['Dokunmanın, soluduğumuz hava veya yediğimiz yemek kadar hayatta kalma için temel bir ihtiyaç olduğu bildirildi. Biyolojik bir mesaj olarak sinir sistemimiz tarafından tehlikede olmadığımızın işareti olarak algılandığı ve en temel güvenlik sinyalimiz olduğu vurgulandı.', 'Bilim insanlarının, tenimizdeki karmaşık iletişim sistemi ve yalnızca hoş dokunuşları kaydetmek üzere tasarlanmış sinir uçları aracılığıyla gerilimi nasıl azalttığını açıkladığı belirtildi. Yaşamın başlangıcında dokunmanın, sevginin ilk dersi ve bebekken adım attığımız dünyayla en güçlü bağ olduğu kaydedildi.', 'Bebekler için dokunmanın, konuşmadan önceki bir dil olduğu aktarıldı. Kelimelerden çok önce bebeklerin sıcaklığı, nefes ritmini ve cilt teması gibi unsurları anladığı belirtilerek, tıpta en önemli yöntemlerden birinin "kanguru bakımı" olarak bilinen, bebeğin uzun süre ebeveynin göğsünde kalması olduğu aktarıldı. Dokunmanın sadece hoş bir his olmakla kalmayıp, doğrudan biyolojiyi etkilediği, vücut ısısını, nefesi ve kalp atış hızını dengelediği vurgulandı. Ayrıca, dokunmanın bebeğin sinir sistemine, yetişkinlerin sıklıkla unuttuğu tam sakinlik durumunun neye benzediğini öğrenmesinde yardımcı olduğu bildirildi.', 'Her ebeveynin sezgisel olarak hissettiği şeyin, modern beyin araştırmalarıyla tam olarak doğrulandığı belirtildi. Bebeklerin kucakta tutularak şımartılmadığı, aksine bu nazik temasın beyin olgunlaşmasına yardımcı olduğu ve tüm bir yaşam için temel oluşturduğu kaydedildi. Bu ilk kucaklaşmanın, içimizde sonsuza dek yankılanan sessiz bir güvenlik yankısı oluşturduğu, dünyayı hiç bilmediğimiz zamanlarda birinin bizi sıkıca tuttuğu ve dokunuşuyla sevdiği için insan olduğumuzu hatırlattığı açıklandı.']