İran'daki savaş bir aydan uzun süredir devam ederken ve sonu görünmezken, küresel barış Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın İran ile anlaşma beklentisi açıklamaları ile 'tüm ülkeyi havaya uçurma' tehditleri arasında belirsizliğini koruyor. Bu sırada, Amerika Birleşik Devletleri'nde siyasi ve ekonomik bir deprem yaşandığı aktarıldı. Ülke genelinde Amerikalılar arasında derinleşen bir iç savaş korkusu ve bir 'süper fırtına' beklentisi hakim olduğu belirtildi. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz Pazar günü Tahran ile önümüzdeki günlerde bir anlaşma beklediğini açıkladı. Trump, "Eğer olursa olur. Olmazsa, tüm ülkeyi havaya uçuracağız. Dediğim gibi, İran'da 'köprüler günü' ve 'elektrik santralleri günü' olacak," ifadelerini kullandı. Kendisi ayrıca Tahran'a Salı günü saat 20:00'ye kadar ateşkes anlaşmasını kabul etmesi ve Hürmüz Boğazı'nı açması için süre verdiğini, aksi takdirde 'her şeyi yok edeceğini' vurguladı. Ortadoğu bölgesini ateşe veren bu çatışmanın ne kadar daha süreceği bilinmiyor. Ancak, bu savaşın Trump için bir "bayrak etrafında toplanma" etkisi yaratmadığı aşikar olup, çatışma uzadıkça siyasi olarak durumu daha da kötüleşebilir. Yirmi yıldır Irak ve Afganistan'daki uzun süreli askeri müdahaleler sonrası Amerikalıların çoğunluğu ABD askeri operasyonlarına şüpheyle yaklaşmakla kalmayıp, Trump'ın MAGA tabanı da "İsrail savaşı", "ihanet" ve "yalanlar" hakkında konuşmaya başladığı kaydedildi. Trump, kendi tabanına yeni savaşlar olmayacağı sözünü vermiş, ancak o zamandan beri Venezuela'ya müdahale etmiş ve İran'a saldırmış, Küba gibi ülkelerin ise sıradaki hedef olmaktan endişe duyduğu belirtildi. Amerikan Konservatif dergisi Genel Müdürü Kurt Mills, Trump'ın tehlikeli bir siyasi zeminde olduğunu belirtti. Mills, "2016 ve 2024 yıllarında 'sonsuz savaşlara' karşı bir aday olması siyasi açıdan önemliydi ve bu durum tabana açık bir ihanet gibi görünüyor," ifadelerini aktardı. Mart ayı başlarında, İran'daki savaşın yeni başladığı dönemde yayımlanan NPR, PBS News ve Marist Enstitüsü anketi, Amerikalıların çoğunluğunun askeri eyleme karşı olduğunu ve Trump'ın yönetişim tarzını onaylamadığını kaydetti. Giderek daha fazla Amerikalının endişeli olduğu ve en kötüye hazırlandığı belirtildi. Ortadoğu'daki çatışmaların başlamasından bir ay sonra, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesi nedeniyle artan ham petrol sıkıntısı, daha da kötü bir şeye, neredeyse her şeyin kıtlığına dönüşme tehdidi taşıdığı vurgulandı. Sonuçlar şu ana kadar en çok Asya'da görülmekle birlikte, Ortadoğu'dan üretim ve sevkiyat yenilenmediği takdirde tedarik sorunlarının dünyanın geri kalanı için iyiye işaret etmediği açıklandı. Mart ortasında yayımlanan YouGov araştırması, Amerikalıların demokratik sistemlerine yönelik potansiyel tehditten ziyade ekonomiden daha fazla endişe duyduğunu kaydetti. Bu tür bir karamsarlık, ekonomik, politik ve teknolojik gibi çoklu risklerin bir "süper fırtına" halinde birleştiği geniş bir hissi yansıtıyor. Böylesi bir "tam ekonomik çöküş" ancak 1930'lardaki Büyük Buhran ile karşılaştırılabileceği, o dönemde işsizliğin yüzde 25 olduğu, borsaların neredeyse yüzde 90 değer kaybettiği ve toparlanmanın on yıllar sürdüğü belirtildi. Moneywise.com, bu risklerin bir krize yol açıp açmayacağı veya ne kadar şiddetli olacağı konusunda kimsenin kesin bir şey söyleyemediğini bildirdi.