Almanya'da beş yıldır yaşayan ve Balkan kökenli bir kadın, yurt dışındaki birçok insanın karşılaştığı aile baskısını ve finansal beklentileri gözler önüne seren hikayesini 'Balkancılar Almanya'da' adlı Facebook grubunda anonim olarak paylaştı. Kadın, Almanya'da yaşamın sanıldığı gibi lüks olmadığını, ailesinin kendilerinden Paskalya için 500 avro talep ettiğini belirtti. Bölgeden Almanya'ya göç eden kadın, isimsiz olarak paylaştığı mesajında, kendisi ve eşinin beş yıldır Almanya'da inşaatlarda ve temizlik işlerinde çalıştığını aktardı. Maaşlarının sadece temel yaşam giderlerini karşıladığını, ancak birçok kişinin düşündüğü gibi lüks içinde yaşamadıklarını vurguladı. Her ay bir miktar paranın, ebeveynler için, faturalar, ilaçlar ve paketler için memlekete gönderildiğini kaydetti. Yardımın beklentiye dönüştüğü noktada sorunların başladığını belirtti. Paskalya için memlekete gelemeyeceklerini ve ev sahibi tarafından kiralarının 200 avro artırılması sebebiyle para biriktirmek zorunda olduklarını ailesine bildirdi. Bu durumun aile içinde büyük bir kaosa yol açtığını kaydeden kadın, annesinin kendisine, 'Gelmiyorsanız bile en azından 500 avro gönderemez misiniz, bayramı gerektiği gibi kutlayalım?' dediğini aktardı. Kadın, bu parayı başkalarının yerlerini dizlerinin üzerinde temizleyerek kazandığını belirtti. Kimsenin kendilerinin nasıl olduğunu, yorgun veya sağlıklı olup olmadıklarını sormadığını, sadece para ve hediye dolu bir araba ile ne zaman geleceklerini sorduklarını vurguladı. Binlerce yorum alan bu itiraf, birçok kişinin farkında olduğu ancak nadiren dile getirdiği önemli bir soruyu gündeme getirdi. Kadın, 'Burada kendi çocuklarıma bir şeyler bırakmak istemekle mi hata ediyorum, yoksa son kuruşumu cebimden vermediğim için mi onların deyimiyle 'Alman oldum'?' şeklinde açıkladı. Aileye karşı sorumluluğun sınırları ve bireyin kendi hayatına sahip olma hakkının nerede başladığı hususuna vurgu yapıldı.