Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın İran ile olan çatışmayı bir an önce sonlandırma arayışında olduğu belirtildi. Ancak, askeri geri çekilme planının Avrupa için feci sonuçlar doğurabileceği kaydedildi. Saldırılarla daha da radikalleşen İran'ın, ABD'li rakibini küçük düşürene kadar savaşı sürdürebileceği vurgulandı. İran ile olan çatışma uzadıkça, Başkan Trump'ın hızlı bir son istediği aktarıldı. Bu durumun ABD'de artan yakıt fiyatları, azalan mühimmat stokları ve Basra Körfezi'ndeki gelişmeler nedeniyle birçok eski müttefikin Amerika'ya sırt çevirmesiyle ilgili olduğu belirtildi. Savaşı bitirmenin en hızlı yolunun Amerika'nın kaybetmesi olacağı ancak bunun Başkan Trump için bir seçenek olmadığı vurgulandı. Zafer takıntısı olan Trump'ın, İran'ı "taş devrine döndürmek" istediği ifade edildi. Planının, mevcut Tahran rejiminin iktidarda kalması ve Hürmüz Boğazı ablukasının sürmesi halinde bile ABD birliklerinin hızla geri çekilmesini içerdiği belirtildi. Bu tür bir hamlenin Amerika için tehlikeli, Avrupa için ise potansiyel olarak ölümcül olabileceği kaydedildi. Başkan Trump'ın fazla seçeneği olmadığı belirtildi. Yeni Ayetullah Mojtaba Khamenei temsilcileriyle müzakerelerin çıkmaza girdiği bildirildi. Kara işgali veya petrol zengini Harg adasına yapılacak bir saldırının son derece riskli olacağı ve petrol fiyatlarını daha da artıracağı ifade edildi. Bu sırada savaşın giderek pahalılaştığı, Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi verilerine göre Amerika'ya günde iki milyar dolardan fazla maliyeti olduğu kaydedildi. Geri çekilmenin tek çıkış yolu gibi görünse de, İran'ın pasif kalmasının pek olası olmadığı vurgulandı. ABD-İsrail ittifakının yoğun saldırılarının Tahran rejimini daha da radikalleştirdiği belirtildi. İran'ın, Minab'da 160'tan fazla çocuğun hayatını kaybettiği okul saldırısını Batı'ya karşı nefreti körüklemek için kullandığı kaydedildi. Dışişleri Bakanı Abbas Aragchi'nin, İran'ın ABD ile önceki savaşlardan dersler çıkardığını ve ordu ile silah depolarını merkezsizleştirdiğini bildirdiği aktarıldı. Başkan Trump'ın konuşmasının ardından, İran askeri sözcüsünün mücadelenin "düşmanın küçük düşürülmesi ve teslim olmasına" kadar süreceği tehdidinde bulunduğu belirtildi. Parlamento Başkanı Muhammed Ghalibaf ise, yedi milyon İranlının Amerika'ya karşı savaşa devam etmeye hazır olduğunu iddia etti. Basra Körfezi ülkelerinin en büyük kurbanlar olabileceği belirtildi. İstikrar, lüks ve turizme dayalı modellerinin şimdiden ciddi bir darbe aldığı kaydedildi. İran insansız hava araçları ve füzelerinin tehdidi sürerken, yatırımcılar ve turistlerin bölgeden kaçtığı aktarıldı. Goldman Sachs bankasının tahminlerine göre, Suudi Arabistan, Dubai ve Kuveyt ekonomilerinin 2026 yılına kadar yüzde 5 ila yüzde 14 oranında düşebileceği vurgulandı. İran'ın bugüne kadar genellikle Amerikan üslerini ve ABD varlığı bulunan tesisleri hedef aldığı bildirildi. Askerlerin geri çekilmesiyle, "artık meşru hedef kalmadığı" mesajının netleşeceği belirtildi. Tahran'ın işbirliği teklif ederek ABD'nin yerine bölgenin koruyucusu olabileceğini bildirdiği aktarıldı. ABD için Körfez'den çıkarılmanın tarihi bir aşağılama anlamına geleceği, ancak asıl tehlikenin Avrupa'yı beklediği vurgulandı. Amerika'nın erken geri çekilmesinin, İran'ın bölgesel bir hegemon haline gelmesine ve Avrupa'daki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıların artmasına yol açabileceği belirtildi. ABD üslerinin İsviçre yakınlarında, Almanya'nın Stuttgart ve Garmisch şehirlerinde, ayrıca İtalya'nın Ghedi üssünde bulunduğu hatırlatıldı. Tahran'ın gözünde bunların meşru intikam hedefleri olabileceği kaydedildi.