Çin'in Hangcou kentindeki Qianjiang Century City ticari bölgesinde yer alan Regent International adlı devasa konut kompleksi, 260.000 metrekarelik alana ve 39 kata yayılarak 20.000 kişiye ev sahipliği yapıyor. Hastanelerden okullara, restoranlardan havuzlara ve alışveriş merkezlerine kadar tüm kurum ve hizmetleri bünyesinde barındıran bu yapı, sakinlerine dışarı çıkmadan yaşama imkanı sunuyor.

Regent International, başlangıçta mimar Alicia Loo tarafından tasarlanmış lüks bir otel olarak planlanmış, ancak daha sonra konut kompleksine dönüştürülmüştür. Şehrin birkaç bloğuna yayılan S şeklinde tasarlanan bina, 39 katında 5.000 konut birimine sahiptir. Alt katlar ticari alanlar için ayrılırken, üst katlar konut olarak kullanılmaktadır. Sosyal medya kullanıcıları, drone görüntülerini paylaşarak yapının içinde hastaneler, okullar, süpermarketler, spor salonları, restoranlar ve hatta havuzlar gibi tüm ihtiyaçları karşıladığını bildirdi. Regent International, güneş panelleri ve yağmur suyu toplama-geri dönüşüm sistemleri sayesinde kendi enerji kaynaklarına da sahiptir. Çin haber ajansı Sina'nın aktardığına göre, penceresiz en küçük dairelerin aylık kirası yaklaşık 500 yuan (yaklaşık 191 avro) iken, balkonlu lüks dairelerin fiyatı aylık 4.000 yuan'a (yaklaşık 509 avro) ulaşmaktadır. Kompleks içinde, basit stüdyo dairelerden lüks aile dairelerine kadar geniş bir yelpazede konut seçenekleri bulunması, aynı bina içinde belirgin bir sosyal katmanlaşma oluşturmaktadır.

Dışarı çıkma ihtiyacı olmadan yaşama fikri birçok kişiye konfor ve güvenlik nedeniyle cazip gelse de, uzmanlar ve gözlemciler sakinlerin potansiyel izolasyonu konusunda endişelerini dile getirmektedir. Bir analizde, "Bina adeta altın bir kafes gibi; her şeye sahipsiniz ancak sizi dış dünyadan ayıran bir sisteme kapalı kalıyorsunuz," ifadeleri kaydedildi. Yapı içindeki sosyal tabakalaşma da endişe yaratmaktadır: Üst katlarda yaşayanlar daha ayrıcalıklı hizmetlere erişirken, alt katlarda yaşayanlar genellikle sınırlamalar ve doğal ışık eksikliği ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda, zenginliğin dikey olarak, kelimenin tam anlamıyla binanın yüksekliğiyle arttığı belirtilmektedir. Regent International, özel ve kamusal alan arasındaki sınırı silen bir kentsel yaşam deneyi olarak öne çıkıyor. Bir yandan tam konfor ve güvenlik sağlarken, diğer yandan bireylerin dış dünyayla bağlantısını kaybettiği ve yaşamın tüm yönlerini kontrol eden "mükemmel" bir sisteme hapsolduğu distopik senaryoların kapılarını araladığı vurgulandı. Bu kompleks, modern mimarinin ve şehir planlamasının gücünü göstermesinin yanı sıra, gelecekteki aşırı merkeziyetçi, kapalı topluluklarda yaşamanın zorluklarını da ortaya koymaktadır.