Neredeyse her modern araçta, sürücülerin sıkça düşünmeden kullandığı bir düğme bulunmaktadır: hava sirkülasyonu düğmesi. İlk bakışta kabini daha hızlı soğutmak veya dışarıdan gelen kokuları engellemek için pratik bir çözüm gibi görünse de uzmanlar, bu düğmenin uzun süreli kullanımının sürücüler için istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bu fonksiyon, dış hava akışını kapatarak aracın kabin içindeki havayı yeniden kullanmasını sağlar. Bu sayede kabin daha hızlı soğurken, şehir trafiğindeki egzoz gazlarının ve rahatsız edici kokuların içeri girmesi azalır. Ancak bu modun uzun süre ve kesintisiz kullanılması durumunda sorunlar ortaya çıkmaktadır. İngiliz Mirror gazetesinin aktardığı bilgilere göre, kapalı bir sistemde zamanla karbondioksit seviyesi yükselirken, oksijen miktarı kademeli olarak düşmektedir. Kabin içindeki hava bileşimindeki bu tür değişiklikler başlangıçta fark edilmeyebilir ancak zamanla sürücü üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Belirtildiği üzere, bu durum sık esneme, yorgunluk hissi, düşünme hızında yavaşlama ve sürüşe odaklanmada zorluk olarak kendini gösterebilir. Bu tür koşullar altında, tepki süreleri de kısalabilir ve bu durum doğrudan trafik güvenliğini etkileyebilir. Konu hakkında TV sunucusu Sian Welby de Mirror'ın yazdığına göre konuştu ve uzun yolculuklarda alışılmadık bir yorgunluk hissettiğini fark ettiğini belirtti. Daha sonra, durumunu araçta hava sirkülasyonu kullanmasıyla ilişkilendirdiğini kaydetti. Uzun yolculuklarda bu fonksiyonu kullanmayı bıraktığında, yorgunluk hissinin azaldığı aktarıldı. Uzmanlar ve doktorlar, bu fonksiyonun uzun yolculuklarda sürekli olarak açık tutulmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Konsantrasyonu ve uyanıklığı korumak için temiz hava akışının önemli olduğu vurgulandı. Bu nedenle sürücülere, olası yorgunluk belirtilerine dikkat etmeleri, gerektiğinde mola vermeleri veya havalandırma modunu değiştirmeleri tavsiye edildi. 2018 yılında yapılan bir çalışmada, hava sirkülasyonunun özellikle uzun yolculuklarda ve araçta birden fazla yolcu varken karbondiyoksit seviyelerinin artmasına katkıda bulunabileceği kaydedildi. Kısa sürüşlerde etkileri genellikle fark edilmezken, kapalı kabin sisteminde uzun süre kalındığında hava kalitesindeki değişiklikler daha belirgin hale gelebilir ve sürücüler bunları genellikle havalandırma fonksiyonuyla hemen ilişkilendirmez.