Amerika Birleşik Devletleri'nin İthaka kentinde bulunan bir mezarlıkta, çimlerin altında milyonlarca arının oluşturduğu devasa yeraltı yuvalama alanlarının keşfedildiği bildirildi. Bilim insanları, bu olağanüstü buluşun arıların doğadaki rolü ve gözden kaçan ekosistemler hakkında önemli yeni sorular ortaya çıkardığını belirtti. Bilim insanları, çoğu arı türünün aslında yalnız yaşadığını belirtti. Bu arıların yuvalarını toprakta yaptığı ve bal arıları gibi koloniler oluşturmasalar da bitkilerin tozlaşmasında kilit rol oynadığı vurgulandı. Cornell Üniversitesi araştırmacılarının Andrena regularis adlı türü incelediği açıklandı. Bu türün her dişisinin yeraltında bağımsız odacıklar oluşturarak yumurtalarını bıraktığı, ancak bazı yerlerde çok sayıda bir araya gelerek yoğun yuvalama alanları oluşturabildiği kaydedildi. Bu keşfin neredeyse tesadüfen başladığı vurgulandı. Araştırmacı Rachel Fordyce'ın bir kavanoz dolusu arıyla laboratuvara gelip Profesör Brian Danforth'a 'Mezarlığın her yerinde varlar' dediği aktarıldı. Bu anın, bu türle ilgili en büyük keşiflerden birine yol açtığı belirtildi. Kısa süre sonra, New York eyaletindeki İthaka'da bulunan East Lawn Mezarlığı'nın dünyanın en büyük bilinen arı konsantrasyonlarından birini barındırdığı kaydedildi. Bu alandaki toprağın, milyonlarca bireyin yan yana yaşamasını mümkün kıldığı vurgulandı. Araştırmalar sırasında, sadece birkaç hafta içinde 16 farklı türden 3.000'den fazla böcek toplandığı ve bu türler arasında Andrena regularis'in baskın olduğu bildirildi. Bilim insanları, bir sezon boyunca bu alandan 3,1 ila 8 milyon arasında arının çıktığını tahmin ettiklerini aktardı. Çalışmanın baş yazarı Steve Hog, 'Mevcut verilere göre bu, kaydettiğimiz en büyük arı konsantrasyonlarından biri' açıklamasını yaptı. Bu sayının, nispeten küçük bir alanda 200'den fazla bal arısı kovanının faaliyetine denk geldiği kaydedildi. Fark edilmeseler de bu yalnız arıların doğa ve tarım için büyük önem taşıdığı belirtildi. Elma, kiraz, çilek ve yaban mersini gibi ürünleri tozlaştırdıkları, bazı durumlarda tek bir ziyaretle daha fazla polen taşıdıkları için bal arılarından daha etkili olabildikleri vurgulandı. Profesör Danforth, 'Bu araştırma, bu arıların ne kadar çok sayıda ve önemli olduğunu, aynı zamanda yaşam alanlarını korumanın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor' açıklamasını yaptı. Mezarlığın Cornell Üniversitesi'nin elma bahçelerinin yakınında bulunması nedeniyle bu devasa popülasyonun doğrudan bu bahçelerin tozlaşmasına katkıda bulunduğuna inanıldığı aktarıldı. Ancak yeraltındaki yaşamın tehlikesiz olmadığı belirtildi. Arıların, Nomada imbricata gibi parazit türleriyle karşılaştığı, bu parazitlerin yumurtalarını arıların yuvalarına bıraktığı açıklandı. Parazit larvalarının daha sonra ev sahibinin yavruları için ayrılan yiyecekleri kullandığı belirtildi. Araştırmacıların ayrıca parazit olarak hareket eden sinekler ve böcekler bulduğu da kaydedildi. Buna rağmen, parazitlenme oranının şaşırtıcı derecede düşük, sadece yüzde 1,4 civarında olduğu, bunun da popülasyonun istikrarlı olduğunu gösterdiği vurgulandı. Çalışmanın arıların davranışlarına ilişkin ilginç detayları da ortaya çıkardığı bildirildi. Erkek arıların dişileri beklemek ve üreme şanslarını artırmak için yuvalardan daha erken çıktığı, parazit türlerinin ise ev sahibinin faaliyetini takip ederek daha sonra ortaya çıktığı belirtildi. Erkek ve dişi arıların oranına ilişkin analizin, erkeklerin sayısı daha fazla olsa da enerjinin büyük kısmının dişilerin gelişimine gittiğini gösterdiği, bunun da popülasyonun hayatta kalmak için yeterli kaynağa sahip olduğunun bir işareti olduğu açıklandı. Tüm bu bulguların, bu mezarlığın sadece bir dinlenme yeri olmadığını, aynı zamanda sağlıklı ve işlevsel bir ekosistem örneği olduğunu gösterdiği vurgulandı. Mezarlıkların, insan faaliyetlerine, pestisitlere ve toprak değişikliklerine daha az maruz kaldığı için böcekler için güvenli bir sığınak sağladığı belirtildi. Hatta mezarlık çalışanlarının bile zengin yaşamı fark ettiği aktarıldı. Bir çalışan, 'Bazı yerleri biçmeye gönlüm elvermedi... gerçekten çok fazlalar' açıklamasını yaptı. Bu keşfin gelecek için önemli bir mesaj taşıdığı bildirildi. Bilim insanları, bu tür yaşam alanlarının asfaltlama veya yoğun kentleşme gibi nedenlerle yok edilmesinin, milyonlarca tozlaştırıcının bir anda ortadan kalkmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Profesör Danforth, 'Yuvalama alanlarını korumazsak, aynı anda 5,5 milyon arıya kadar kaybedebiliriz' açıklamasını yaptı. Bu nedenle uzmanlar, yeşil alanların korunması ve pestisit kullanımının azaltılması gibi küçük değişikliklerin bile büyük bir etki yaratabileceğini vurguladı. Çalışmanın Apidologie dergisinde yayımlandığı kaydedildi.