Amerikan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Eski Direktörü Joe Kent, bu hafta başında İran'a yönelik saldırı kararları alınma sürecindeki anlaşmazlıklar nedeniyle görevinden istifa ettiğini bildirdi. Eski Fox News sunucusu Tucker Carlson'a verdiği röportajda Kent, kilit yetkililerin görüşlerini Başkan Donald Trump'a iletme fırsatı bulamadığını ve kararların dar bir danışman çevresi tarafından alındığını açıkladı. Kent, kendisi ve diğer üst düzey Amerikalı yetkililerin hava saldırıları konusundaki şüphelerini Başkan Donald Trump'a aktarma imkanı bulamadıklarını vurguladı. Onun belirttiğine göre, başkan karar alırken çok dar bir danışman çevresine güvendi ve tartışmalar kapalı kapılar ardında, karşıt görüşlere veya itiraz seslerine yer verilmeden yürütüldü. Kent, "Gerçek istihbarat tablosunu ve geleceği tartışsaydık, bugün belki de farklı bir yerde olabilirdik" ifadelerini kullandı. Ayrıca, kilit karar alıcıların çoğunun başkana erişimi olmadığını ve ciddi bir tartışma yapılmadığını iddia etti, ancak her şeyin bir hakaret çığına dönüşmemesi için "kapı bekçisi" olarak hareket eden kişilerin adlarını vermeyi reddetti. Tulsi Gabbard'ın gözetiminde terör tehditlerini analiz etmekten sorumlu olan Kent, istihbarat verilerinin İran'ın nükleer silah geliştirdiğine veya Amerika'ya ani bir saldırı hazırlığında olduğuna dair hiçbir gösterge sunmadığını belirtti. "11 Eylül veya Pearl Harbor benzeri hiçbir senaryo yoktu" diye vurgulayan Kent, Trump ve Beyaz Saray'ın İran ile savaş nedeni olarak "yakın tehdidi" öne sürdüğünü de kaydetti. Kent, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililerin Trump'a yoğun bir şekilde lobi yaptığını, Amerikan istihbarat servislerinin doğrulayamadığı bilgileri sıkça sunduklarını aktardı. İsrail'in, tek başına hareket etme tehdidinde bulunarak ve bu yolla Amerikan çıkarlarını tehlikeye atarak ABD'nin müdahalesini teşvik ettiğini düşündüğünü belirtti. Joe Kent, İran rejimini değiştirme girişimlerinin potansiyel sonuçlarına da değindi. 28 Şubat'taki bir saldırıda hayatını kaybeden İran lideri Ali Hamaney'in bir hayranı olmamasına rağmen Kent, Hamaney'in nükleer programı ılımlılaştırdığını ve onun ortadan kaldırılmasının halkı rejim etrafında daha da toplayabileceği uyarısında bulundu. Kent'in kamuoyuna çıkma ve istifa etme kararının ana nedeni, görüşlerinin ve uyarılarının Beyaz Saray'a ulaşmadan "bastırıldığı" hissi olduğunu kaydetti. Onun bu adımı, savaşa karşı çıkan sağcı politikacıların daha geniş bir eğilimi tarafından desteklenirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance özel bir toplantıda Kent'i "sessizce ayrılmaya" ikna etmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Bu askeri çatışmanın büyük ekonomik sorunlar da yarattığı belirtildi. Ekonomist E.J. Antoni, Amerikan ekonomisinin varil başına 100 dolarlık petrol fiyatlarıyla başa çıkamayacak kadar zayıf olduğunu vurgulayarak, savaşın enflasyonu daha da artıracağını ve bunun Cumhuriyetçilere yaklaşan seçimlerde ciddi zarar verebileceğini açıkladı. CNN muhabiri Aaron Blake'in sonuçlandırdığı gibi, bu istifa, yönetimin temel bir sorununu daha da belirginleştirdi: Beyaz Saray, bu savaşa neden girildiği konusunda net ve ikna edici bir açıklama sunmayı başaramadı.