Spot: Ağustos yavaşça sonuna yaklaşırken ve akşamlar giderek serinledikçe, çoğumuz garip bir özlem duygusuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu sadece geçmiş yaz tatili günleri için nostalji değil; uzmanların "ağustos blues" (Ağustos Mavi) olarak adlandırdığı gerçek bir psikolojik fenomen. Content: İlk bakışta melankolik bir şarkı gibi görünse de, bu his aslında haftasonu depresyonunun yaz versiyonudur ancak tüm ay boyunca geçerlidir. Pazartesi akşamının öncesi duyulan o ağırlık yerine, şimdi bilinçli olarak yazın kaçıp sonbahar görevlerine yer verdiğini gözlemleyerek sessiz bir anksiyete ve hüzün hissediyoruz.
Bu hissini neden yaşadığımızı ve bunu gülümseyerek aşmamız için detaylı bir rehber sunuyoruz.
Bu fenomen resmi tıbbi bir teşhis olmasa da, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insan için oldukça gerçektir. Bu, yazın rahat ritminin sona ermesi ve sıkı günlük hayata dönüşün ardından yaşanan duygusal düşüştür.
Uzmanlar Ağustos ayında yüksek beklentilerimizle yazın ve zamanın kaçınılmaz akışı arasındaki çelişkinin ortaya çıktığını açıklıyor. "Her güneşli dakikayı en üst düzeye çıkarmalıyız" baskısı, genellikle suçluluk ve anksiyete yaratır.
İlkbahar kapıyı çalmaya başladığından beri, yazın unutulmaz, dolu macera ve mükemmel anlarla geçmesi gerektiği mesajlarıyla bombardıman ediliyoruz. Ağustosun sonuna geldiğimizde, planlarımızı tamamlamadığımızda suçluluk duygusu oluşur: "Yeterince dinlendim mi?", "Daha fazla geziye gitmedim mi?", "Yazımı uzatabilir miydim?"
Eylül, işin yoğunlaşması ve rahat yaz kıyafetlerinin yerine resmi giysilerin giyilmesiyle birlikte ritmin değiştiği bir ay olarak gelir. Bu önceden hissettiğimiz anksiyete (gelecek korkusu), şu anda yaşamamızdan keyif almamızı engelleyebilir.
Güneşin hala ileride olduğunu düşünsek de, Ağustos ayı günleri belirgin şekilde kısalır. Gündüz ışığı miktarındaki bu ince değişiklik, içimizdeki biyolojik saatimizi etkiler. Işık seviyesindeki düşüş seratonin (mutluluk hormonu) üretimini azaltır ve melatonin (uyku hormonu) üretimine katkıda bulunur, bu da enerji seviyemizin ve ruh halimizin değişmesine neden olur<h1></h1>
Neyse ki, yazdan sonbahara geçiş acı verici olmak zorunda değil. Birkaç bilinçli düşünce değişikliğiyle, yaz enerjinizi koruyabilir ve heyecanla sonbaharı karşılayabilirsiniz.
Tatil bittiği için üzgünlük hissetmek yerine, yaşadığınız güzel şeylere odaklanarak düşüncelerinizi bilinçli olarak yönlendirin. Küçük bir ritüel yaratın: Tatil fotoğraflarınızı seçin, bir albüm oluşturun veya duvara kolaj yapın. Her zaman özlem duyduğunuzda, bu resimlere bakın ve kendinize "Bu harika anları yaşama fırsatım için minnettarım" deyin.
Ritüeller, değişiklikleri kabul etmemize ve bir bölümün kapanmasına yardımcı olurken yeni bir bölümün başlamasını sağlar. Parkta son yaz pikniği düzenleyin, terasta arkadaşlarınızla yaz kokteylleri yudumlayın veya güneş altında bir kitap okuyarak gün geçirmek gibi aktiviteler planlayın. Bu bilinçli ve anlamlı veda yaz mevsimine olsun.
Sonbahar korkusunun en iyi ilacı onu çekici hale getirmektir! Eylül ve Ekim için birkaç eğlenceli aktivite planlayın. Yakınlardaki bir spa merkezine hafta sonu gezisi, uzun zamandır gözünüzde olan sıcak ve rahat bir kazak satın almak, yeni bir hobiye başlamak veya partnerinizle tiyatroya gitmek gibi seçenekler değerlendirebilirsiniz. Keyif alacağınız şeyler olduğunda geçiş dönemi heyecan verici hale gelir.
En büyük hata, tatilden sonra pazartesi sabahı hemen tüm birikmiş e-postaları, ev işlerini ve planları ele almaya çalışmamızdır. Kendinize birkaç günlük "uyum" süresi verin. Rutine kademeli olarak geri dönün - Eylül'ün ilk günleri ağır olmadan, aşırı hedefler koymayın.
Türkiye'de Eylül genellikle güzel, sıcak ve "Miholjsko güneşli" bir aydır. Takvim Eylül'ü gösterdiğinde kendinizi evlere kapatmayın. Terasınızda kahve yudumlayın, işten sonra parkta yürüyüş yapın ve her güneş ışığı anını yaşayın - bu en iyi doğal antidepresan!
Bu dönemde hüzün veya özlem hissetmeniz çok normaldir. Hislerinizi kaçırmayın veya kendinizi suçlamayın. Bunları güzel bir yaz geçirdiğinizin ve dolu dolu yaşadığınızın bir işareti olarak kabul edin. Kendinize zaman tanıyın, derin nefes alın ve yeni sezona kendinizle nazikçe adım atın.