Dünyanın en yakışıklı erkeklerinden biri olarak bilinen ve karizmatik duruşuyla hem kadın hem de erkekleri kendine çekerek onlarca yıl baştan çıkarıcı bir figür olmayı sürdüren Avusturyalı ünlü aktör Helmut Berger, fırtınalı yaşamına Salzburg'da annesinden miras kalan mütevazı bir dairede 450 avroluk emekli maaşıyla veda etti. Ünlü yönetmen Luchino Visconti'nin ilham perisi olan ve çok sayıda tanınmış ismin hayranlığını kazanan Berger, kariyerinde büyük başarılara imza atarak sinema dünyasına silinmez bir iz bırakmış olsa da hayatı kolay olmadı. Yaşadığı olaylar ve skandallar ona pahalıya mal oldu, yaşamının son yıllarını düşük bir gelirle geçirdi.

Helmut Berger, 1944 yılında Avusturya'da dünyaya geldi. Aile işi olan otelcilikle uğraşmak istemediği için babası tarafından kötü muameleye maruz kaldı. Liseden sonra birkaç yıl aile işine devam etmek zorunda kalsa da 18 yaşında Londra'ya kaçtı. Londra'da oyunculuk dersleri aldı ancak sürekli geç kalması nedeniyle kısa sürede okuldan atıldı. Bunun üzerine Roma'ya giderek oyunculuk kariyerine adım attı. Kariyerinin başlarında figüran olarak çalışan Berger, 1964 yılında kendisinden 40 yaş büyük yönetmen Luchino Visconti ile tanıştı. Visconti, 1967 yapımı 'Veštice' (Cadılar) filminde Berger'e küçük bir rol verdi. Bu, ünlü aktörün büyük film yapımlarındaki ilk rolü oldu. Berger ve Visconti, o dönemde hem profesyonel hem de romantik bir ilişki yaşadı. Bu ilişki, Berger'in özel ve iş yaşamının yanı sıra Avrupa sinematografisini de büyük ölçüde etkiledi.

Berger, çok sayıda kült filmdeki dikkat çekici rolleriyle başarılarını sürdürdü. 1970 yılında En İyi Senaryo dalında Oscar'a aday gösterilen 'Lanetliler' filmiyle Altın Küre'ye aday gösterildi. 2007'deki Berlinale'de, eşcinsel ve biseksüel karakterleri keşfetmedeki devrim niteliğindeki yaratıcı rolleri nedeniyle Yaşam Boyu Başarı Onur Ödülü 'Teddy' ile ödüllendirildi. Büyük film başarılarının yanı sıra, Berger, çalkantılı özel hayatıyla da kamuoyunun büyük ilgisini çekti. Kariyerinin zirvesindeyken magazin dergilerinin ana konusu ve paparazzilerin gözdesi oldu. Dizginlenemez davranışları ve hem kadınlarla hem de erkeklerle yaşadığı çok sayıda ilişkisi kamuoyunu uzun süre meşgul etti.

Dünya çapında şöhretin tadını çıkardığı yıllarda, Bianca ve Mick Jagger ile Jerry Hall gibi isimlerle yaşadığı ilişkiler konuşuldu. Berger, balet Rudolf Nureyev'in yanı sıra Linda Blair ve Ursula Andres ile de anıldı. Özel hayatından sayısız anekdot şehir efsanelerine dönüştü. Hatta aktör hakkında dolaşan bir hikayeye göre, Berger'in bir keresinde kokain çekmek için ünlü Bulgari kuyumcusundan altın bir 'pipet' sipariş ettiği iddia edildi. Fransa'da yayımlanan son otobiyografisinde aktör, 'Dolce Vita' dönemindeki deneyimlerini Marcello Mastroianni, Michelangelo Antonioni ve Vittorio De Sica ile paylaştı. Berger, Londra'daki çılgınlık yıllarını, 70'lerde New York'taki uyuşturucu bağımlılığını ve on yıl sonra Paris'te eşcinsellerin ziyaret ettiği Türk hamamlarındaki sınırsız seksten söz etti. Otobiyografisinde, Nureyev'e olan tutkusunu veya Marisa Berenson ile flörtlerini de aktardı. Kitabında kadınlarla ilişkilerini "Kadınlarla ilişkilerim her zaman karmaşıktı" şeklinde ifade eden Berger, kadınlara bakış açısını ise "Kadınlar beni büyülüyor ama çok sahiplenici oluyorlar" sözleriyle açıkladı. Aktör, çalkantılı hayatına ilişkin tüm deneyimlerini şu ifadelerle özetledi: "Üç hayat yaşadım ve bunu dört dilde yaptım! Hiçbir şeyden pişman değilim!"

2000'li yılların başında Berger, hasta annesiyle ilgilenmek üzere tamamen kamuoyundan çekildi. Geri dönmeye çalıştığında, 2013 yılında Almanya versiyonu 'I’m a Celebrity – Get Me Out of Here' projesine başladı ancak sağlık sorunları nedeniyle sadece iki gün sonra bu projesi sona erdi. Helmut Berger, 2015 yılında eski eşi İtalyan yazar Francesca Guidato tarafından yeniden kamuoyunun dikkatini çekti. Guidato, 1994'te evlendiği ve üç yıl sonra boşandığı Berger'i İbiza'da kendisinden 37 yaş küçük bir erkekle evlendiği iddiasıyla bigami ile suçladı. Hayatının sonunda yaşadığı aşırılıklar kendisine pahalıya mal oldu ve yıllarını annesinden kalan Salzburg'daki dairesinde düşük bir gelirle geçirdi.