kısmını temel ihtiyaçlara harcadıkları için düşük gelirli vatandaşları en çok etkiledi. Fiyatlar yükseldiğinde, harcamalarını kısmak veya daha ucuz, genellikle daha düşük kaliteli ürünleri tercih etmek zorunda kaldıkları vurgulandı.
Tüketici örgütlerinin araştırmalarına göre, aylık net geliri 2.000 avronun altında olan kişilerin yüzde 70'inin şimdiden alışverişlerinin bir kısmından vazgeçtiği veya işlenmiş gıdalara yöneldiği aktarıldı.
Uzun vadede bunun olumsuz sağlık sonuçları doğurabileceği ve sağlık sistemi maliyetlerini artırabileceği belirtildi.
Hükümetin henüz kararlı bir tepki vermediği kaydedilirken, uzmanlar ve çeşitli kuruluşlar somut önlemler önerdi.
Temel gıda ürünlerindeki Katma Değer Vergisi'nin (KDV) düşürülmesi veya kaldırılması önerildi. Halihazırda gıdadaki KDV yüzde 7 iken, genel oran yüzde 19'dur. Öneriler arasında temel ürünlerde verginin daha da düşürülmesi veya tamamen kaldırılması yer aldı.
Yapılan analizler, bu önlemin gerçek bir etki yaratacağını bildirdi. 2020'deki geçici KDV indirimi sırasında gıda fiyatları ortalama yüzde 1,3 düşüş kaydetti. Polonya ve İspanya gibi bazı ülkelerde ise etkinin daha belirgin olduğu vurgulandı.
Sorunlardan biri de şeffaflık eksikliği olarak açıklandı. Aynı fiyata ambalajın küçültülmesiyle fiyatların gizlice arttığı, 'küçülme enflasyonu' olarak bilinen fenomenin yaşandığı kaydedildi.
Fransa, İspanya ve İtalya'da zaten var olanlara benzer bir fiyat takip kurumu çözüm olarak önerildi. Bu tür kurumların fiyatları düzenli olarak analiz ederek piyasadaki düzensizlikler konusunda uyarıda bulunduğu ve pazar şeffaflığını artırdığı aktarıldı.
Önerilen tedbirler arasında, süpermarketlerde daha ucuz temel ürünlerin gönüllü olarak sunulması yer aldı. Modelin, perakendecilerin belirli ürünleri uygun fiyatlarla sunmak zorunda olduğu Yunan 'ev sepeti'ne dayandığı açıklandı.
Bu modelin kısa vadede belirli ürünlerin fiyatlarını düşürebileceği ancak enflasyon üzerindeki uzun vadeli etkisinin net olarak kanıtlanmadığı belirtildi.
Almanya'daki büyük perakende zincirleri, zaten yeterince uygun fiyatlı ürün sunduklarını ve ek önlemlere gerek görmediklerini bildirdi. Sektör, aşırı devlet müdahalesinin piyasa mekanizmalarını bozabileceği ve hatta ek fiyat artışlarına yol açabileceği konusunda endişelerini vurguladı.
Gıda fiyatlarındaki artış, özellikle en savunmasız grupları etkileyen giderek büyüyen bir sosyal sorun haline geldi. Durumu hafifletmek için somut öneriler bulunmasına rağmen, bunların uygulanmasına yönelik siyasi iradenin şu anda sınırlı olduğu aktarıldı.
Net önlemler alınmadığı takdirde, temel gıda maddelerinin birçok vatandaş için lüks haline gelebileceği belirtildi. Bu durumun sosyal adalet ve toplumun uzun vadeli istikrarı hakkında soruları gündeme getirdiği vurgulandı.