Sırbistanlı astrofizikçi Brendon Karter tarafından ortaya atılan ve "Karter'in Felake" olarak bilinen bu teori, dünyada yaşayacak olan insanların sayısının belirli bir sınır olduğunu savunuyor. Bu sayı tükendiğinde, bildiğimiz dünya sona erecek.
Bu teori, 16. yüzyıldan beri var olan ve Koperniküs prensibi olarak adlandırılan eski hipotez üzerine kurulu. Bu prensip, gözlemlerimizin evrenin ortasındaki konumu değil, sadece ortalama bir konum olduğunu savunuyor.
Karter'in Felake, insanlığın evrendeki yeri için bu varsayıma dayanıyor: Evrendeki yerimiz sıradan ve temsili. Bu mantık yüzyıllardır çeşitli tahminlerde kullanıldı. Örneğin fizikçi J. Richard Got III bunu Broadway'deki belirli gösterilerin ne kadar süreyle devam edeceğini hesaplamak için kullandı. Şimdi aynı matematik çok daha önemli bir soruya uygulanıyor: İnsan varoluşunun sonu.
Teoriye göre, yaşayacak olan insanların toplam sayısı belliyse, her bireyin yaşamı bu toplam içinde rastgele bir konum olarak kabul edilebilir. Bu nedenle, herhangi bir birimizin 95% ihtimalle bugüne kadar doğan insanlardan son 95% arasında yer aldığı sonucuna varılıyor.
Bugüne kadar yaklaşık 60 milyar insan doğmuş. Matematiksel olarak, yaşayacak olan insanların toplam sayısının 1,2 milyar (1.200 trilyon) civarında olması %95 ihtimalle gerçekleşebilir.
Tabii ki, ilk beş yüzde içinde olabileceğimizi savunan ilginç karşı argümanlar da var. Ancak Karter'in Felake, dünyanın sonuna kadar ne zaman geleceğini oldukça kesin bir şekilde belirtiyor.
Dünya nüfusunun 10 milyar civarında stabil hale gelmesi ve ortalama yaşam süresinin 80 yıl kalması varsayılırsa, bu teori insanlığın sona ermesini 11.146. yılda gerçekleştiriyor. Bu, bugünden yaklaşık 9.120 yıl sonra.
Bugün yaşayan herkes için bu zaman dilimi hayal edilemez bir şekilde uzakta görünse de, insan varoluşunun son aşamalarında bulunuyor olmamız fikri hala rahatsız edici.
Elbette, gezegenimiz çok daha erken bir tarihte yaşanmaz hale gelebilir...