Hırvatistan'ı 2026 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Viyana'da temsil edeceği belirtilen "Lelek" grubunun "Andromeda" adlı şarkısı, trajik sözleri ve derin sembolizmiyle dikkat çekiyor. Şarkının müziğinin Sırp şarkıcı-söz yazarı Zorja Pajić tarafından bestelendiği bildirilirken, içeriğinin Antik Yunan mitolojisi ve Bosna-Hersek'teki Katolik kadınların Osmanlı dönemi deneyimlerinden ilham aldığı kaydedildi.

Şarkının sözleri, nesiller boyunca aktarılan acıları, annelerin korku içinde çocuk doğurmasını ve 'köleleştirilmiş' bir geçmişi sorguluyor. "Mum yakarken büyükannenize sorun, neden kızlarını korkuyla doğurduğunu, neden çoğunun mezarlığı seçtiğini, annelerimizin köleleri doğurduğu yeri" dizeleriyle başlayan şarkının nakaratında ise şu ifadeler vurgulanıyor: "Beni al kendine, Kraliçe Toprak / Ruhun senindir, onlara sadece bedenim / Beni yıldızlara götür, yıkılmış yuvalara / Çığlıklarla askerlerin uğurlandığı yere / Beni yıldızlara götür, gözlerden uzak / Andromeda." Şarkının adını aldığı Antik Yunan mitolojisindeki Andromeda, Etiyopya Kralı Cepheus ve Kraliçe Cassiopeia'nın kızıdır. Kraliçe Cassiopeia'nın deniz tanrıçalarından daha güzel olduğu yönündeki böbürlenmesi, tanrı Poseidon'un gazabını tetikler. Kraliyetin bir deniz canavarı tarafından harap edilmesi üzerine, Amon kahininin tavsiyesiyle Andromeda canavara kurban edilmek üzere bir kayaya bağlanır. Ancak kahraman Perseus tarafından kurtarılarak onunla evlenir. Böylece Andromeda, işlemediği bir günah yüzünden hapsedilmiş, gözler önüne serilmiş ve mahkum edilmiş bir kadının sembolü haline gelir.

Grup üyeleri, şarkının ilham kaynağının özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde Bosna-Hersek'teki Katolik kadınlar olduğunu, bu kadınların kendilerini kölelikten ve zorla evlilikten korumak amacıyla ellerine dövme yaptırdıklarını belirtti. Grup üyesi Korina, IN dergisine yaptığı açıklamada, bu dövmelerin sadece bir işaret olmanın ötesinde, büyükanneler tarafından çocuklara ve torunlara aktarılan bütün bir ritüel olduğunu vurguladı. Geleneksel dövme süreci, mart ayında Aziz Joseph Günü'nde, bir süpürge sapından elde edilen isin deriye acı verici bir şekilde işlenmesiyle gerçekleştiriliyordu. Dövmenin ne kadar genç yaşta yapılırsa o kadar iyi tutacağına inanılırdı. Günümüzde ise bu el dövmesi pratiği neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır.