Doktorların "sessiz katil" olarak adlandırdığı sıcak hava dalgalarının, gezegen ısındıkça daha yoğun ve sık hale geldiği belirtildi. Mevcut aşırı sıcak dalgasının sadece Fransa'da serinlemeye çalışırken boğulan 42 kişinin hayatına mal olduğu, Avrupa genelinde ise rekorların kırıldığı bildirildi. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) tarafından yapılan bir çalışma, vücudun iç sıcaklığını düzenlemeye çalışırken meydana gelen sıcaklık stresinin dünya genelinde yüzde 22 arttığını, bunun 1970 yılına göre yaklaşık bir milyar insan daha fazla olduğu kaydedildi. 2015-2024 yılları arasında ortalama sıcak hava dalgası sayısının 133'e yükseldiği en savunmasız bölgeler olduğu vurgulandı. Yüksek sıcaklıkların her yıl dünya genelinde yaklaşık yarım milyon insanın hayatına mal olduğu tahmin edildi. Bu sayının yıllık savaş veya terör saldırılarında ölenlerden daha fazla olduğu, ancak trafik kazaları veya hava kirliliği nedeniyle ölenlerden daha az olduğu aktarıldı. Sıcaklığın nadiren doğrudan ölüm nedeni olarak gösterildiğinin altı çizildi. Aşırı sıcaklıkların çoğunlukla dolaylı yollarla etkili olduğu, çoğu insanın doğrudan sıcaktan ölmediği, ancak kalp, akciğer veya böbrek hastalıkları gibi mevcut sağlık sorunlarını şiddetlendirmesi nedeniyle hayatını kaybettiği "Guardian" tarafından belirtildi. Yüksek sıcaklıkların vücut üzerinde büyük bir yük oluşturduğu açıklandı. Kalp ve böbreklerin normal vücut sıcaklığını korumak için artan yoğunlukta çalıştığı kaydedildi. Kronik hastalığı olan kişilerde ek çabanın, ısı çarpması yaşanmadan bile ölümcül olabileceği vurgulandı. Sıcaklıkların başka sağlık sonuçları da olduğu aktarıldı. Günlerin normal işleyişi zorlaştıracak kadar sıcak olduğu ve gecelerin serinleme getirmediği durumlarda, organizmanın iyileşme fırsatı bulamadığı kaydedildi. Böylece günlük sıcaklığın etkilerinin daha da biriktiği ifade edildi. Birçok Avrupa ülkesinde meteorologların, sıcaklığın 20 santigrat derecenin altına düşmediği geceleri "tropikal geceler" olarak adlandırdığı belirtildi. Aşırı sıcaklara alışkın olan İspanya'da ise 25 derecenin üzerindeki gecelerin "ekvatoral" veya "kızgın" olarak isimlendirildiği aktarıldı. Son yıllarda ise 30 derecenin üzerindeki geceler için gayri resmi olarak "cehennemi geceler" şeklinde yeni bir kategorinin de kullanıldığı vurgulandı. En büyük riskin, büyük sıcaklar sırasında açık havada kalmak zorunda olan inşaat işçileri, çiftçiler, evsizler ve diğer kişilerde olduğu belirtildi. Ancak sıcağa bağlı ölümlerin çoğunun yaşlılarda, özellikle kronik hastalığı olanlarda görüldüğü kaydedildi. "Guardian" tarafından aktarıldığına göre, kadınların yüksek sıcaklıkların sonuçlarından erkeklerden daha sık öldüğü açıklandı. Daha yoksul vatandaşların da daha yüksek risk altında olduğu, çünkü klima, iyi yalıtılmış evler veya sıcağı hafifleten yeşil alanlara erişimlerinin daha az olduğu bildirildi. Terlemenin vücudun kendini serinletmesindeki en önemli mekanizma olduğu vurgulandı. Terin ciltten buharlaşmasının vücut sıcaklığını düşürdüğü kaydedildi. Ancak havanın çok nemli olduğunda, terin daha zor buharlaştığı ve ciltte kaldığı belirtildi. Bu durumda vücudun kendini serinletmesinin çok daha zor olduğu ifade edildi. Bu nedenle, hissedilen sıcaklığın gerçek sıcaklıktan birkaç derece daha yüksek olabileceği ve bazen bu durumun yaşam ile ölüm arasındaki farkı oluşturabileceği aktarıldı. Yüz yılı aşkın süredir fosil yakıtların yakılmasının atmosferde sera gazlarının birikmesine neden olduğu açıklandı. Bu gazların ısıyı