Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da, sadece bu ay içinde üç bomba patlaması ve yaklaşık on araç kundaklama vakası yaşanması, kentin sokaklarını 1990'lardaki savaş dönemini anımsatan bir güvenlik endişesine sürüklediği bildirildi. Güvenlik sektöründen Radar kaynakları, bomba ve kundaklama eylemlerinin, çalkantılı dönemlerde disiplin sağlamak için kullanılan uyarı araçları olduğunu aktardı.

Belgrad Güvenlik Politikası Merkezi Araştırma Direktörü Predrag Petrović, son bir yıl içinde ciddi bir güvenlik boşluğu oluştuğunu, polisin önceliğinin artık kamu güvenliği değil, rejimi korumak olduğunu vurguladı. Petrović, bu süreçte iktidar partisinin büyük ölçüde suç yapılarına güvendiğini, karşılığında bu yapılara yasa ihlallerine göz yumulduğunu kaydetti. Ayrıca, polis içinde yapılan tasfiyelerde, yetersiz profesyonel niteliklere sahip ancak rejimi savunmaya istekli "süper sadıkların" önemli pozisyonlara getirildiğini belirtti. Petrović, kriminal polis teşkilatının başına, kriminalistik alanda ilgili deneyimi olmamasına rağmen Marko Kričko'nun atanmasını buna örnek olarak gösterdi.

Petrović, mevcut yetkililerin organize suçla hiçbir zaman sistematik ve ciddi bir şekilde mücadele etmediğini, aksine bu yapıları yönettiğine veya araçsallaştırdığına dair artan belirtiler olduğunu açıkladı. Belivuk davası ve polisin Şkaljari klanına odaklanmasını örnek gösteren Petrović, son olayların, Belgrad'ın eski-yeni suç ortamında yeni aktörlerin kendilerini konumlandırma ve gelecekteki işler için tavsiye etme sürecinin bir parçası olabileceğini ifade etti. Kruševac yakınlarındaki Konjuh köyünde bir Sırp İlerleme Partisi (SNS) meclis üyesinin depolarında rekor miktarda esrar ele geçirilmesinin ardından ilerici partililer arasında büyük bir tedirginlik yaşandığı ve bunun, seçim yılında taraf değiştirme fikri olanlara bir uyarı ve tehdit olarak yorumlandığı aktarıldı.