“wmn.de” adlı internet sitesinin bildirdiğine göre, Almanya'da yaşam maliyetlerinin sürekli arttığı bir dönemde, önemlerine rağmen çok düşük ücretlerle yapılan 10 meslek bulunuyor. Bu durum, birçok kişinin gelirleriyle geçimini sağlamakta zorlandığını belirtti. Almanya'da tüm işlerin eşit ücret almadığı bilinirken, toplumsal önemlerine rağmen düşük gelirlerle ayakta kalmaya çalışan birçok meslek grubu mevcut. Temizlik işleri, bu duruma klasik bir örnek olarak gösterildi. Tam zamanlı çalışanlar için ortalama 2.493 avro brüt maaşla, en düşük ücretli meslekler listesinin başında yer aldığını aktardı. Bu işler temizlik ve hijyen için kritik olsa da finansal karşılığını bulamadığı vurgulandı. Federal İstatistik Ofisi'nin, bir grup vatandaşın Federal Meclis'e yaptığı başvuruya verdiği yanıta göre, temizlik işleri insana yakışır ücret sınırının altında kalan tek meslek grubu değil. Tarım meslekleri, aylık ortalama 2.531 avro brüt maaşla takip ediyor. Turizm, otelcilik ve ağırlama sektörlerinde de durum çok daha iyi değil; burada ortalama 2.634 avro olarak kaydedildi. Düşük ücretli meslekler listesi uzun olup, bahçecilik, gıda üretimi ve tekstil endüstrisini de içerdiği belirtildi. Sistemin işleyişi için kilit öneme sahip mesleklerin neden bu listede yer aldığı sorusuna basit bir yanıt bulunmadığı vurgulandı. Bu işlerin toplum için önemli olduğu, ancak yeterince ücretlendirilmediği ve hak ettikleri takdiri görmediği kaydedildi. Alman Sendikalar Konfederasyonu'na göre şu anda saatlik 12,41 avro olan asgari ücretin bir çözüm olabileceği belirtildi. “wmn.de”nin önerdiği diğer bir seçenek ise koşulsuz temel gelir. Bu fikir, tüm vatandaşların istihdam durumlarına bakılmaksızın belirli bir vergisiz para miktarı almasını öngörüyor. Böyle bir gelirin düşük gelirli kişilerin yükünü hafifletebileceği ve serbest meslek sahiplerine güvenlik sağlayabileceği ifade edildi. Almanya'daki düşük ücretli sektörün gerçeği hakkında ise “sistemsel önem”in, finansal sonuçları olmayan bir pazarlama teriminden ibaret olduğu aktarıldı. Gerçekten bir şeyi değiştirmek isteyenlerin, balkonlardan gelen alkışlar yerine toplu iş sözleşmeleri hakkında konuşması gerektiği belirtildi. Çalışanların sadece yüzde 43'ünün hala toplu iş sözleşmeleriyle çalıştığı ve bu oranın düştüğü kaydedildi. Koşulsuz temel gelirin, hiçbir partinin finansmanını detaylandırmaması nedeniyle bir ütopyadan ibaret olduğu belirtildi. Daha gerçekçi bir çözüm olarak, bakım sektöründe olduğu gibi alt sınırın 15 avro olduğu sektörel asgari ücretler önerildi. Ucuz iş gücüne dayanan firmaların devlet desteklerinden faydalandığı, bunun vergi mükelleflerinin sırtından gizli sübvansiyonlar olduğu açıklandı. Rahatsız edici soruların devam ettiği de vurgulandı: Devlet neden işverenleri adil ücret ödemeye mecbur bırakmak yerine farkı telafi ediyor? Karar vericilerin ve sürdürülebilir iş modelleri isteyenlerin adil ücretleri hesaplaması gerektiği, aksi takdirde her şeyin bir son kullanma tarihi olan sömürüden ibaret olduğu aktarıldı.