tutarak gezegeni ısıttığı belirtildi. Ortalama küresel sıcaklığın sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1,3 santigrat derece arttığı, karasal ısınmanın ise daha da belirgin olduğu kaydedildi. Bu durumun temel sıcaklık seviyesini yükselttiği ve aşırı sıcakları çok daha sık hale getirdiği vurgulandı. İklim krizinin atmosferdeki jet akımının zayıflamasını etkilediğine dair de belirtiler olduğu açıklandı. Bilim insanlarının bunun, günlerce hatta haftalarca aynı bölge üzerinde sıcak havayı tutan "sıcaklık kubbeleri" denilen yüksek basınç alanlarının ortaya çıkma olasılığını artırdığını düşündüğü aktarıldı. Soğuk havanın bugün sıcaklıktan daha fazla can aldığı, hatta Sahra Altı Afrika ve Güney Asya gibi dünyanın daha sıcak bölgelerinde bile böyle olduğu belirtildi. Ancak sıcaklıklar yükseldikçe, sıcağa bağlı ölüm sayısının soğuktan kaynaklanan ölüm sayısının azalmasından çok daha hızlı artmasının beklendiği kaydedildi. Bilim insanlarının 854 Avrupa şehrini analiz ettiklerinde, zararlı gaz emisyonlarının tüm senaryolarında, nüfusun yeni koşullara uyumu dikkate alındığında bile sıcaklığa bağlı ölüm sayısının artacağını tespit ettiği vurgulandı. En önemli adımın fosil yakıt kullanımını ve sera gazı emisyonlarını azaltmak olduğu açıklandı. Ayrıca atmosferdeki karbondioksiti emen ormanların ve sulak alanların korunmasının da önemli olduğu vurgulandı. Şehir plancılarının, şehirlerin daha az beton ve araba, daha fazla park, ağaç ve su yüzeyine sahip olacak şekilde tasarlanması gerektiğini düşündüğü belirtildi. Bu şekilde, şehirlerin çevredeki kırsal alanlardan önemli ölçüde daha sıcak olmasına neden olan kentsel ısı adası etkisinin hafifletilebileceği kaydedildi. Klima sistemleri veya pasif soğutma sistemlerine sahip binaların ölüm sayısını azaltabileceği, etkili bir sağlık sistemi ve tehlikeli hava koşullarına yönelik zamanında uyarıların da önemli olduğu aktarıldı. Klima sistemlerinin, dünyanın büyük bir bölümünde hala olduğu gibi, fosil yakıtların yakılmasıyla üretilen elektrik enerjisini kullanmaları halinde gezegeni ısıtan gaz emisyonlarını artırdığı belirtildi. Ancak elektrik üretim sistemleri temizlendikçe, olumsuz etkilerinin de azaldığı kaydedildi. Bazı uzmanların, sıcaktan kaynaklanan çok sayıda ölümün, özellikle en savunmasız nüfus grupları arasında klima kullanımını yaygınlaştırmak için yeterli bir neden olduğunu düşündüğü, bunun kısmen ek ısınmaya katkıda bulunsa bile geçerli olduğu vurgulandı. Birleşik Krallık İklim Değişikliği Komitesi'nin bu yıl tüm yaşlı bakım evleri ve hastanelerin önümüzdeki 10 yıl içinde, tüm okulların ise önümüzdeki 25 yıl içinde klima almasını tavsiye ettiği açıklandı. En basit tavsiyenin günün en sıcak saatlerinde dışarıda kalmaktan kaçınmak ve mümkün olduğunca gölgeye veya kapalı bir alana sığınmak olduğu belirtildi. Evi serinletmek için pencerelerin gün boyunca kapalı tutulması, dış sıcaklık evin içinden daha düşük olduğunda akşam ve gece açılması gerektiği aktarıldı. Güneş ışınlarının doğrudan odaları ısıtmasını engellemek için panjurların indirilmesi veya perdelerin çekilmesi gerektiği vurgulandı. Doktorların ayrıca şunları tavsiye ettiği belirtildi: Swiss Info tarafından Tanjug aracılığıyla aktarıldığına göre, Luzern'deki Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada, Federal Halk Sağlığı Ofisi (FOPH) resmi tavsiyelerine ek olarak, elektrikli soğutma sistemleri kullanmadan bir alandaki ısı hissinin hafifletilebileceği gösterildi. Böylece aşağıdaki tavsiyelerin faydalı olabileceği belirtildi: