Medya patronu Robert Edward Turner III olarak bilinen Ted Turner, dün 88 yaşında hayatını kaybetti. Modern kablolu televizyonu pratik olarak icat eden bir vizyoner olarak tanımlanan Turner'ın, aile pazarlama şirketini yönetmekten küresel bir haber fenomeni olan CNN'i kurmaya kadar uzanan hayat hikayesi, kapitalizm tarihindeki en büyüleyici öykülerden biri olarak kayıtlara geçti. Turner'ın medya imparatorluğunun televizyonla değil, reklam panolarıyla başladığı belirtildi. 1963 yılında babasının intiharının ardından 24 yaşındaki Ted'in "Turner Advertising" şirketinin kontrolünü ele aldığı aktarıldı. İflasın eşiğindeki şirketin, alacaklıların satış baskısına rağmen Turner tarafından agresif yatırımlarla maliyetleri düşürülerek Amerika'nın güneyinde lider konumuna getirildiği kaydedildi. 1960'ların sonlarına gelindiğinde, Turner'ın firmasının Güneydoğu Amerika'nın en büyük dış reklamcılık şirketi olduğu vurgulandı. 1970 yılında Turner'ın, Atlanta'da aylık 50.000 dolar zarar eden küçük bir UHF istasyonu (Channel 17) satın aldığı açıklandı. Başkaları değersiz bir frekans görürken, Ted'in burada bir fırsat yakaladığı belirtildi. Channel 17 adlı bu mütevazı kanalın, dünyanın daha sonra WTBS olarak tanıyacağı yapının temeli olduğu kaydedildi. Turner'ın temel inovasyonunun, yerel programları Amerika Birleşik Devletleri genelindeki kablo operatörlerine ulaştırarak "süper istasyon" kavramını pratik olarak icat eden uydu teknolojisini kullanması olduğu vurgulandı. Kariyerinin en büyük anının 1 Haziran 1980'de CNN'i (Cable News Network) piyasaya sürmesiyle yaşandığı belirtildi. O dönemde, 24 saat yayın yapan haber fikrinin çılgınca görüldüğü aktarıldı. Uzmanların, projenin bir yıldan kısa sürede başarısız olacağını öngördüğü kaydedildi. CNN'in, 1991'deki Körfez Savaşı sırasında küresel bir otorite haline geldiği açıklandı. Diğer ağlar kurgulanmış raporlara bağımlıyken, CNN'in Bağdat'tan canlı yayın yaptığı belirtildi. Bu sayede Turner'ın, haber dünyasındaki en güçlü adam konumunu sağlamlaştırdığı vurgulandı. Turner'ın burada durmadığı ve agresif bir genişleme sürecine devam ettiği bildirildi. 1986 yılında MGM'in film kütüphanesini satın almasının, ona TNT (1988), Cartoon Network (1992) ve TCM (Turner Classic Movies, 1994) gibi kanalları lisans maliyeti olmaksızın başlatma imkanı sağladığı, eski film klasikleri ve çizgi filmleri sınırsız birer kar kaynağına dönüştürdüğü aktarıldı. Turner'ın doğrudan gücünün azalmasının, tarihin en tartışmalı iş birleşmesiyle başladığı belirtildi. 1996'da Time Warner ile birleşmiş olan şirketi "Turner Broadcasting System"ın, internet devi AOL (America Online) ile birleşme sürecine girdiği kaydedildi. Bu birleşmenin, tarihteki en kötü iş kararlarından biri olarak kabul edildiği açıklandı. 'Dot-com' balonunun patlamasının Turner'ın servetinin büyük bir kısmını sildiği, kısa sürede inanılmaz bir 8 milyar dolar kaybettiği ve şirketin başkan yardımcılığı görevinden ayrılmak zorunda kaldığı ifade edildi. Bu finansal darbenin ve yönetim kontrolünü kaybetmesinin, onu medyayı operasyonel olarak yönetmekten çekilip hayırseverliğe ve doğa korumaya yönelttiği bildirildi. Amerika'daki en büyük özel arazi sahiplerinden biri haline geldiği, bizon popülasyonunu kurtarmaya ve ekolojik sürdürülebilirliğe odaklandığı, aynı zamanda Birleşmiş Milletler'e tarihi bir milyar dolarlık bağış gerçekleştirdiği aktarıldı. Forbes dergisinin verilerine göre, Turner'ın ölüm anındaki net servetinin 2,5 milyar dolar olarak tahmin edildiği belirtildi. Yaklaşık iki milyon dönüm arazisiyle Amerika'daki dördüncü en büyük bireysel toprak sahibi olduğu, bu arazilerin doğa koruma ve bizon yetiştiriciliğine ayrıldığı kaydedildi. Turner'ın, 1998 yılında Birleşmiş Milletler Vakfı'nın kurulması için yaklaşık bir milyar dolar bağışladığı ve 2001 yılında nükleer tehditlerin kullanımını engellemeyi amaçlayan Nükleer Tehdit Girişimi'ni kurduğu aktarıldı.