Apollo 15 görevi sırasında astronot David Scott, Ay yüzeyinde bir çekici ve hafif bir tüyü aynı anda bırakarak Galileo'nun meşhur deneyini tekrarladığını aktardı. Bu deneyde, her iki cismin de aynı anda yüzeye ulaştığı belirtildi ve bu durum, cisimlerin ağırlıklarından bağımsız düştüğü gerçeğini vurguladı. 16. ve 17. yüzyıllarda yaşamış, modern astronominin öncülerinden astronom ve fizikçi Galileo Galilei, yer çekimiyle ilgili olguları incelediği ve bu fenomeni tam olarak anlamasa da üzerine çalışmalar yaptığı kaydedildi. Bilinen en önemli deneylerinden birinin, farklı boyut ve kütledeki nesneleri yüksek bir yerden bırakarak gerçekleştirdiği aktarıldı. Bu bağlamdaki en meşhur deney, Pisa Kulesi'nden bir top güllesi ve misketten oluşan iki cismi atarak yapıldı. Ağırlık farklılıklarına rağmen her ikisinin de aynı hızda düşmesi gerektiği vurgulandı. Bugün birçok araştırmacı ve tarihçi, Galileo'nun cisimleri Pisa Kulesi'nden gerçekten atıp atmadığı konusunda şüpheler taşıdığını belirtti; ancak teorisinin doğruluğu kabul edildi. Galileo, cisimlerin düşme hızının doğrudan ağırlıkları veya boyutlarından ziyade hava sürtünme kuvvetlerinden etkilendiğini kaydetti. Onun yer çekimi alanındaki serbest düşme yasası şöyledir: "Homojen bir yer çekimi alanında, başka hiçbir kuvvetin bulunmadığı durumlarda, tüm cisimler aynı ivmeyle düşer." Bu, teorik olarak Dünya'da hava olmasaydı hem top güllesinin hem de tüyün aynı hızda düşeceği anlamına geliyor. Galileo'nun bu teoriye Aristoteles'in daha ağır nesnelerin daha hızlı düştüğünü belirten önceki kurallarını gözden geçirerek ulaştığı aktarıldı. Galileo, bu nedenle iki cismin hipotetik bir durumunu ele aldı: biri daha ağır (örneğin 10 kg) ve diğeri daha hafif (örneğin 2 kg). Bu iki cismin, örneğin bir iple bağlanması halinde, teoriye göre ağır olanın hafif olanı aşağı çekeceği, Aristoteles'e göre daha yavaş düşecek olan hafif cismin ise ağır olanı yavaşlatacağı belirtildi. Bu durum, düşme hızının 2 kg ve 10 kg'lık cisimlerin düşme hızları arasında bir yerde olması gerektiği anlamına gelir. Ancak bu senaryonun mümkün olmadığı, çünkü bağlı cismin toplam 12 kg ağırlığında olacağı ve dolayısıyla daha hızlı düşmesi gerektiği ifade edildi. Bu paradoksun tek çözümünün, cisimlerin kütlelerinden bağımsız olarak düşmesi olduğu vurgulandı. Bu durumun gerçekliği ise o dönemde bilim çevrelerinde uzun süre tartışma konusu olduğu kaydedildi. "Mit Avcıları" adlı TV programını belki hatırlarsınız. Benzer bir fikir, NASA araştırmacıları tarafından da ele alındı. Ay'da neredeyse tam bir vakumun olduğu ve atmosferin herhangi bir deney için önemsiz denecek kadar az olduğu belirtildi. Bu nedenle, Ay'da bir top gülle ve bir tüy bırakılırsa, Galileo'nun teorisine göre aynı anda düşmeleri gerektiği aktarıldı. NASA'nın bu durumu doğrulamak ve daha da önemlisi, deneyi doğrudan doğal uydumuzdan canlı olarak yayınlamak için harekete geçtiği açıklandı. Apollo 15 görevi, Ay'a yapılan dördüncü insanlı uçuş olarak kaydedildi. 26 Temmuz 1971'de fırlatılan uzay aracı, astronotları dört gün sonra, 30 Temmuz'da hedeflerine ulaştırdı. Mürettebat, Ay'da 2 gün, 18 saat, 54 dakika ve 53 saniye geçirdiği, bu süre zarfında yüzeyden 77 kg örnek topladığı belirtildi. Apollo 15 görevinin, astronotların 27,9 km'den fazla yol kat ettiği ilk "Ay aracı" olan LRV (Lunar Roving Vehicle) ile de hatırlandığı vurgulandı. David Scott'ın Galileo deneyini, görevin en önemli hedefleri olan örnek toplama, uzay giysisi ve LRV testleri tamamlandıktan sonra, misyonun sonlarına doğru tekrarladığı aktarıldı. Canlı yayın yapan kameraların odağında yer alan astronotun, aynı anda 1,32 kg ağırlığındaki bir jeoloji çekici ile 0,0003 ila 0,003 kg arasında değişen ağırlıktaki bir şahin tüyünü bıraktığı kaydedildi. Deneyin sonucu ise şöyle açıklandı: Hem tüy hem de çekiç aynı anda düştü. Bu durum, Galileo'nun öngörülerini doğruladığını belirtti. Homojen bir yer çekimi alanı dışında başka hiçbir kuvvetin olmadığı bir ortamda cisimlerin boyutu ve ağırlığının önemli olmadığı vurgulandı. Ay'a inişe ve astronotların deneylerine inanmayanlar içinse, Dünya gezegeninde vakum oluşturmanın imkansız olmadığı ve deneyin Dünya'dan ayrılmadan da tekrarlanabileceği belirtildi. Bu durumun, NASA'nın Ohio'da inşa ettiği dünyanın en büyük vakum odasını ziyaret eden Brian Cox tarafından da belgelendiği aktarıldı. Bu odada ünlü deneyin, bu kez bir tüy ve bir bovling topu ile tekrarlandığı kaydedildi. İzleyicilerin videonun ilgili bölümünü (2:50'den itibaren) izleyebileceği bildirildi.