John Healey'nin istifasının ardından, Birleşik Krallık'ın yeni savunma bakanı Den Jarvis oldu. İşçi Partisi içindeki birçok kişiyi şaşırtmayan Jarvis'in bu ataması, uzun süredir bu görev için en ciddi adaylardan biri olarak gösteriliyordu. Mevcut güvenlik bakanı Jarvis (53), Başbakan Keir Starmer'ın güvenilir ve disiplinli bir çalışma arkadaşı olarak tanındı. Meslektaşları, onun prosedürlere ve ayrıntılara büyük önem veren, her şeyin doğru yapılmasında ısrarcı, düşünceli bir insan olduğunu belirtti. İşçi Partisi'ne yakın bir ailede büyüse ve üniversite yıllarında sol siyasete ilgi duysa da, uluslararası ilişkiler yüksek lisansından sonra askeri kariyeri tercih etti. 1997'de prestijli Sandhurst askeri akademisinden mezun olarak Britanya Ordusu Paraşüt Alayı'na katıldı. Orduda 14 yıl görev yaparak binbaşı rütbesine yükseldi. Daha sonra Britanya Ordusu Genelkurmay Başkanı olacak General Mike Jackson ile birlikte görev yaptı. 1999 Kosova misyonu sırasında, Jackson'ın Amerikalı General Wesley Clark'ın Britanya güçlerinin Priştine havaalanında Rus birlikleriyle çatışması emrini reddettiği, yakın askeri tarihin en bilinen anlarından birine tanıklık etti. Jarvis, daha sonra bu olayı, komutanının Amerikalıya "Sizin yüzünüzden Üçüncü Dünya Savaşı'nı başlatmayacağım" dediği gerçeküstü bir an olarak kaydetti. Irak ve Afganistan'daki görevinin ardından, 2011'de Barnsley'de parlamento için ara seçimlerde aday olmak üzere ordudan ayrıldı. Siyasi yükselişi hızlı oldu. İlk olarak Ed Miliband'ın gölge kabinesinde Kültür Bakanı oldu, daha sonra Jeremy Corbyn döneminde ulusal siyaseti bırakarak Güney Yorkshire Belediye Başkanı görevini üstlendi. Bu görevde dört yıl geçirdikten sonra, Starmer'ın gölge güvenlik bakanı olarak İşçi Partisi'nin üst yönetimine geri döndü ve İşçi Partisi'nin iktidara gelmesinin ardından hükümette aynı bakanlık görevini sürdürdü. Önceki görevi, kabine üyesi olmayan bakanlar arasında en zorlulardan biri olarak görülüyordu. İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve istihbarat servisleri arasındaki bağlantı noktası olarak, en hassas ulusal güvenlik konularından bazılarını yönetmekle sorumluydu. Özel hayatında da askeri disipliniyle tanınıyor. Arkadaşları onu, üst düzey fiziksel formunu koruyan tutkulu bir maraton koşucusu olarak aktardı. Sabah yedide başlayan televizyon programları için, beşte ofiste olup hazırlıklarını tamamlamak üzere sabah dörde kadar uyanırdı. Yetenekleri özellikle iddia edilen Çinli casusluk davası sırasında ön plana çıktı. Jarvis, Britanya kurumlarına sızmakla suçlanan Christopher Cash ve Christopher Berry davasının gelişimini parlamentoda açıklamakla görevliydi. Her ikisi de suçlamaları reddederken, kilit bir tanığın mahkemede Çin'in "düşman bir devlet" olduğunu belirtmek istememesi üzerine dava sonuçlandı. Jarvis, bu siyasi ve güvenlik açısından son derece hassas krizi sakin bir şekilde yönettiği için övgü topladı. Şimdi, hayatının hayali olarak görülen Savunma Bakanlığı'nı devralıyor. Ancak, Britanya ordusu ve savunma sektörü için en zor dönemlerden birinde bu göreve geliyor. Selefi John Healey, Starmer'ı savunmaya yeterince para ayırmamakla ve dolayısıyla ülkenin güvenliğini ile silahlı kuvvetlerin yeteneklerini tehlikeye atmakla suçlayarak istifa etti. Kısa süre sonra, savunma bakanlığının genç bakanlarından Al Carns da istifasını açıkladı. Bu nedenle, Westminster'da tüm dikkatler yaklaşan askeri bütçe kararına odaklanacak. Jarvis'in, Healey'nin ayrılışının ana nedenlerinden biri olan 13,5 milyar sterlinlik paketten daha fazla fon sağlayıp sağlayamadığı henüz bilinmiyor. Çalışma arkadaşları, farklı bir yaklaşım benimseyebileceğine inanıyor: Başbakan ile açık bir çatışmaya girmek yerine, mevcut sözleşmeleri rasyonelleştirerek ve bütçeyi daha verimli kullanarak ek para bulmaya çalışabilir. İşte bu yüzden, görev süresi ciddi bir sınav niteliği taşıyacak. Eski bir subay olarak ordunun ihtiyaçlarını iyi anlıyor. Starmer'ın uzun süreli bir müttefiki olarak, başbakana sadık kalması bekleniyor. Ordunun milyarlarca sterlinlik bütçesi hakkında karar verilirken, bu iki sorumluluğu uzlaştırıp uzlaştıramayacağı bir soru işareti olduğu belirtildi. Bu sorunun cevabı, sadece onun siyasi geleceğini değil, aynı zamanda Britanya'nın gelecek yıllardaki savunma politikasının istikrarını da etkileyecek.