Gökyüzünde gördüğümüz bulutların aslında önemli bir ağırlığa sahip olduğu, ancak farklı mekanizmalarla havada kaldığı bilim dünyası tarafından belirtildi. Su moleküllerinden oluşan bulutların, yoğunluklarına göre büyük tonajlara ulaşabileceği ve yükselen hava akımları, atmosferik cepheler sayesinde yerçekimine meydan okuduğu açıklandı. Bulutların sadece Dünya'ya özgü bir olgu olmadığı, diğer gezegenlerde de gözlemlendiği aktarıldı. Örneğin, Venüs kükürt dioksitten oluşan çok yoğun bulutlara sahipken, Mars'taki bulutların sıvı değil, buz formundaki sudan meydana geldiği kaydedildi. Jüpiter ve Satürn'ün amonyum, amonyum hidrosülfür ve sudan oluşan katmanlı bulutlara sahip olduğu, Uranüs ve Neptün'de ise bulutların metandan oluştuğu belirtildi. Satürn'ün, Merkür gezegeninden daha büyük uydusu Titan'ın bulutlarının, nehirleri ve okyanusları gibi metan bazlı olduğu da aktarıldı. Dünya'da bulutların, sıvı damlacıklar halinde H2O su moleküllerinden meydana geldiği açıklandı. Neredeyse görünmez ince sirüs bulutlarından devasa, fırtınalı kümülonimbuslara kadar çeşitlilik gösterdiği vurgulandı. Bulutların ağırlığı olması gerektiği belirtildi çünkü bunlar sudan yapılmıştır. Bir bulutun, sıvı veya donmuş halde, birçok minik su 'taneciği' içerdiği kaydedildi. Sıvı damlacıkların yaklaşık iki mikron genişliğinde olduğu (bir mikron, metrenin milyonda biridir) ve bunun bir insan saç telinin kalınlığından (50-70 mikron) bile daha az olduğu aktarıldı. Bulutları havada tutan üç ana faktör açıklandı. Birincisi, Güneş doğrudan tepedeyken, metrekare başına yaklaşık bir kilovat enerji yaydığı ve bu enerjinin bir kısmının zemini ısıtarak yükselen hava akımları oluşturduğu belirtildi. İkinci sebep olarak, farklı özelliklere sahip iki hava kütlesi arasındaki geçiş bölgesi olan atmosferik cepheler gösterildi. Atmosferik bir cephenin, çarptığı kütleyi yukarı doğru itebileceği ve bu durumun, kütle içindeki bulutlar için de geçerli olduğu vurgulandı. Üçüncü olarak, havayla taşınan su buharının bir dağa çarptığında, havanın onu yukarı taşıyıp soğuttuğu ve buharın su damlacıklarına dönüştüğü belirtildi. Bu durumun, uçakların dahi havada kalmasını sağlayan temel prensiplerden biri olduğu, hız ve büyüklük göz önüne alındığında, geniş bir alanı kaplayan (örneğin bir kilometre kare) yavaş hareket eden havanın, 500 tonluk bir bulutu kolayca taşıyabileceği kaydedildi. Bu su damlacıklarından bazılarının o kadar küçük olduğu, bir yağmur damlası oluşturmak için milyarlarca tanesinin gerektiği belirtildi. Tipik bir kümülüs bulutunun, metreküp başına yaklaşık yarım gram su taşıdığı, ki bunun bir bezelye tanesinin ağırlığına eşdeğer olduğu aktarıldı. Büyük, koyu kümülonimbus bulutlarının, metreküp başına yaklaşık üç gram su ile altı kat daha fazla su taşıyabileceği belirtildi. İnce sirüs bulutlarının ise bunun onda birini, yani metreküp başına yaklaşık on ikide bir gram su taşıdığı kaydedildi. Ortalama bir kümülüs bulutunun, metreküp başına yarım gram su ile bir kilometreye bir kilometreye bir kilometre büyüklüğünde olduğu hesaplandığında, bu tür bir kümülüs bulutunun yaklaşık 500 ton su taşıyabileceği ve bunun da en büyük yolcu uçağının ağırlığına denk geldiği bildirildi.