Amerikan Başbakanı Donald Trump, ikinci dönemine "Amerika ilk önce" taahhüdü ile başladı. Bu söylem, birçok MAGA destekçisi için, müdahaleci politikaların reddi ve ABD'nin dünya genelindeki uzun süreli askeri angajmanlardan çekilmesi anlamına geliyordu. Ancak Trump, geçen yıl Ocak ayında Beyaz Saray'a dönüşüyle tam tersini yaptı. Birçok ülkeye askeri operasyonlar onaylayarak, petrol tankerlerini ele geçirerek ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun şok edici bir gece baskını ile tutuklanmasını gözlemleyerek Karakas'taki iktidarı fiilen düşürdü.

Trump, İran, Irak ve Somali'nin yanı sıra diğer ülkelere de tehditlerde bulundu. Avrupa'da ise, ABD'nin Grönland'ı, NATO müttefiki Danimarka'ya bağlı bir bölge olarak ele geçirme tehdidi özellikle endişe yaratıyor. ESSEC Geopolitik ve İş Enstitüsü akademik direktörü Orelien Colson, Trump'ın dış politikasını "transaksiyonel bir kaos" olarak tanımladı. Colson, Trump'ın Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin, Avrupa Birliği'ni siyasi ve stratejik bir aktör olarak zayıflatma niyetini açıkça gösterdiğini belirtti.

Geçtiğimiz yılın Ocak ayında, Trump başkanlığının onuncu gününde, IŞİD hedeflerine yönelik Somali'de azami sayıda hava saldırısı başlattı. Saldırılarda, "herhangi bir sivil kaybı olmadan" birçok teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Bunun yanı sıra, Trump Somalia'yı "cehennemin bir çukuru" olarak tanımlayarak hem ülkeyi hem de Somali göçmenlerini eleştirdi.

Mart 2025'te, ABD, Irak'ta IŞİD'e yönelik birkaç terörle mücadele operasyonu gerçekleştirdi. Bu operasyonlarda, IŞİD’in Irak’taki ikinci liderinin hedef alındığı ifade edildi. Trump, bu başarılı operasyonu "güç yoluyla barış" olarak tanımladı.

Yemen'de, Trump Mart 2025’te Kızıl Deniz'deki saldırılar üzerine Husi militanlarına bombardıman emri verdi. Bu operasyonların ardından Trump, İran'a yönelik hava saldırılarını da onayladı ve bunun, "nükleer silah geliştirme potansiyeline sahip olduğu" yönünde endişelerin artmasına neden olduğunu bildirdi.

2025 yılından itibaren Venezuela açıklarında "uyuşturucu terörizmi" ile ilişkilendirilen botlara karşı saldırılar düzenlendi. Trump, Maduro'yu uyuşturucu kartelinin bir parçası olmakla suçladı. Ayrıca, 3 Ocak'ta özel kuvvetlerin Maduro'yu Karakas'ta yakalayıp ABD'ye teslim ettiği bildirildi.

Trump, Grönland’ın satın alınmasına ilişkin söylemlerini artırırken, bu adayı "ABD'nin ulusal güvenliği için kritik" olarak nitelendirdi. Bu tehditler, Avrupa müttefiklerinden sert tepkilere yol açtı; NATO'nun tehlikeye girebileceği endişesi gündeme geldi.

Sonuç olarak, Trump'ın politikalarının, "Amerika'nın izolasyona sürüklendiği" saptaması, daha da belirgin hale geliyor.