Amerikalı milyarder Ronald Lauder, Grönland'da bir dizi yatırım başlattı. Bu durumu, Danimarka'daki Politiken gazetesi bildirirken, İtalyan Corriere della Sera da haberi aktardı. 81 yaşındaki kozmetik devi varisi Lauder, Donald Trump ile yakın ilişkileri bilinen bir isim ve iş dünyası eğitimi aldığı Wharton İşletme Okulu'ndan bir arkadaşıdır.

Danimarkalı gazetenin yürüttüğü araştırma, Beyaz Saray'ın jeopolitik hamleleriyle olan bir modelin izini sürüyor. Bu model, Venezuela gibi bölgelerde gerçekleşen politik hareketlerin, Trump'ın arkadaşları ve bağışçılarının özel yatırımlarıyla örtüştüğünü gösteriyor. Diplomatik gerilimler ve mali çıkarların yanı sıra, arka planda Kremlin'in Amerikalı başkanın kararlarını etkilemeye çalıştığına dair şüpheler de dile getiriliyor.

Lauder, muhafazakar adaylara yaptığı bağışlarla tanınıyor ve son yıllarda Trump'a desteği için en az bir milyon dolar harcadı. Trump'ın ilk döneminde ulusal güvenlik danışmanı olan John Bolton'a göre, Lauder, başkana "Grönland'ın satın alınması" fikrini ilk öneren kişi oldu.

Bolton, Trump ile olan iş birliğini sona erdirdikten sonra The Free Press'e yaptığı açıklamada, bu fikrin Lauder'dan geldiğini teyit etti. Bolton, “Bunu ondan duydum ve sonrasında önerinin Lauder'dan geldiğini öğrendim. Trump bu konudan ilk kez 2019 yılında bahsetti” ifadelerini kullandı.

Bu iddialar, gazeteciler Peter Baker (The New York Times) ve Susan Glaser (The New Yorker) tarafından 2021 yılında yayımlanan “The Divider” adlı kitapta da doğrulanıyor. Yazarlar, Grönland'ın devredilmesi fikrinin "çok zengin bir arkadaş" tarafından Trump'a sunulduğunu ve bu kişinin Lauder olduğunu belirtiyor.

Ancak, Lauder'ın bu fikri hangi etkilerle geliştirdiği belirsizliğini koruyor. Lauder'ın, Dünya Yahudi Kongresi Başkanı olarak, 2016 ve Mart 2019'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin'de yaptığı iki görüşme, Putin'in Trump'ın dikkatini Grönland'a yöneltme çabası içinde olabileceğine dair şüpheleri artırıyor. Aynı zamanda, Putin'in temsilcisi Kiril Dmitriev, sosyal medyada Beyaz Saray'ın adaya yönelik baskılarını sıklıkla dile getiriyor.

Analistlere göre, Rusya'nın bu konudaki çıkarları, Amerikan toprak genişlemesinin Trump yönetiminin dikkatini Ukrayna'dan uzaklaştırabileceği ve dolaylı olarak Rusya'nın Kiev'e yönelik saldırganlığını meşrulaştırabileceği endişesinden kaynaklanıyor. Ancak, Kremlin'in Trump'ı Danimarka'ya karşı harekete geçirmeye yönelik doğrudan bir müdahalesine dair kanıt bulunmuyor.

Bu endişeler, 2019 Ekim ayında Arkansas’tan Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton'a gönderilen sahte bir mektubun ortaya çıkmasıyla daha da arttı. Mektupta Grönland hükümetinin imzasıyla "Danimarka'dan bağımsızlık referandumu" ile ilgili bilgi veriliyordu. Daha sonra bu yazının, kimliği belirsiz kişiler tarafından sahte olarak hazırlandığı anlaşıldı.

Aynı zamanda, Lauder'ın sermayesiyle kurulan Grönland Geliştirme Ortakları isimli yatırım şirketinin, su arıtma ve enerji sektörlerine ilgisi olduğu da doğrulandı. İtalyan medya kuruluşları, Venezuela konusunda da benzer bir modelin mevcut olduğunu, fakat Rus çıkarlarının buradaki rolünün daha belirgin olduğunu vurguluyor.

Eski ABD Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Fiona Hill, Kongre'ye verdiği ifadede, Rusya'nın 2019 yılında Beyaz Saray'a etki alanlarını değiştirme teklifinde bulunduğunu açıkladı. Hill, Moskova'nın Venezuela'da ABD'ye serbest el vermeyi, karşılığında Rusya'nın Ukrayna'daki benzer bir pozisyona sahip olacağını önerdiğini belirtti. John Bolton ve Hill, bu teklifi o dönemde reddetse de, Trump'ın yakınındaki iş insanlarının mali çıkarlarının varlığı hala sürmektedir.

Bu bağlamda, son başkanlık seçim kampanyasına beş milyon dolar bağış yapan yatırımcı Paul Singer'dan da bahsediliyor. Singer, son dönemde Meksika Körfezi'nde üç Amerikan rafinerisi satın aldı. Bu tesisler, Venezuela'da üretilen ağır petrolü işlemek için tasarlanmıştı. Amerikan yönetimi bu hafta, Karakas'tan ham petrol ithalatına izin vereceğini açıkladı.