Çin, mikroyerçekiminin insan gelişiminin en kritik erken evrelerinden birini nasıl etkilediğini incelemek amacıyla, eşi benzeri görülmemiş bir deney kapsamında sentetik insan embriyo örneklerini Tiangong uzay istasyonuna gönderdi. İnsanlık, uzak dünyaları kolonileştirme veya en azından Mars ya da Ay'da kalıcı yerleşim yerleri kurma hayalini her zaman taşıdı. NASA'nın kısa süre önce 2032 yılına kadar bir ay üssü kurmayı planladığını bildirdiği aktarıldı. Ancak, diğer gezegenlere yerleşim, temel bir biyolojik soruyu gündeme getiriyor: İnsanlar uzayda çoğalabilir ve böylece Dünya dışındaki kolonilerin kendi kendine yeterli hale gelmesini sağlayabilir mi? Çinli bilim insanları tam da bunu ortaya çıkarmaya çalışıyor. Tiangong'a gönderilen örnekler, insan kök hücrelerinden yapıldı ve gerçek insan embriyolarına çok benziyorlar ancak fetüse dönüşme yeteneğine sahip değiller. Proje lideri ve Çin Bilimler Akademisi Zooloji Enstitüsü araştırmacısı Yu Leiqian, "Bu gerçek bir insan embriyosu değil ve insan bireyine dönüşme yeteneği yok. Ancak erken insan gelişimini incelemek için bir model görevi görebilir," açıklamasında bulundu. Futurism.com, uzayın, bir uzay aracının nispeten korunaklı alanı içinde bile insan organizması için son derece düşmanca bir ortam olduğunu kaydetti. Mikroyerçekiminin sonuçlarının yanı sıra, Dünya'da bizi yoğun atmosferin koruduğu uzay radyasyonu ve güçlü kozmik ışınlar da bulunuyor. Yine de, bazı önceki hayvan deneyleri cesaret verici sonuçlar sağladı. Çinli bilim insanları 2016 yılında uzayda fare embriyolarını başarıyla yetiştirerek, bunların blastosist aşamasına ulaşabildiğini gösterdi. Bu aşama, embriyonun rahme yerleşmeye ve fetüse doğru daha fazla gelişmeye hazır olduğu bir gelişim evresidir. Japon araştırmacılar da 2023'te benzer bir başarı elde etti; mikroyerçekimi koşullarında yetiştirilen embriyoların yaklaşık %24'ü blastosist aşamasına ulaşma şansına sahipti, bu da Dünya'da geliştirilen embriyolara kıyasla yaklaşık yarı yarıya daha azdı. Ancak, fare embriyoları ile insan embriyoları arasında fark olduğu ve en yeni Çin örneklerinin sentetik olması, araştırmaların kademeli olarak ilerlediğini vurguladı. Sentetik embriyolar, 11 Mayıs'taki "Tianzhou-10" kargo misyonu kapsamında uzay istasyonuna nakledildi ve ardından deneysel bir modüle yerleştirildi. Live Science'a göre, örnekler farklı gelişim aşamalarını temsil eden iki gruba ayrıldı. Yu, "Deney şu ana kadar çok iyi ilerliyor. Önceden programlanmış otomatik bir sistem, örneklerin besin ortamını her gün değiştiriyor," diye belirtti. Deney beş gün sürdü, ardından örnekler korunmak üzere donduruldu. Nihai sonuçlar, örnekler Dünya'ya dönüp tüm dönem boyunca Dünya koşullarında kalan kontrol grubuyla karşılaştırılana kadar bilinmeyecek. Futurism.com, sentetik embriyoların mikroyerçekimi koşullarına başarıyla dayanamadığı ortaya çıksa bile, bunun uzayda insan üremesi fikrinin sonu anlamına gelmeyeceğini yazdı. Örneğin, Japon araştırmaları, yapay yerçekimine maruz kalan embriyoların, mikroyerçekiminde gelişenlere göre blastosist aşamasına gelişme olasılığının yaklaşık %5 daha yüksek olduğunu gösterdi. Bu, gelecekteki teknolojilerin uzay ortamının olumsuz etkilerini azaltabileceğine işaret ediyor. Yu, South China Morning Post'a, "Belki de etkilerini en aza indirmek için belirli teknolojileri kullanabiliriz. Bu, insanların uzayda hayatta kalıp üreyebileceği sorusuna yanıt arayan ilk girişimimiz. Umarım cevap olumludur," açıklamasında bulundu. Bunun mümkün olduğu kanıtlanırsa, bu araştırmanın sonuçları bir gün Ay, Mars ve diğer Dünya dışı dünyalarda kalıcı insan yerleşimleri oluşturma yolunda önemli bir adım olabilir.