New York'ta eski bir savaş gazisi olan psikolojik olarak dengesiz taksi şoförü Travis Bickle'ın varoluşsal krizini konu alan, yönetmen Martin Scorsese'nin kült filmi "Taksi Şoförü", ilk gösteriminin üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen güncelliğini koruduğunu bildirildi. Robert De Niro'nun Travis Bickle karakterine hayat verdiği ve senaryosunu Paul Schrader'ın kaleme aldığı bu güçlü yapımın, 50 yıl önce dört Oscar adaylığı alarak Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülü'nü kazandığı vurgulandı. Film, 8 Şubat 1976'da ABD'de sinemalarda gösterime girmiş ve kısa süre sonra Cannes Film Festivali'nde seyirciyle buluştuğu kaydedildi.

Yapım, Vietnam Savaşı'ndan dönen Travis Bickle'ın uykusuzluk, alkolizm ve uyuşturucu satıcıları, yetişkin filmleri gösteren sinemalar, çöp ve şiddetle dolu kasvetli 1970'ler New York'una uyum sağlamaya çalıştığı zorlu mücadeleyi aktarmaktadır. Schrader, senaryonun ilk taslağını sadece on günde yazdığını ve bu karakteri içinden atmak zorunda olduğunu, aksi takdirde kendisinin o karaktere dönüşebileceğinden korktuğunu The Guardian'a verdiği röportajda belirtti. Schrader, iki yıl önce Saraybosna'da yaptığı açıklamada, intihar sorununa değinerek, "Sarı bir kutuya hapsolmuş, insanlarla çevrili ama çaresizce yalnız, depresif, melankolik ve suçluluk duygusuyla boğuşan bir genç adamımız var" diye kaydetti. Senarist, Jean-Paul Sartre ve Albert Camus'nun eserlerinden etkilendiğini ve "Yeraltından Notlar"daki Dostoyevski'nin ruhunu "Taksi Şoförü"nde gördüğünü aktardı. Robert De Niro ise GQ dergisine yaptığı açıklamada, filmin senaryosunu "harika" bulduğunu ve herkesin filmdeki yabancılaşmayla bir şekilde özdeşleşebildiğini ifade etti. Yönetmen Martin Scorsese, 1975 yazında New York'ta yaşanan aşırı sıcak hava dalgası ve temizlik işçileri grevinin filmin görsel atmosferine otantik bir vahşet kattığını, şehrin adeta çürüdüğünü ve bunun Travis'in zihnindeki cehennem vizyonlarını kaçınılmaz olarak körüklediğini Vulture dergisine verdiği demeçte bildirdi.

"Taksi Şoförü" filmi, gösterime girdiği ilk günden itibaren Amerika ve Avrupa'da tartışmalara yol açtı; Cannes'daki prömiyerde bazı izleyicilerin salonu terk ettiği, bazılarının ise filmi ıslıkladığı belirtildi. Jüri başkanı Tennessee Williams, kan dökülen ve korkunç zalimliklerin tasvir edildiği filmlerden keyif alınmaması gerektiğini vurgulasa da, yapım Altın Palmiye ile ödüllendirildi. Filmdeki reşit olmayan fahişe Iris rolünü canlandıran Jodie Foster için, o dönemde 12 yaşında olmasına rağmen, akıl sağlığının korunması adına önlemler alındığı, sette bir sosyal hizmet görevlisinin bulunduğu ve Foster'ın Robert De Niro'nun kaba sözler sarf ettiği sahnelerde sette bulunmamasının sağlandığı New York Times gazetesine yansıdı. Film, 30 Mart 1981'de eski bir psikiyatrik hasta olan John Hinckley Jr.'ın, filmi izledikten sonra Travis Bickle ile özdeşleşerek aktris Jodie Foster'ı etkilemek amacıyla ABD Başkanı Ronald Reagan'a suikast girişiminde bulunmasıyla da bağlantılı olarak hatırlanmaktadır. Filmin ikonik repliği olan "Benimle mi konuşuyorsun?", senarist Paul Schrader tarafından yazılmadığı, Robert De Niro'nun çekim sırasında doğaçlama yaptığı The Late Show with Stephen Colbert programında Martin Scorsese tarafından açıklandı. Filmin zamansız müziği ise "Sapık" ve "Yurttaş Kane" gibi klasikler için de müzik besteleyen Bernard Herrmann'a aittir. Herrmann, filmin müziğini 23 Aralık 1975'te tamamlamış, ancak bir gün sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği ve "Taksi Şoförü" filminin kendisine ithaf edildiği kaydedildi.