Bogoljub Karić, ekonomik güç, askeri kuvvet ve stratejik denge arasındaki yeni küresel düzen hakkında değerlendirmelerde bulundu. Karić, büyük güçlerin kendi güçleriyle tarihi inşa ettiğini, ancak dünya istikrarının her zaman aralarındaki dengelerle korunduğunu vurguladı. Karić, bugün dünyanın XXI. yüzyılın siyasi ve ekonomik yapısını büyük ölçüde belirleyecek tarihi bir dönüm noktasında bulunduğunu kaydetti. Ukrayna'dan Orta Doğu'ya, Hint-Pasifik bölgesinden Güney Amerika'nın bazı bölgelerine kadar gezegen genelinde gözlemlenen çatışmaların, artık yalnızca yerel veya bölgesel çatışmalar olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bu çatışmaların, büyük güçlerin etkilerini korumak veya genişletmek için çabaladığı çok daha geniş bir jeopolitik dinamik parçası olduğu aktarıldı. Çağdaş küresel çatışmaların giderek artan bir şekilde izole bölgesel çatışmalar olmaktan çıkıp, dünyanın ekonomik ve jeopolitik dengesi için verilen daha geniş bir mücadelenin parçası haline geldiği bildirildi. Bu rekabetin merkezinde ise çağdaş dünyanın en büyük iki gücü olan Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'in bulunduğu vurgulandı. Son otuz yılda Çin'in dünyaya farklı bir küresel etki modeli sunduğu açıklandı. Askeri genişleme yerine, yaklaşımının ekonomi, ticaret ve altyapı gelişimine dayandığı ifade edildi. Yeni İpek Yolu olarak bilinen 'Kuşak ve Yol' projesi aracılığıyla Çin'in Asya, Afrika ve Avrupa'daki birçok ülkeyi birbirine bağladığı belirtildi. Çin'in, doğrudan askeri çatışma olmaksızın küresel etkinin ekonomi ve kalkınma yoluyla inşa edilebileceğini gösterdiği vurgulandı. Amerika Birleşik Devletleri'nin, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomik gücü, doların finansal hakimiyetini ve dünya genelindeki askeri altyapıyı birleştiren küresel bir sistem inşa ettiği kaydedildi. Amerikalı stratejist Henry Kissinger'ın, istikrarlı bir uluslararası düzenin ancak büyük güçler arasında bir denge olması durumunda var olabileceğini vurguladığı aktarıldı. Benzer bir düşünceye sahip olan Zbigniew Brzezinski'nin ise Avrasya'yı dünyanın merkezi jeopolitik 'satranç tahtası' olarak tanımladığı açıklandı. Avrupa Birliği'nin dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden birini temsil ettiği bildirildi. Rus filozof Alexander Dugin'in, küresel gücü paylaşan birden fazla büyük medeniyet merkezinin olduğu çok kutuplu bir dünyanın olası doğuşundan bahsettiği aktarıldı. Avrupa Birliği'nin genişleme sürecinin bugün yeni bir jeopolitik önem kazandığı vurgulandı. Avrupa'nın kapanarak değil, genişleyerek güçleneceği; çünkü Avrupa fikrinin hiçbir zaman sınır fikri değil, ortak yaşam ve kalkınma fikri olduğu belirtildi. İran'ın Orta Doğu, Orta Asya ve Akdeniz arasında kilit stratejik noktalardan birini temsil ettiği kaydedildi. Çin ve İran'ın Kuşak ve Yol'unun, ABD'nin ekonomik çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği belirtildi. Birçok çağdaş çatışmanın, sadece bölgesel çatışmalar değil, ekonomik koridorların, enerjinin ve stratejik alanların kontrolü için verilen daha geniş küresel mücadelenin bir parçası olduğu açıklandı. Ukrayna'daki uzayan savaşın, Rusya'nın uzun vadeli jeopolitik konumunu gündeme getirdiği belirtildi. Rusya'nın Ukrayna ile savaşı hızla bitirememesinin, onu büyük bir riske sürüklediği aktarıldı. Rusya'nın rolünün küresel askeri ve ekonomik güçten Avrasya bölgesinde güçlü bir bölgesel aktöre dönüşme olasılığı bulunduğu ifade edildi. BRICS ittifakının, dünyada yeni bir ekonomik kutup oluşturma girişimi olarak öne çıktığı kaydedildi. Jeopolitika tarihinin, ekonomik gücün ve askeri korumanın nadiren ayrı ayrı var olabildiğini gösterdiği vurgulandı. Sırbistan'ın tarihi boyunca Doğu ile Batı arasında medeniyetlerin buluşma noktası olduğu belirtildi. Sırbistan'ın yüzyıllardır Doğu ile Batı arasında bir köprü konumunda bulunduğu aktarıldı. Rusya'ya yaptırım uygulamayan tek Avrupa devleti olarak öne çıkan Sırbistan'ın, dört büyük müttefik için bölgesel, samimi ve güçlü bir ortak adayı konumunda olduğu açıklandı. Sırbistan'ın dört sütunlu politikası (Avrupa, Amerika, Rusya ve Çin) sayesinde Balkanlar'da merkezi bir devlet olarak ekonomik ve ulusal güvenlik sağladığı kaydedildi. Büyük güçler arasında yeniden denge arayışında olan bir dünyada, bu tür köprülerin istikrar ve iş birliğinin temeli olabileceği ifade edildi. XXI. yüzyılın ortalarına, yani 2050 yılına kadar dünyanın, birkaç büyük güç merkezi arasındaki yeni bir dengeyle şekilleneceği tahmin edildi. Mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde, küresel düzenin giderek iki dominant güç olan Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki ilişkilere odaklanabileceği bildirildi. Bu durumda Avrupa Birliği ve Rusya'nın güçlü bölgesel güç merkezleri rolünü oynayabileceği aktarıldı. Karić, "Büyük güçler kendi güçleriyle tarihi inşa eder, ancak dünya istikrarı her zaman aralarındaki dengelerle korunmuştur" sözleriyle değerlendirmesini tamamladığını belirtti.