Venezuela'ya yönelik Amerikan saldırısının ardından dünyada ne gibi sonuçların ortaya çıktığı ve bu durumun uluslararası hukuka nasıl yankılandığı, bu akşamki "Utisak nedelje" programının konukları tarafından ele alındı. Programda konuşan katılımcılar arasında, Belgrad Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde uluslararası hukuk alanında doçent olan Miloš Hrnjaz, aynı fakültede barış çalışmaları profesörü Radmila Nakarada ve ISAC Vakfı'nda kıdemli danışman Marko Savković yer aldı.

Programın sunucusu Olja Bećković, yeni yılın başlangıcını sembolize eden ve Donald Trump'ın Venezuela'ya yönelik invazyonuyla ilgili olarak “Uluslararası hukuk beni ilgilendirmiyor, tek sınırlayıcım ahlak ve beni durdurabilecek tek şey aklım,” şeklindeki ifadesiyle programı başlattı. Bećković, bu sözlerin arka planında yatan hukuki durumları açıklaması için Hrnjaz’a yöneldi.

Hrnjaz, “İnsanların uluslararası hukukun dört ana ilkesinin ihlal edildiğinin farkında olduğunu düşünüyorum. Bu ihlallerin hiçbir şekilde müdahaleyle uluslararası hukukla uyumlu hale getirilmemesi, büyük güçlerin, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenine inanmamasıyla ilgilidir” ifadelerini kullandı.

Nakarada, Maduro'nun bir "diktatör" olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi meselesinin hukuki boyutunu sorgularken, “Başka bir deyişle, yasal olmamakla birlikte meşru bir müdahale hakkı doğuyor,” dedi. Böyle bir müdahalenin tehlikelerine dikkat çekti.

Savković, Trump’ın Venezuela’ya yönelik hareketini değerlendirirken, hem uluslararası dinamiklerin hem de monopolizmin gündeme geldiğini ifade etti. "Venezuela, Trump yönetimince karşılaşılan tehditler sıralamasında en hafif seçim olarak görülüyor,” dedi.

Programda, Venezuela'nın insani ihtiyaçlarını karşılamada artan zorluklar, ülkede devam eden kriz ve bunun uluslararası alandaki etkileri de gündeme geldi. Krizin daha fazla çatışmayı tetikleyebileceği ve dünya genelindeki silahlanma yarışını artırabileceği vurgulandı.

Tüm bunların yanı sıra, Grenland meselesi de tartışmalara dahil oldu. Bećković, Trump'ın ilk danışmanının "Grenland, ABD’ye ait” şeklindeki ifadelerini hatırlatarak, bu durumun bölgedeki jeopolitik dengeleri nasıl etkileyebileceğini sorguladı.

Nakarada, "Trump'ın niyeti, finansal destekle Grenland'ın bağımsızlığını Tanda karşısında sağlamak olabilir ancak Grenland halkı kesinlikle bu duruma sıcak bakmıyor," şeklinde belirtti.

Tüm bu gelişmeler, uluslararası hukukun geçerliliği ve büyük güçlerin bölgedeki etkileri açısından endişe verici bir tablo sunuyor.