Evlerde özellikle yatak odalarında ve yatak çevresinde ciddi sorunlara yol açan tahtakurularıyla ilgili yeni bir araştırma, geleneksel temizleme yöntemlerine farklı bir bakış açısı getirdi. Journal of Ethology dergisinde yayımlanan çalışma kapsamında Kaliforniya Üniversitesi bilim insanları, tahtakurularının nemden, hatta kendi besin kaynakları olan kandan dahi kaçtığını bildirdi. Araştırmacılar, nemli yüzeylerin tahtakurularını hareketsiz bıraktığını ve solunum yollarını tıkadığını vurguladı. Tahtakuruları, özellikle yatak odalarında ve yatak çevresinde en rahatsız edici ev problemlerinden biridir. Genellikle seyahatler, otellerde konaklama, ikinci el mobilya alımı veya bavul ve kıyafetlerle eve taşınma yoluyla ortaya çıkmaktadır. Eve girdiklerinde, insanların en çok hareketsiz ve uzun süre bulunduğu yerlerde, yani yataklarda kalmaya devam ettikleri kaydedildi. Tahtakurularının en çok çekildiği yerler, dikişleri, kapitone kısımları ve kolayca saklanabilecekleri kumaşlara sahip yataklardır. Bu tür yataklar genellikle eski modeller, döşemeli yataklar veya başlık ve kenarlarında zengin tasarım detayları bulunan ürünlerdir. Ayrıca sıcak, karanlık ve sakin yerleri sevdikleri için çoğunlukla yatak kenarlarında, karyola içlerinde ve ahşap veya kumaştaki tüm küçük çatlaklarda gizlendikleri belirtildi. Bu yeni keşif, özellikle su bazlı böcek ilaçları gibi bazı mücadele yöntemlerinin etkinliğini etkileyebilir. Tahtakurularının aktif maddeyle temasa geçmeden önce geri çekilme olasılığının bulunduğu aktarıldı. Benzer şekilde, uçucu yağlar veya alkol gibi popüler ev çözümlerinin de daha önce düşünülenden daha az etkili olabileceği kaydedildi. Ancak, nemin ne kadar güvenilir bir caydırıcı olduğu henüz tam olarak netleşmediği ve yatağın aşırı ıslatılmasının yatak ve döşemeli mobilyalarda küf oluşumu gibi yeni sorunlara yol açabileceği Jutarnji list tarafından vurgulandı. Tahtakurularıyla mücadelede en etkili yöntemlerden biri yüksek sıcaklıkta yıkama ve ısı uygulaması olarak öne çıkıyor. Yatak çarşaflarının en az 60 °C'de, ideal olarak yaklaşık 90 dakikalık uzun bir döngüde yıkanması gerektiği belirtildi. Yıkama sonrası çamaşırların kurutucuda yüksek sıcaklıkta kurutulması, bu mümkün değilse güneşte tamamen kurutulması gerektiği aktarıldı. Bu yöntem aynı zamanda önleyici nitelik taşır; zira tahtakuruları sıklıkla seyahatler ve bavullar aracılığıyla eve girdiği için dönüş sonrası hem kıyafetlerin hem de bagajın yıkanması gerektiği vurgulandı. Diğer önemli bir yöntem ise, titizlikle yapıldığında oldukça etkili olabilen vakumlamadır. Tüm yatağın, özellikle dikişlerin, köşelerin ve alt tarafın, ayrıca tahtakurularının en sık gizlendiği kapitone veya düğmeler gibi tüm dekoratif kısımların vakumlanması gerektiği vurgulandı. Karyola çerçevesi ve altındaki alan da unutulmamalıdır. Vakumlamadan sonra, yeniden yayılmayı önlemek için süpürgenin içeriğinin hemen ev dışına boşaltılması gerektiği belirtildi. Üçüncü seçenek ise fosilleşmiş alglerden oluşan doğal bir malzeme olan diyatom toprağıdır (silisli toprak olarak da bilinir). Bu madde, tahtakurularının dış kabuğuna yapışarak vücutlarındaki nemi yavaşça çekmesiyle işlev görür, bu da dehidrasyona ve ölümlerine yol açar. Kullanımı ise yatağa ince bir tabaka serpmek ve ardından yatağı bir örtü ile korumak şeklindedir. Ayrıca, hareketlerini engellemek için yatağın etrafına koruyucu bir bariyer oluşturulabileceği de açıklandı. Toksik olmadığı düşünülse de tahrişe neden olabileceği için uygulama sırasında ortamda bulunmaktan kaçınılması gerektiği bildirildi. Sonuç olarak, tahtakurularının eve giriş şekilleri ve en kolay saklandıkları yerler nedeniyle genellikle yataklar ve yataklarla bağlantılı olduğu belirtildi. Yeni araştırmaların, bu böceklerin çok spesifik zayıf yönleri olduğunu doğruladığı kaydedildi. Bununla birlikte, en iyi korumanın hala ısı, kapsamlı temizlik ve yatak odasındaki alanın düzenli bakımının birleşimi olduğu vurgulandı.