Avrupa, ürün onarımını tüketici alışkanlıklarının merkezine döndürmeye çalıştığı ancak bunun kolay bir görev olmadığı belirtildi. Onarım ekonomik ve çevresel olarak arzu edilen bir seçenek olarak kabul edilse de çoğu tüketici, onarımın genellikle daha pahalı, karmaşık ve erişilemez olması nedeniyle yeni ürün satın almayı tercih ettiği kaydedildi. Farklı Avrupa ülkelerinden 130'dan fazla uzmanı bir araya getiren "REPper" projesinin sonuçları da buna işaret etti ve ana engellerin yedek parça fiyatlarının yüksekliği, uzman eksikliği, bilgiye sınırlı erişim ve tüketici güveninin yetersizliği olduğu vurgulandı. Saha verileri, pratikte onarımın yeni bir ürün satın almaktan çok daha az tercih edildiğini gösterdi. Çoğu durumda, özellikle onarım maliyeti yeni bir ürünün değerinin yarısını aştığında, tüketicilerin cihaz bozulur bozulmaz değiştirmeyi tercih ettiği belirtildi. Bunun, hızlı değişimin bir kural haline geldiği "atık kültürü" denilen durumu daha da teşvik ettiği kaydedildi. Bu nedenle Avrupa Birliği, bu eğilimi değiştirmek ve kademeli olarak yeni bir tüketim kültürü oluşturmak amacıyla birçok önlem üzerinde paralel olarak çalıştığı açıklandı. Yeni Onarım Hakkı Direktifi'nin kilit rol oynadığı belirtildi. Bu direktif ile üreticilerden daha kolay ve uygun fiyatlı servis sağlamaları beklenirken, ürünlerin tasarım aşamasında daha uzun ömürlü ve daha basit bakıma uygun hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda, parçalar, onarım seçenekleri ve bakım geçmişi hakkında bilgi içeren dijital ürün pasaportlarının tanıtımının da önemli bir rol oynadığı kaydedildi. Bunun, tüketici karar verme süreçlerini ve servis teknisyenlerinin çalışmalarını kolaylaştırarak şeffaflığı artıracağı belirtildi. Ancak en büyük zorluklardan birinin ekonomi olmaya devam ettiği aktarıldı. Onarımın, özellikle ithal edilen ucuz yeni ürünlerle rekabet edemediği belirtildi. Bu nedenle, onarım kuponları, yedek parça ve hizmetlerde KDV indirimleri gibi finansal teşviklerin yanı sıra Avrupa pazarına giren malların kalite ve güvenlik kontrollerinin güçlendirilmesinin çözüm olarak zikredildiği açıklandı. Aynı zamanda uzmanlar, tüketicilerin daha iyi bilgilendirilmesi ve servis hizmetlerine olan güvenin artırılması olmadan bu tedbirlerin tam etki göstermeyeceğini vurguladı. Avrupa'nın sadece ürünlerin ömrünü uzatmakla kalmayıp, aynı zamanda "al-at" modelinden eşyalara karşı daha sorumlu bir yaklaşıma doğru düşünce şeklini de değiştirmek istediği belirtildi. Amacın, onarım, yeniden kullanım ve sürdürülebilirliğe dayalı bir pazar oluşturmak olduğu kaydedildi. Bunun çevresel faydalarının yanı sıra yeni iş alanları yaratabileceği ve yerel ekonomileri güçlendirebileceği de aktarıldı. Sorunu ayrıca atık verilerinin de gösterdiği belirtildi. Avrupa'da her yıl 14 milyon tondan fazla elektronik atık üretildiği, cihazların önemli bir kısmının tamir edilip kullanılmaya devam edilebilecekken atıldığı açıklandı. Tahminler, ortalama bir tüketicinin elektrikli cihazı teknik ömrünün çok öncesinde değiştirdiğini gösterdi. Bunun genellikle yüksek onarım maliyetleri veya yedek parça bulunmaması nedeniyle olduğu ve hem hane bütçesini hem de çevreyi ek olarak yüklediği belirtildi.