"headline": "Avrupa Birliği Batı Balkanlar İçin Üyelik Kriterlerinde Yeni Yaklaşım Arayışında", "article": "Avrupa Birliği'nde Batı Balkanlar, Moldova ve Ukrayna'ya yönelik genişleme çağrıları sıklaşırken, birliğe yeni katılacak ülkelerden reformları uygulama ve koşulları yerine getirme beklentisi sürdüğü bildirildi. Analistler, bu durumu hem genişlemeye şüpheyle yaklaşan AB üye devletlerini rahatlatacak hem de aday ülkeleri Avrupa yolunda motive edecek uzlaşmacı bir çözüm bulma girişimi olarak belirtti.\n\nBrüksel'den gelen son "çekici öneri" Avrupa Komisyonu Başkanı Antonio Košta'dan aktarıldı. Košta, Batı Balkanlar, Moldova ve Ukrayna'nın "AB'nin ana önceliği" olduğunu ve Birliğin genişleme sürecinde "aciliyet hissi" taşıması gerektiğini, bu nedenle "iç reformların değerlendirilmesi" gerektiğini vurguladı. Ancak Košta, "AB'nin birliğinin korunması ve çeşitlilik içinde birliğin sağlanması" gerektiğini de belirtti.\n\nAvrupa Politika Merkezi Program Yöneticisi Strahinja Subotić, Blic'e yaptığı değerlendirmede, Košta'nın "genişleme politikasının geleneksel bir destekçisi olduğunu ve Batı Balkan liderleriyle iyi ilişkilere sahip olduğunu" kaydetti. Subotić, Košta'nın açıklamasının iki farklı görüşü dengeleme çabası olduğunu belirterek, "Bu meritokratik bir süreç. Belki '5 artı' puan beklenmeyecek, ancak bu koruyucu mekanizmalarla daha güçlü bir dört yeterli olabilir ve üyelik gerçekleşebilir. Bir yandan Košta, şüpheci üye ülkelere 'yaratıcı olacağız, endişelenmeyin' mesajını verirken, diğer yandan aday ülkelere 'reformlar üzerinde çalışın ve bu ödülsüz kalmayacak' mesajını aktarıyor" diye aktardı. Subotić, Avrupa Politika Merkezi'nin AB entegrasyon süreciyle ilgili birçok yaratıcı fikri olduğunu da belirtti. Kurumun, katılım belgelerine entegre edilecek koruyucu mekanizmalar ve üyelik sonrası belirli yükümlülüklerin ihlali durumunda daha güçlü bir denetim ve daha caydırıcı yaptırımlar sağlayacak özellikler içeren bir fikir sunduğunu bildirdi.\n\nDiğer yandan, Avrupa Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Slobodan Zečević, Blic'e Brüksel'de AB üye devletleri ve Avrupa Komisyonu temsilcilerinin katıldığı bir toplantı yapıldığını ve bu toplantıda Birlik genişleme modelinin de ele alındığını hatırlattı. Zečević, "Masadaki Fransız düşünce kuruluşunun, Aleksandar Vučić ve Edi Rama'nın kabul ettiği, veto hakkı olmadan AB'ye katılım fikri reddedildi. Çünkü bu modelin iyi olmayacağı, devletlerin pratikte 'gri bir bölgede' kalacağı, ne orada ne burada olacağı sonucuna varıldı. Ayrıca Avrupa Komisyonu'nda bu modelin demokratik olmadığı, çünkü tüm devletlerin eşit oy hakkına sahip olmayacağı düşünülüyor" diye açıkladı.\n\nZečević, AB'nin teknik kabul koşullarını yerine getiren tüm devletleri hemen kabul ederek Avrupa entegrasyon sürecini hızlandırmak istediğini belirtti. "Bu yolda ilk sırada Karadağ yer alıyor. Karadağ'ın bu yıl sonuna kadar AB'ye katılım için tüm koşulları yerine getirmesi ve 2027'de tüm üye devletlerle anlaşmanın onaylanması bekleniyor. Bu, Karadağ'ın 1 Ocak 2028'de AB'ye katılabileceği anlamına geliyor. Benzer bir durum Arnavutluk için de geçerli; Karadağ'dan bir yıl geride olduğu için 2029 veya 2030 başında AB'ye katılabileceği kaydedildi" diye aktardı.\n\nZečević, Brüksel'in bu yolla diğer Batı Balkan devletlerine de AB yolunun mümkün olduğuna dair bir sinyal göndermek istediğini de belirtti. "Karadağ küçük bir devlet, Arnavutluk da büyük değil, bu nedenle AB fonlarından büyük bir para çıkışı olmayacak. Ayrıca, AB mevzuatını kabul ettiler ve dış politikalarını uyarladılar. Bu, bölgedeki diğer devletlere de 'Bakın, Karadağ ve Arnavutluk yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz' mesajı olacaktır" diye belirtti.\n\nZečević'e göre, AB "Batı Balkanlar'ın bir kara delik olmadığını" göstermek istiyor. "Tüm bölge Avrupa Birliği ülkeleriyle çevrili ve bu alanın da AB'ye entegrasyonu kesinlikle gerçekleşecektir. Brüksel, ülkelerin AB'ye, Schengen'e ve avro bölgesine mümkün olduğunca hızlı girmesini istiyor. Örneğin, avroyu uygulamayan Macaristan ile kötü tecrübeleri var. Sistemde olan ancak aslında sistemde tam olarak yer almayan bir ülkeye sahip olmak işlerine gelmiyor" diye açıkladı." }