ABD eski Başkanı Donald Trump'ın Capitol'deki Temsilciler Meclisi salonunda yaptığı 107 dakikalık konuşmasında yer alan birçok temel mesajının abartılı veya tamamen asılsız olduğu, medya analizlerinde belirtildi. CNN'in detaylı incelemesine göre, iddia edilen 18 trilyon dolarlık yatırımlardan sekiz savaşı sona erdirdiği iddiasına kadar çeşitli konularda gerçekler çarpıtıldı.

Trump, görevine döndükten sonra ABD'ye 18 trilyon dolarlık yatırım sağladığı yönündeki olağan yanlış iddiasını yineledi. Ancak bu 18 trilyon dolarlık rakamın uydurma olduğu vurgulandı. Beyaz Saray'ın resmi internet sitesinde dahi, Trump'ın görev süresi boyunca "büyük yatırım duyuruları" miktarının 9,7 trilyon dolar olduğu kaydedildi ve bu rakamın da önemli ölçüde abartılı olduğu belirtildi. CNN'in ekim ayında yaptığı ayrıntılı analizde, Beyaz Saray'ın bu miktarlara belirsiz yatırım vaatlerini, "ikili ticaret" veya "ekonomik değişim" ile ilgili sözleri ve ABD'ye somut yatırımlar yerine muğlak ifadeleri dahil ettiği aktarıldı.

Trump ayrıca dış politikadaki rolüne ilişkin bilinen yanlış iddiasını tekrarlayarak, "ilk 10 ayda sekiz savaşı sona erdirdiğini" belirtti. Her ne kadar bazı çatışmaların çözülmesinde (en azından geçici olarak) belli bir rolü olsa da, "sekiz" rakamının açıkça abartılı olduğu kaydedildi. Konuşmasında, sözde sona erdirdiği savaşlar listesinde Mısır ile Etiyopya arasındaki bir "savaşın" da yer aldığını açıklayan Trump, bunun aslında bir savaş değil, Nil Nehri'nin bir koluna inşa edilen büyük bir Etiyopya baraj projesi etrafındaki uzun soluklu bir diplomatik anlaşmazlık olduğu vurgulandı. Listede, yine kendi başkanlığı döneminde gerçekleşmemiş bir diğer sözde savaş olan Sırbistan ve Kosova arasındaki çatışmanın da bulunduğu aktarıldı. Trump'ın zaman zaman iki taraf arasında yeni bir savaşın patlak vermesini engellediğini iddia ettiği ancak neyi kastettiğine dair çok az detay verdiği belirtildi; CNN bu durumun gerçek bir savaşı sona erdirmekten farklı olduğunu kaydetti. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Ruanda arasındaki çatışmanın da listesinde yer aldığı ancak Trump yönetiminin 2025'te arabuluculuk yaptığı barış anlaşmasına rağmen çatışmanın devam ettiği ve savaşan ana isyancı koalisyonun bu anlaşmayı hiçbir zaman imzalamadığı belirtildi.

Joe Biden yönetiminin sınır politikasını eleştiren Trump, Biden'ın 11.888 katilin göçmen olarak ABD'ye girmesine izin verdiği yönündeki olağan iddiasını yineleyerek, "Bunlar katillerdi, 11.888 katil. Ülkemize girdiler" ifadesini kullandı. Trump'ın federal verileri yanlış yorumladığı, İç Güvenlik Bakanlığı ve bağımsız uzmanların, Trump'ın atıfta bulunduğu 11.888 sayısının sadece Biden döneminde değil, Trump'ın ilk yönetimi de dahil olmak üzere onlarca yıl boyunca ABD'ye giren vatandaş olmayan kişilere atıfta bulunduğunu açıkladı. Bu kişilerin bir noktada cinayetten hüküm giydiği, çoğunlukla ABD'ye geldikten sonra ve şu anda gözaltında olmayan kişilerin bulunduğu Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) listesinde kayıtlı oldukları, yani Trump'ın iddia ettiği gibi özgürce dolaşmadıkları, şu anda hapis cezalarını çekmekte olan kişileri de kapsadığı bildirildi.

Tarifeleri "yabancı ülkelerin ödediği" yönündeki iddiasını tekrarlayan Trump'ın aksine, gerçekte tarifelerin Amerikalı ithalatçılar tarafından ödendiği ve maliyetlerin bir kısmını sıklıkla tüketicilere yansıttıkları kaydedildi. New York Federal Rezerv Bankası'nın analizi, tarifelerin ekonomik yükünün yaklaşık yüzde 90'ının Amerikalı firmalar ve tüketiciler üzerinde olduğunu gösterdi. Kongre Bütçe Ofisi, maliyetin yüzde 95'inin yerel aktörler tarafından karşılandığını aktardı.

Benzin fiyatlarının "çoğu eyalette galon başına 2,30 doların altına, bazı yerlerde 1,99 doların altına düştüğünü" iddia eden Trump'ın aksine, salı günü hiçbir eyalette ortalama fiyatın galon başına 2,37 doların altında olmadığı, sadece iki eyalette ortalamanın 2,50 doların altında olduğu belirtildi. GasBuddy şirketinden Patrick De Haan, konuşma sırasında Amerika genelinde sadece dört pompada fiyatın 2 doların altında olduğunu kaydetti.

Trump, "rekor seviyede enflasyon" miras aldığını ve Biden ile Demokratların "ülkemizin tarihindeki en kötü enflasyonu" getirdiğini iddia etti. Bu iddianın doğru olmadığı, enflasyonun Aralık 2024'te yüzde 2,9, Ocak 2025'te yüzde 3,0 olduğu ve en son oranın (Ocak 2026) yüzde 2,4 olduğu vurgulandı. Enflasyonun Haziran 2022'de yüzde 9,1'e (40 yılın en yüksek seviyesi) ulaşmasına rağmen, tarihi rekorun yüzde 23,7 olduğu ve 1920'de kaydedildiği, Biden'ın görev süresinin son iki buçuk yılında enflasyonun önemli ölçüde düştüğü belirtildi.

"Durgun bir ekonomi" miras aldığını ve ekonominin şu an "hiç bu kadar güçlü olmadığını" iddia eden Trump'ın aksine, Amerikan ekonomisinin 2025'te yüzde 2,2 büyüdüğü; bunun Biden'ın görev süresindeki herhangi bir yıldan (2024: yüzde 2,8) daha az olduğu aktarıldı. Trump, imzaladığı yasanın Amerikan tarihindeki en büyük vergi indirimini temsil ettiği iddiasını da yineledi. Kongre Bütçe Ofisi'nin analizine göre, vergi indirimlerinin on yıl boyunca 4,8 trilyon dolar (GSYİH'nin yüzde 1,3'ü) olduğu kaydedildi. Ancak bunun 1918'den bu yana yedinci en büyük vergi indirimi olduğu, en büyüğünün ise 1981'de Ronald Reagan döneminde (dört yılda GSYİH'nin yüzde 2,9'u) gerçekleştiği bildirildi. İstihdam sayısının rekor seviyede olduğu ancak nüfusun da arttığı, istihdam oranının nüfusa göre yüzde 60,1'den (Ocak 2025) yüzde 59,8'e (Ocak 2026) düştüğü, işsizliğin ise yüzde 4,0'tan yüzde 4,3'e yükseldiği belirtildi.