Sırbistan'ın eski ABD Büyükelçisi ve tarihçi Milan St. Protić, Aleksandar Vučić'in cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmesini değerlendirdiği N1 televizyonundaki açıklamasında, istifanın iyi bir gelişme olduğunu ancak gönüllü değil baskı altında verilmiş olmasını tercih edeceğini söyledi.

Protić, bu koşullardaki bir istifanın bile Vučić'in hâlâ cumhurbaşkanı olmasından daha iyi olduğunu belirterek, "Bu makama bir daha asla dönmemesini umuyorum ama bundan emin de değilim. Önümüzdeki seçimler bize ne getirecek, göreceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanlığı görev süresinin kısaltılmasının seçim kampanyası için hesaplanmış bir adım olduğunu savunan Protić, "İstifa demagojisinin — 'artık koltuktan kampanya yürütmeyeceğim' söyleminin — seçmenleri üzerinde olumlu etki yaratacağını hesaplamış olmalı. Anayasa onu cumhurbaşkanı olarak kampanya yürütmekten alıkoymuyordu ama bunu daha uygun buldu" ifadelerini kullandı. Protić, tüm iktidar araçlarının seçimlerden sonra da Vučić'in elinde kalacağını öne sürdü.

Batı'nın Sırbistan'a yaklaşımına da değinen Protić, ABD ve Avrupa'nın ülkedeki yönetim biçimi, seçimler, demokrasi, insan hakları ve medya durumunu her zaman ikincil bir mesele olarak gördüğünü belirtti. Tito döneminde yaklaşık yarım yüzyıl süren tek parti yönetiminin Batı tarafından desteklendiğini, Miloşeviç'e de son ana kadar anlayış gösterildiğini hatırlattı.

Protić, ABD'nin Balkanlar'daki temel kaygısının kontrol dışı durumların ve silahlı çatışma riskinin önlenmesi olduğunu belirterek, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Sırbistan'ı "potansiyel olarak sorunlu ve patlayıcı konulara dahil" olarak nitelendiren açıklamasını bu çerçevede değerlendirdi.

Avrupa'nın Sırbistan'dan vazgeçtiği yönünde bir izlenim edindiğini söyleyen Protić, "Önce biz vazgeçtik; bu, onların da vazgeçmesinin bir nedeni. Geçmişle yüzleşme eksikliği, Ratko Mladić'in cenazesiyle bir kez daha teyit edildi. Avrupa'nın söyledikleri dolaylı ve kibar bir dille ifade ediliyor ama aslında Sırbistan'ın AB'ye ait olmadığını söylüyorlar" dedi.

Rusya'nın Sırbistan'a yaklaşımının da benzer olduğunu savunan Protić, Moskova'nın Sırbistan'ı öncelikli bir çıkar alanı olarak görmediğini, ancak ülkeyi Batı'nın etkisinden uzak tutmak için gereken kadarını yapacağını ifade etti.

Protić, yaklaşan seçimlerde olası usulsüzlükler durumunda büyük güçlerin politikalarını buna göre ayarlamak zorunda kalacağını belirterek, "Seçimler sorunlu bir sonuçla biter ve muhalefet, öğrencilerin öncülüğünde 15 Mart 2025'tekine benzer kitlesel gösteriler başlatırsa, herkes tepki vermek zorunda kalır. Moskova bunu engellemek için elinden geleni yapar; ancak yönün köklü biçimde değişmeyeceğine dair güvence varsa tarafsız kalabilir" değerlendirmesinde bulundu.