Britanyalı yazar Louis Theroux'nun "Manosfer İçinde" adlı yeni belgeseli, birçok kişiye manosfer olarak bilinen internet altkültürüne ilk kez bir bakış sunarak, bu spesifik dile olan ilgiyi artırdı. Bu hareketin üyelerinin, bilmeyenlere genellikle anlaşılmaz gelen kendi argo dillerini geliştirdiği aktarıldı. Bazı ifadeler internette çok zaman geçirenler tarafından bilinse de çoğu için tamamen yabancıdır. Ebeveynler, çocuklarının dijital dünyada ne tür fikirlere ve terminolojiye maruz kaldıklarının genellikle farkında olmadıklarını belirtti. Konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla manosferada en sık kullanılan terimler ve anlamlarına dair bir rehber sunuldu. Manosferada "matriks" kavramının, toplumun erkekleri sistematik olarak baskı altına aldığı inancını ifade ettiği açıklandı. Bu altkültürde bir hiyerarşi olduğu belirtildi: "alfa" dominant, arzu edilen ve güçlü iken, "beta" zayıf ve istenmeyen bir karakteri temsil eder. "Alpha Fu***s/Beta Bucks" (AF/BB) teorisinin buradan türediği aktarıldı. Ayrıca, hiyerarşi dışında hareket ettiği iddia edilen ancak alfanın çekiciliğini koruyan "sigma erkek" kavramının da bulunduğu kaydedildi. "Chad" (Çad) idealize edilmiş, fiziksel olarak çekici bir erkeği ifade ederken (aşırısı: "Gigachad"), kadın eşdeğeri "Stacy" (Steysi) çok çekici ama stereotipik olarak yüzeysel bir kadını tanımlar. Maksimum iyileşmeyi ifade eden "looksmaxxing", "healthmaxxing", "moneymaxxing" gibi eklerin kullanıldığı; bunların genellikle "mewing" veya görünüş rekabeti ("mogging") gibi aşırı veya temelsiz yöntemleri içerdiği vurgulandı. Aşağılayıcı terimler arasında, bir ilişkide kontrolü olmayan erkek için "Kak" (cuck), kadınlara itaat eden için "simp" ve sözde zayıf veya kadınsı erkekler için "Soj boy" (soy boy) ifadelerinin yer aldığı belirtildi. PUA (Pickup Artist) kültüründen gelen "Oyun" (game) kavramının bir baştan çıkarma becerisi ve "negging" gibi teknikler olarak kullanıldığı aktarıldı. İlişkilerin "cinsel pazar" ve "piyasa değeri" üzerinden değerlendirildiği; "Yüksek Değerli" (High Value) erkeklerin arzu edilen olarak görüldüğü, kadınların ise gençlik, görünüş ve itaatkarlıklarına göre değerlendirildiği açıklandı. "Prime", "hit the wall", "body count" ve "hypergamy" gibi kavramların da kullanıldığı kaydedildi. Tüm erkeklerin en başarılı bireyler üzerinden algılandığı, böylece ortalama erkeklerin sorunlarının göz ardı edildiği düşüncesinin yaygın olduğu belirtildi. "Avlt" (awlat) kısaltmasının ise "tüm kadınlar böyledir" anlamına gelen "all women are like that" ifadesinden geldiği ve tüm kadınları aynı şekilde tanımlamak için kullanıldığı vurgulandı. Manosfera, 1990'ların sonları ve 2000'lerin başlarında ortaya çıkan, toplumsal cinsiyet rolleri, sosyal adaletsizlikler ve cinsiyetler arası ilişkiler hakkında benzer inançları paylaşan erkekleri bir araya getiren bir internet altkültürü olarak tanımlandı. Üyelerinin belirli bir argo kullandığı ve genellikle erkek egemenliğini, kadın stereotiplerini ve ilişkilerdeki hiyerarşileri yücelten fikirler geliştirdiği kaydedildi. Bu altkültürün, toplumu kendi bakış açılarına göre "erkeklerin boyun eğdirilmesi" nedeniyle eleştirdiği vurgulandı. Ebeveynler için manosferanın, gençlerin tutum ve davranışlarını etkileyebilecek bir alan oluşturduğu belirtildi. Özellikle mizojiniyi, karamsarlığı ve duygusal izolasyonu normalleştiren toksik terimlere ve fikirlere maruz kaldıklarında bu etkinin daha belirgin olabileceği açıklandı.