Ticaret Temyiz Mahkemesi Hakimi Danijela Sekulić, kendisi için Nova.rs için kaleme aldığı makalede, kararları nedeniyle maruz kaldığı baskı ve tehditleri aktardı. Sekulić, yargının bağımsızlığının tehlikeye girdiğini belirterek, bir hakimin korkuya alışmasının bağımsız yargının sonunu ve sistemik adaletsizliğin başlangıcını temsil ettiğini vurguladı.

Sekulić, "Hakim baskılara alışmamalıdır. Onları 'işin bir parçası' olarak kabul ettiği anda, hakimlikten çıkarak adaletsizlik üreten bir sistemin aracı haline gelir," ifadesini kullandı. Yargı sürecinde hukuka riayet ederek karar vermekle yükümlü olduğunu belirten Sekulić, "Bu yemin bir ifade değil; hakim için asla geçilemeyecek bir sınırdır," dedi.

Açıklamalarında, korku mesajının tek bir hakime yönelik olmadığını, tüm yargıçlara hitap ettiğini kaydeden Sekulić, "Bu mesaj, kararı vermeden önce düşünmemiz gerektiğini söyleyen bir uyarıdır. Bu, hakların yerini hayatta kalma içgüdüsünün alması amacıyla atılan bir adım," diye ekledi.

Olayın ardından polise, savcılığa ve mahkemeye bilgi verdiğini aktaran Sekulić, bir tanığın durumu onaylamasından sonra sessizliğini bozmak zorunda kaldığını kaydetti. Hakimin sessiz kalmasının tarafsız olmadığına dikkat çeken Sekulić, "Bu sessizlik her zaman hakların aleyhinedir," dedi.

Bağımsızlığın sadece beyanatlarla korunamayacağına, etkin tepkilerle müdahale edilmesi gerektiğine dikkat çeken Sekulić, "Tehditlerin gündeme getirilmesi, devleti bir tehdit olarak görmekten değil, asıl özgürlüğü tehdit eden bir durum olarak değerlendirilmelidir," şeklinde konuştu.

Sekulić, tüm ilgili kurumlara ve meslek örgütlerine çağrıda bulunarak reaksiyon göstermelerini istedi. Hakimlerin yalnızca kelimelerle değil, eylemlerle korunması gerektiğini ifade eden Sekulić, aksi takdirde verilen kararların görünmeyen korku baskıları altında kalacağını belirtti.

"Bu bir kişisel dram değil, kurumsal bir alarmdır," diyen Sekulić, kendisine yapılan tehditlerin hukukun ihlali olduğunu vurguladı. Yargının bağımsızlığı için devletin gücünü göstermesi gerektiğini ifade etti ve "Ben korkuyla yargılamıyorum. Bağımsız yargının kişisel bir risk olarak değil, devletin anayasal bir yükümlülüğü olarak ele alınmasını istiyorum," şeklinde sözlerini tamamladı.