Çin, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişlerinden hizmet bedeli alma niyetine karşı olduğunu belirtti. Pekin'in bu tutumu, İran'ın 40 milyar dolarlık gelir beklediği planın, küresel deniz ticaretinde emsal teşkil ederek özellikle Çin ekonomisi için hayati önem taşıyan Malakka Boğazı gibi diğer stratejik deniz yollarında da benzer uygulamaların önünü açmasından duyduğu endişeden kaynaklandığını aktardı. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (BMDHS) 1982 tarihli maddeleri, boğazlardan serbest transit geçiş hakkını tanımlamaktadır. Sözleşme'nin 41. maddesi, kıyı devletlerinin gemilerin güvenli geçişi için seyrüsefer yolları ve trafik ayrım sistemleri belirleyebileceğini kaydederken, 26. madde ise yabancı gemilerden sadece karasularından geçişleri için ücret alınamayacağını vurgulamaktadır. İran'ın bu sözleşmeyi sadece imzalamış olması, özel hizmetler karşılığında ücret alınabileceğine dair ikinci maddeyi ileri sürmesini engellemektedir. The Wall Street Journal, cuma günü bildirdiğine göre, İran, Hürmüz Boğazı'nda güvenlik, koruma ve çevresel hizmetler karşılığında alınacak ücretlerin yıllık 40 milyar dolar getirebileceğini tahmin etmektedir. Tahran, bu ücretlendirme modelini, Türkiye'nin Boğazlar'dan geçişlerde (fener, kurtarma, sıhhi ve tıbbi denetim) aldığı hizmet bedellerine benzetmek istemektedir. Ancak, Türk boğazlarının bir devletin iç sularında yer alması ve Montrö Sözleşmesi (1936) ile düzenlenmiş olması, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası statüsünden farklıdır. Eğer İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'nda bir ücretlendirme mekanizması uygulamayı başarırsa, bu durum sadece uluslararası deniz hukukunu ve denizcilik kurallarını ihlal etmekle kalmayacak, aynı zamanda diğer stratejik boğazlara kıyısı olan devletlerin de benzer yollara başvurmasının önünü açacaktır. Bu durumun en büyük tehdidi, dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 24'ünün geçtiği ve Çin ekonomisi için hayati önem taşıyan Endonezya, Malezya ve Singapur arasındaki Malakka Boğazı'nda ortaya çıkabilir. Pekin, bu nedenle İran'ın geçiş ücreti alma niyetine karşı çıkabilir. Çünkü bir noktada, Malakka Boğazı'nda korsanlık ve diğer deniz tehditleri nedeniyle devriye gezen devletler, kendi hizmetleri için ücret talep etmeye başlayabilir. Avrupa, daha önce Akdeniz'den Süveyş Kanalı üzerinden Hint-Pasifik'e ve tersine uzanan seyrüsefer yolu olan Bab el Mandeb'in abluka edilmesiyle olumsuz sonuçları deneyimlemiştir. İran'ın müttefiki Yemen'deki Husiler, dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde dokuzunun geçtiği bu yolu kolayca tehdit ederek, geçiş ücreti veya 'hizmet bedeli' adı altında saldırılardan kaçınma karşılığında ödeme talep etme isteği bildirmişti.