Donald Trump, 2015'te Barack Obama tarafından imzalanan İran nükleer anlaşmasına yıllarca saldırmıştı. Anlaşmayı korkunç, tek taraflı ve tarihin en kötüsü olarak nitelendirmişti. Şimdi, İran'la 'savaştan' çıkmaya çalışırken, orijinal anlaşmanın önde gelen yazarlarından birinin değerlendirmesine göre, 2018'de kendi iptal ettiği anlaşmadan daha zayıf bir anlaşma teklif ediyor. Anlaşmanın orijinal müzakerelerine katılan eski İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Philip Hammond, Trump'ın Amerikan askeri üstünlüğünü somut bir zafere dönüştürememesi durumunda 'çok, çok aptal' görünme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Hammond'a göre, şu anda müzakere edilen anlaşma 'JCPOA'dan çok farklı değil', ancak koşullar Amerika için daha kötü, çünkü İran şu anda on yıl öncesine göre daha güçlü bir müzakere pozisyonunda bulunuyor. İngiliz Telegraf'a yaptığı açıklamada Hammond, 'İran, kırk yıldır yaptırım altında olan orta büyüklükte bir ülke ve dünyanın en güçlü ordusu onu durdurmak, yok etmek, hatta engellemek konusunda bile başarısız oldu' ifadelerini kaydetti. İran, ABD, Rusya, Çin, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık tarafından 2015 yılında imzalanan orijinal anlaşma, müzakerecilerin iki yıl boyunca tartıştığı 150 sayfalık detaylı bir belgeydi. İran, uranyum zenginleştirmesini silah seviyesinin çok altında olan yüzde 3,67 saflıkla sınırlamayı kabul etmişti. Fordo yeraltı tesisi bir araştırma merkezine dönüştürülmüş, Arak'taki reaktör plutonyum yoluyla silah üretimi olasılığını ortadan kaldıracak şekilde yeniden düzenlenmiş ve IAEA, İran'ın şimdiye kadar kabul ettiği en kapsamlı denetim haklarını elde etmişti. Karşılığında ise ABD, AB ve BM nükleer yaptırımları kaldırmış ve milyarlarca dolarlık İran fonunu serbest bırakmıştı. Trump 2018'de anlaşmadan çekildiğinde, hem IAEA hem de Batılı istihbarat teşkilatları İran'ın anlaşmaya tam olarak uyduğunu belirtmişti. Trump'ın argümanı ise anlaşmanın terörü destekleyen bir rejimi finanse ettiği, karşılığında nükleer programı kalıcı olarak durdurmadığı, İran'ın balistik füzelerini ve Hamas ile Hizbullah gibi gruplara verdiği desteği sınırlamadığı yönündeydi. Axios ve New York Times raporlarına göre, Trump'ın temel önceliği, İran'ın yeraltı nükleer tesislerinde depolanan yaklaşık 2.000 kilogram zenginleştirilmiş uranyuma, özellikle de yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş 450 kilograma erişememesini sağlamaktır. ABD son turda 20 yıllık bir moratoryum talep ederken, İran beş yıllık bir süre önermiştir. Şu anda değerlendirilen uzlaşma önerisi, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmının ABD olmak zorunda olmamakla birlikte üçüncü bir ülkeye gönderilmesini, geri kalanının ise uluslararası denetim altında İran'da seyreltilmesini öngörüyor.